Slm Slm
22 Aralık 2004 tarihli chat:
selam hoşbuluşturana hoşbuluşanlara selam
RZİ MİH
Biraz geç geldim, göründüğümüzden daha çoğuz o halde, hoşbuluştuk candaşlar.
Eşimle en farklı evlilik yönümüz nedir biliyor musunuz? Yani başkasında olmayan, alışılmadık, inanılmaz bir karşılıklı saygı ve sevgi, inanılmaz bir anlayış.
12 yıldır birlikteyiz ve yine inanılmaz biçimde İLK gün gibi hep taze heyecan, kavga yok, hırçınlık yok.
"Allah’ın emaneti" diye değil. Öyle olsaydı mutlaka kendimi prangalamış olurdum, fakat bunu Allah emrettiği için, kendim+iz istediğimiz için yapıyoruz.
Eğer tersi olsaydı, bilinçaltımıza atacaktık, "Allah emretti, bu emanet dedi, napiiym başa gelençekilir" gibi olacaktı. Hiç böyle olmadı!
<> Hadi hadi itiraf et, aslında öyle :)
Öyle değil, itirafım bu! Ve inanılmazsın, benim gibi birinin kahrını nasıl çekiyorsun.
5’i birden dayanamadı. Eziyet veya kapris yok, bunu hiçbir eşime yapmadım. Ama beni aşırı benimsediklerindendir ki, nefes alamadım.
Neyse konuya girelim: Bu aslında Allah’ın bir hususiyetidir. Hiç merak ettiniz mi?
Allah zaten Adem-Havva atalarımıza ceza vermişti, yani dünyaya sürgünden daha büyük bir ceza olabilir mi?
Düşünün ki sadece PK (esp+oobe) gücüyle en rahat yerde birlikteydiler. CENNET bu, bundan daha güzel bir yer olabilir miydi?
Bu dediğimi anlayabilmek için, bir an herşey bitmiş hesap görülmüş ve siz CENNET’e alınmışsınız gibi bir Kıyamet ardını düşünün.
Sonra size diyorlar ki: "Haydi bakalım, al karını, dünyaya sürgün edildin."
Bu başınıza gelse ne yapardınız? (Gelmeyecek ama, Adem atamızın başına geldi.)
lmüşüz, kıyamet kopmuş herkes dirilmiş hesap görülmüş ve siz cennete girmişsiniz, ama sizi "Buradan defol" diye çıkarıyorlar! Ne yapardınız?
Bu yüzden, Adem ve Havva zaten yeterince en büyük cezayı almışlardı. Bunun üzerine daha büyük bir ceza olabilir mi?
O da oldu! İkisi ayrı ayrı yerlere inip, birbirlerini 5 asır görmediler, 500 yıl. Daha sonra buluştular, birleştiler.
Onun için, sesini çıkarma otur lütfen :) Kimse şikayet etmesin :)
Adem ve Havva iki ezeli sevgili, iki ebedi sevgili, 500 yıl beklediler buluşmak için.
Bu bizim de doğamıza kondu. Örneğin gencin biri karşıt cinsini görüyor. Yıldırım aşkı diyelim. Onlar hiçbir şekilde "aynı akşam düğün yapıp" birlikte olmuyorlar.
İlla ki bekleyecekler; belki okul, belki askerlik falan, belki uzun aralıklı söz, nişan, nikah...
Ama dikkat ediniz ki BEKLİYORLAR. Şimdi bu bekleme NEDEN VAR? Bildiğiniz nedenden dolayı, 500 yıl yerine -mesela- 5 yıl bekliyorlar.
Beklemenin diğer adı ise S A B I R . Bu SABUR biçiminde olunca Allah’ımızın mübarek adı.
VEL ASR. Bu sure artık bize "AB" bayrağı gibi mal edildi. ASR ile millenium vurgulandı. Hanif millenium’a uymayanların tamamı (çünkü insan deniyor ayette) husr, yani hayal-kırıklığı ile cezalandırılıyor artık...
Bu cezayı şuradan anlıyorum ki, şimdiye kadar hiç görülmemiş biçimde "Ebi Leheb" gibi isimler kullanıyor "yukarı plan". Yani ne Asr suresi, ne Tebbet, ikisi de arkeolojik kalıntı değil artık.
Yenilendi ve millenium ile birlikte bize verildi.
<> 103(Asr)/
<> 1; Vel asr
<> 2; İnnel insane le fi husr
<> 3; İllellezıne amenu ve amilus salihati ve tevasav bil hakkı ve tevasav bis sabr
O halde bu bizim suremiz. Birbirimize sulhçü ve salih eylemlerle, illa ki HAKK olan gerçeği ve SABRI tavsiye etmekteyiz.
21 Aralık büyük bir "üst plan buluşmasıydı", dün bu saatlerde ASR suresi "Haniflik ile ilgili ayetler gibi" buzdolabından çıkarılıp adeta YENİDEN verildi.
"İNSAN HÜSRANDADIR."
Bu iki kelime içine, maalesef Hanif olmayan, olmayacak, direnecek vb, TÜM İSLAM alemi diyebileceğim bir çoğunluk, ezici bir çoğunluk giriyor!
Bunların hüsranının ne olduğunu sorduğumda, "EBİ LEHEB veya onun milleti" dendi. Ben iliklerime kadar buz kesildim.
Hep daima inanmışımdır ki, Allah milyar müslümanı bir biçimde affedecektir, hep böyle ummuştum. Ve O’nun affının ne büyük olduğunu tartışmasız biliriz.
Bu sefer öyle değildi candaşlar, ültimatomdu bu: "İNSAN HUSRANDA." Ağır geldi bu bana...
<> 5(Maide)/68; De ki: "Ey Ehlikitap! Siz, Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni tam uygulamadıkça hiçbir şey değilsiniz." Rabbinden sana indirilen, onlardan birçoğunun küfür ve azgınlığını elbette artıracaktır. Küfre batan topluluk için tasalanma artık.
Bir şey daha yazmanı arz edeceğim, Ankebut 43, bir de Arapça’sı.
<> 29(Ankebut)/43; Biz bu misalleri insanlara veriyoruz, onları ancak alimler anlayabilir.
<> 29(Ankebut)/43; Ve tilkel emsalü nadribüha lin nas* ve ma ya’kılüha illel alimun
Şimdi "İnsan husrandadır"ın Arapça’sı.
<> 103(Asr)/
<> 1; Vel asr
<> 2; İnnel insane le fi husr
<> 3; İllellezıne amenu ve amilus salihati ve tevasav bil hakkı ve tevasav bis sabr
“İnnel insane le fi husr” ile “Ve tilkel emsalü nadribüha lin nas” içideki “lin NAS” aynı.
Aradaki tek fark şu: Bilimi bileler bilir, ama HANİFLİĞİ b i l m e k uygulamak, eskiye ilişkin her şeylerini TERK etmek zorundalar, geçmişe ilişkin her inançlarını terk etmek zorundalar.
İlmi akıl edemeyebilirler, ama HANİFLİĞİ kendilerinden 7 bin yıl önce akıl eden ataları İbrahim gibi AKLETMELİYDİLER.
21 Aralık (dün) Dede Korkut: “Bana verilen 7200 yıllık süre doldu.” Yani biz müslüman alemi de, 1430 yıldır, hercai gibi HANİFLİĞİ hiç keşfedemeden, hovarda gibi harcamışız zamanı.
Ve birdenbire dün İŞİN EN EN EN sonuna geldiğimiz açıklandı!
...
Klavyeyi sanırım bendeki metallerin yapışması bozuyor, manyetik bir problem sanırım, çaykaşığı yanağımda asılı duruyor ;)
Bir şey daha farkettim, sigara ambalaj kağıdı var ya, hani şu statik denen saydam dış kaplama, o da benden kaçıyor. Eelimi uzattığımda resmen ters mıknatıs gibi paket yürüyor, artık ilk iş o kağıdı çıkarıyorum.
Milletin eline yapışır o tersine benim elimden uzağa kaçıyor, rüzgar yemiş gibi, güzel bir oyun gibi ;)
(Gelecektekilere yazdım, siz aldırmayın devam.)
Şu anda türbilans geçti. Elimde olmadan chat’e sekte vuruyordu.
<> Stephen W. Hawking iyimi?
O bana tabi olmadığı için son 25 gündür hakkında hiçbir şey bilmiyorum.
Ben özellikle karanlık madde (gölge madde) teorilerinin ipuçlarını veriyorum, ZigZag’ı delicesine bir hızla buna yönlendiriyorum.
Allah’ımızın Kur’an’da "gölge" üzerine yazdığı tüm ayetlerin tam açımsamasını yapıp, gölge maddenin (karanlık maddenin) bütün ileri ve bilinmeyen sırlarını, adeta KMA Heberg’in Jessup’a gönderdiği düzeyde, hatta daha da ötede.
Gölge maddeye kitledim tüm Zig-Zag’ı.
Tek asi, tek karşı çıkan Hawking oldu, hep bunu yapıyor, bunu daima yapıyor :(((
Gölge madde asla idrak edemeyeceğimiz kadar bu dönem ÇOOOOK ÖNEMLİ. Salatı vusta içinde bile gölge madde şifresi var. Meşhut namaz dahi tam bir gölge madde şifresi, yani sabah namazı...
Akşam da öyle elbette >>> “Gölgeyi uzatıp yayıyor” mealinde ayetler nasıl ki Allah -mesela Adiyat ve fil surelerinde- atçılık hamaseti yapmıyorsa, Kur’andaki GÖLGE ile ilgili tüm ayetler de göründüğü gibi değil, Karanlık maddeyi ele veriyor.
<> 16(Nahl)/48; E ve lem yerav ila ma halekallahü min şey’in yetefeyyeü zılalühu anil yemıni veş şemaili süccedel lillahi ve hüm dahyrun
<> 16(Nahl)/48; ALLAH’ın yarattığı şeylere bakmıyorlar mı ki, gölgeleri ALLAH’a secde ederek sağdan ve soldan sürünerek gidip gelir.
Tşk. Konu 11 boyutlu superstringlerden bile önemli ve 25 gündür verdiğim tüm ÇOK İLERİ BİLGİLERE rağmen Hawking "Karanlık madde teoreminin tümden olmadığını" söyleyerek beni zora sokuyor.
Merak ettiğin için yazdım candaş. Aslında bugece bir şeyi tartışmaya açmak istiyorum.
Şu magnetik etkiye yakalanmadan önce size dün itibariyle verilen ve BİTEN bir krediden söz ettim.
Bizden önceki kitaplar gibi şimdi de müslümanlığın KREDİTESİ bitti, beni anlıyorsunuz değil mi? Bu bir felaket gibi. Birden bire bu kredi nasıl bitti?
Meğer dün saatlere sıkışmışız. Efendimizin “İkra” ayetinden bu yana TÜM KREDİ BİTTİ, bu ilk kez oluyor.
21 Aralık 2004 saat 19:45 cıvarında kredinin bittiği, artık insanların EBİ LEHEB hüsranına uğrayacakları manifestosunu aldım.
Salih amel >>> Barışçıl her eylem.
Buna bu saatten sonra lütfen sahiplenin, içbarışı koruyun. Artık barış husranlılara değil, kendimize.
Bunu lütfen iyi kavrayalım. Biz İÇBARIŞI oluşturmak zorundayız. Ötekiler babamınoğlu olsa bile kiniyle gebersin, zaten içime sinmiyordu.
Ben onları GERÇEKTEN seviyordum ve gerçek şu ki onlar beni hiç sevmiyorlardı.
Sonuçta üç adet şiddetli uyarı geldi.
İlki bana kurşun sıkanların EBİ LEHEB sayılmasıydı. Meğer o biten kredinin habercisiymiş.
İkincisi, gelecekteki büyük islam iç-savaşının mel’un (metallerle kavga ediyorum biraz izin), mel’un Süfyanisinin ezici çoğunluğunun NURCU olması.
Bu inanılmaz bir şey, yani 3 asır içinde öyle bir güçlenecekler ki...
Dünyada bu kadar islami akım dururken neden NURCULUK? Bunu hiç kafam basmıyor. 3 değil, 30 değil, 300 küsur sene sonra geniş bir taraftar bulmuş ve Süfyaninin ordusu olarak nasıl yayıldıkları bir sır?
Şurada bir cep telefonu alıyorsun, iki ay sonra ESKİ teknik oluyor. Bilgisayarlar da öyle, sistemler de, bir yıl geçmeden eski model sayılıyorlar.
Peki bu NURCULUK (tamamen Fethullahçılık olduğu bildirildi) nasıl oluyor da 300 yıl daha yaşıyor? Üstüne üstlük EZİCİ vurucu gücün en büyüğü oluyor?
Şeytanın parmağı var bu işlerde, gerçekten şeytan...
Çünkü Amerikalı mültimilyonerlerden büyük bir serveti var. Dünyanın heryerinde, okulları dışında örgütü var.
Bu nasıl iştir ki, Amerikalı müslümanların ve özellikle Muhammed Ali (cassius) Clay gibilerin, sonradan müslüman olanların gittiği ilk yer 200 bin üyeli "The Light" vakfı?
<> Sanırız orta-vadede, Kudüs’te Siyonistlerin kuracağı üç kutsal dinin birlikteliğinden oluşan konsensüs de Papa+Haham Başı+Halife bir araya getirildiğinde, Dünya halifesini Nur cemaatinden seçecekler. Durum bunu gösteriyor.
Güzel bir tesbit yaptın, tam bir "CAYV", teşekkür. Papaların tek muhatabı (islam papası anlamında) Fethullah Gülen’dir
<> Nasıl bir pozisyon almalıyız hanifler olarak?
Alamayız ki, bunlar 300 yıl sonra EBU SÜFYAN ordusunun en büyük gücü olacaklarsa -ki olmuşlar- buna nasıl bir önlem alabiliriz ki?
Bunun önlemi 3 asır sonra büyük bir iç-savaş sonrası ve KAN ile alınacak, hiçbir önlem alamayız.
Herbir nurcunun cebinde inanılmaz para var, yani en işsizi böyle. Eşimi takip ediyorlar. Farkındayız ki, para hiç sorun değil. Hele şu mankenlerinden biliyorum, her biri deste dolarla geziyordu.
<> Aralarına katılanları ihya ediyorlar maalesef.
Evet, işte bu bir ekonomik güçtür, ne yapabiliriz ki? Balıkesir emniyet teşkilatının yarısı nurcu, yarısı da diğer tarikatlerden.
<> Fonun kaynağı siyonistler mi?
Elbette. Tıpkı Öcalan gibi. Garibim Aponun nesi vardı? Bu kadar silah 15 bin militana erzak nasıl bulundu? Apo köyünden tarla mı sattı?
Şu anda bile bizim korumalarımızın katili yine Apo’dur, Arap, Şii falan değil.
A P O ‘nun 5000 militanı var Musul yöresinde, yani ABD kontrolünde.
İlk işleri Kerkük ve Musul’daki Türkmen tapu kayıtlarını yakmak oldu. Bunu da APO yaptı, Talabani falan değil.
Apo hiçbir şeydi, birden bire HERŞEY oldu. Bizim Ege ordusu kadar (uçak tank hariç) silahı oldu. 15 bin insan her gün makarna yese, bulgur yese, milyonlarca dolar olur bu...
Sizce bu orduyu APO tekbaşına aidatlarla mı kurdu? Yoksa kaçakçılık ve uyuşturucu ticaretini üç-kol mafyası onlara tahsis ederek bu orduyu kurdu?
Pekiyi Fethullah efendi, bir emekli vaiz maaşıyla bu işi nasıl yaptı?
Şu anda (faiz işliyor) 4 buçuk katrilyon lira ÖZEL hesabı var. Başkaları adına açılanları ise kimse tahmin edemez. Yahu Türkiye’nin bütçesi nedir ki?
Demek ki Arz-ı mev’ut düğmesine basıldı. Kürdistan illa ki kurulacak. (Kuruldu bile, kimsenin haberi yok.)
Demek ki Nev Asya ve Kürdistan Goyimlerinin startı verilmiş. Durum bu...
bir çay alıp geliyorum.
...
Şunları yazmak zorundayım, bununla ilgilenmeyin ltf. Bir de soru var, yanıtını vereceğim, yine işe döneceğiz.
VEKEM
V=Check işareti
VEKEM
V________Check out işareti
E________________ENTRY
K>>>Kriypto KEY
E____END
M>>>>>>>>>>>>>>>>>i’M
VEKEM solution OK.
UP ve AB için yanıt.
Hu daima YUKARISI için gösterilmiştir. Örneğin HOP >>> hoplamak--yukarı hoch ve high. HUB >>> sevinçten ve sevgiden uçmak (muHaBbet gibi).
Sanskritçe HUP, İngilizce up, Fransızca Haut (High anlamında) ve AB (özellikle Almanca’daki biçimiyle AB öneki).
Sanskritçe HUP ve TUP, ikisi de yukarı anlamında. İngilizce’leri UP ve TOP (Turanca Tepu/tepe).
Yanıt sonu.....
ss
Gelelim kendimize, yani yeniden başbaşayız.
Evet başkanım soru vardı, ama daha önce şu magnetik olumsuzluklara rağmen ASR suresinin e l i m i z e ruhsat gibi, rozet gibi verilmesini konuşmak üzere değerlidaşlarımızın yorumlarını istiyorum, arz ederim.
Aslında bu kırmızı bir alarm, “KREDİ BİTTİ” deniyor.
Gerçi benim Türkiye’de kimsem yok, ama -mesela- eşimin annesi var, onun KREDİSİ BİTTİ. Bu biraz şok yapıyor bende.
Belki de sevgi dolu samimi gönlümün, affetmeye hazır, eski adeti.
Bayramda seyranda bir araya gelindiğinde, kredisi bitmiş biri ile görüşmenin ne anlamı olacak? Hiç görüşmemek, ona da iyilik yapmak olurdu.
Üstelik bana bildirildi ki, o benden ve senden nefret ediyor, ama bunu söylemiyor, tam tersine sevecen sevgi-dolu görünüyor.
Kredi bitmesini önce KENDİMİZDE test etmek istedim, onun için yazdım, yoksa ilan etmek için değil.
Bu bizim annemiz, ya sizinkiler, sizin babanız?
Bu kredi bitmesi tam bir Dabbeceydi. Yani ilk kez kendimi gaddar ve mağdur edici bir alamet olarak gördüm, ilk kez Dabb ettiğimi anladım, ilk kez şahsımda dün krediler bitirildi.
Ve bu BANA söylendi. Why me? Ama yanıtını biliyorum. Benden başka hiç bir im, iz, işaret, alamet yok ki! Fethullah’a mı söylenecekti?
<> Hanifliği BİZden duymamış olanlar da ARTIK KENDİLERİ bulmak zorunda mı demek bu?
Bize düşen bir görev, bir kitap yazarız, basın üzerimize çullanır, tarikat falan diye yazar. (Basın dediğin de sadece Ebi Leheb tayfası.)
Bu kitabı yazmamız yerinde olur, fakat kollektif bir isimle veya Halikarnas Balıkçısı gibi bir mahlas ile.
Çünkü EBİ LEHEB olgusu bildirilmesi demek, aynı zamanda onların EBİ LEHEB taarruzu yapacakları anlamına gelir.
Bu kitabı yazdıklarımızdan derleyelim, yazalım, basalım. Kimin yazdığı önemsiz olsun. (Yazdıklarım dediğim sadece chatler.)
Bunu bir manifesto gibi sunalım, ama ültimatom vermeyelim. Ola ki nasiplenen olur. (50 yıl sonra 40 milyon falan olacağımız söyleniyor.)
Allah bile "Ben Kur’an’ı yazdım" demiyor, “(Biz) İNDİRDİK” diyor.
“Yazdık” demiyor, “Kur’an’ı LEVHİ MAHFUZDAN indirdik” diyor, Levhi Mahfuz için de "NUN (emrettim) KALEM (yazdı demiyor) ve YAZDIKLARINA”.
Burada ilahi kompüter programı var. Belki bizim de bu grup adına (mesela Zip-Zap) böyle bir kitabı çıkarmamız, daha doğrusu yazmışız, konuşmuşuz, yıllar olmuş...
Bunları sadece doğru biçimde, güzel bir imla ile toplayıp vermek gerekiyor.
Alışmaları zor buna. Nasıl dersin ki: "Asker, şiddetli yağmurda kendi sağlığını korumak ve daha uzun savaşmak zorunda. Bunun için kötü hava şartlarında SAVAŞILMAYACAK."
Bunu nasıl söylersiniz, “vatan millet sakarya susurluk" edebiyatıyla beyni yıkanmışlara?
<> Nisaa 4/102 gereği yazarız.
Onlara göre bu milletin yarısı şehit olmalı. Bunlara nasıl yazarsınız Allah’ın emirlerini?
Hele ki bunlar barıştan, sevgiden, hoşgörüden ne anlarlar? Ver eline bombayı, gidip intihar etsin, bir ilkokulu havaya uçursun, şehit (!) olsun.
Kredisi bitenlerin dini bu!
Bulunduğum yerde iktidar partisinin, bazen istemeden toplantılarına katılıyordum, ısrarla çağırıyorlardı.
AB’ye girmenin eşiğinde, Avrupalı olmanın eşiğinde, genelde şunu konuşuyorlardı bu okumuş zevat: "Irak’ta iyi ediyorlar, öldürüyorlar Amerikalı, İngiliz ve Türk şoförleri..."
Aynı anda bu kişiler, AB’nin en modern üyesi olmuşlar şimdiden. Bu melezlikten nasıl kurtuluruz biz?
Kıbrıs’ı tanır, fakat Türk şoförü ABD uşağı diye görür ve öldürülmesini GENEL kanı olarak destekler, "gitmesinler" der.
Bu iktidarın gizli gündemlerinden biri.
Elbette başbakanımız öte yandan Alman (adı lazım değil yüksek mason) nişanını alıyor. Geçen aylarda onu da taktı, Şövalyeliği berdevam.
AB’nin o yarı rezalet bildirisi neydi öyle? Ucu açık, 2014’de BELKİ, o da o gün referenduma götürülürse.
Bu arada Yunan ve Rum tarafı da üyeliği boykot etmezse, 2018 gibi AVRUPALI olacağız.
Ammaaaa elbette ki serbest dolaşım ASLA olmayacak, kota koyacaklar, yılda 100 bin kişi -o da dönmek şartıyla- gezebilir.
Yani yılda 3 milyon Alman Antalya’ya gelebilir, ama tüm Avrupa’ya 100 bin Türk gidebilir. HACC sırası mı bu? Bunun kotası olur mu?
Ben -kerhen- AB’yi istedim, neden?
Aksi halde cuntanın kuklası oluyorduk. İşkenceler devam edecekti ve biz halen o ilkel polis devleti kalacaktık.
Avukat tutamayacaktın. Karakol merdiveninden düşüp beyin kanamasından ölebilirdin.
Kenan Evren’in DÜNYASIYDI burası, bizi yıllarca içeri tıktı, çıkamazsınız dedi yıllarca evlerinizden.
Selimiye kışlasında, sırf Cumhuriyet gazetesi okuyor diye gençlerin ve gençkızların ırzına geçildi.
Eğer biz AB’ye girmeseydik, şimdi sayısız Deniz Gezmişi asmış olacaktık. Kenan Evren’in dünyası burası!
Ben ne demiştim hatırlıyor musunuz, iki ve üç yıl önce? 2015’den önce giremeyiz. AYNEN böyle dedim.
Bunu niye istiyorum, nedenini de söylemiştim. Girsek de girmesek de Türkiye’ye gerçek hukuk müktesebatı gelecektir. Avukat ve haklar okunacaktır. Belki de Jüri kurulacaktır.
Bunları yazmıştım, yoksa AB’nin meraklısı değilim.
Zaten benim doğum-vatanım, yani özyordum Amerika kıtasında, Grönland diye bir yer. Benim için Avrupa ve AB kocaman bir sıfır.
Sadece sizlerin ve çocuklarınızın gitmesi için, onlar için istiyorum AB’yi. Bir de şu Kenan Evren ve Fethullah Türkiye’sinden kurtulmak için.
İleri mi gittim?
<> Önceki muhtırada da "Ziverbey Yalısında" Hiram, Eymür ve F.Doğu benzeri işler yapmış.
Evet, o olayın adeta içindeydim, iğrenç bir şeydi Ziverbey Yalısı.
Hakan diye bir arkadaşımı yanlışlıkla almışlardı o yıl. Tamamen futbolcu, siyaset ile ilgisi sıfırın altında. İtirafına göre bizim Hakan, TKP yani komünist olduğunu imzalamış.
Yaşı 17 ve kaldığı süre 40 gün. Her yer -dizinize kadar- lağım. Uyumanız, uzanmanız mümkün değil. Kışın da bu su adeta BUZ tutuyor. Su değil, oradakilerin idrarı, gaitası.
Kenan Evren Türkiye’sinde, işte bu kadar değerliyiz.
Candaşlar, AB’ye sarılmazsak 180 derece döneceğiz. Hükümet ilk hükümet olduğunda ne yapmıştı? Suriye ve İran’a (Avrupadan önce) ittifak-pakt kurmak için ziyarete gitmişlerdi, rezil olmuşlardı.
Erbakan’ın ilk ziyareti de Kaddafi olmuştu, bir güzel kovulmuştu.
Libya kim, Suriye kim, İran kim, Irak kim? Ne işimiz var bunlarla? Ne iittfakı? İttifak için önce sizinle DOST olmaları gerekir.
Humeyni İran’ı benim dostum HA? Beka vadisini Apo’ya bağışlayan Suriye benim dostum HA?
İşte bunun için AB’ye evet. Gerçi o da Siyonizmin ta kendisi, fakat hiç değilse gerçek demokratik ve refahçı olarak, insanlarının konforundan öte lüksünü bile düşünüyor.
AB’ye girdiğimizde, rütbesiz Türk askeri, bir polis maaşı almak zorunda, mahrumiyet zammıyla birlikte -şimdiki parayla- birbuçuk milyar. (Bunun için “Türkiye bize pahalıya mal olacak” diyorlar. Orduyu biz vereceğiz, onlar besleyecek.)
Yani bizim Kenan Evren’in mehmetçikleri, "paralı asker" olarak Avrupa Ordusunu tek başlarına üstlenecekler. (Yazdıklarım tamamen ciddidir, şaka yok.)
Avrupa karargahından çıkan bir emirle -mesela- Arnavutluk’a veya belki de Gürcistan’a girmemizi isteyecekler. Bu milli irade değil, AB iradesi olacağı için, tüm Kenan Evrenler tıpış tıpış bu emre uyacaklar. (Bu da şaka değil.)
Avrupa bayrağında yıldız sayısı 25 olmalıydı, ama 12 Yahudi kabile düzenini temsilen 12 yıldız koydular.
Buna rağmen AB içinde kişi başına GSH 20 bin Euro bile olabilir. Çünkü Avrupa bitti, büyüme hızı yok, enflasyon da yok, ihracat yok. Hepsi turist olup 30 bin Euro’ya kadar yılda -mesela Türkiye’de- yiyorlar.
İhracat olmayınca Japon ve Çin malı ithal edersiniz. Japon kaliteli, Çin ise sudan ucuz.
Su, nir Euro. Bir tek Euro’ya çakmak, dolmakalem, üzerinize gömlek, kolunuza kol saati alabiliyorsunuz. Hepsi Çin malı ve bir buçuk milyon lira HEPSİ!
Su da birbuçuk milyon lira (küçük pet şişe). Bunun için sudan ucuz dedim.
Allahaşkına Maydonoz kaç para, bileniniz var mı? (Manav fiyatı, pazar değil.) Bir ÇİN malı polarize güneş gözlüğü parası. Hem de muazzam taklit (Versace) ve bir demet maydonoz parasına.
Gerizekalı bu Çinliler nasıl başardı bunu?
Nedenini söyleyeyim: İnglizler 99 yıllığına bir kenti kiraladılar (o zaman boştu bile), sonra orası Asya kaplanı oldu. HONG KONG!
O yoldan Kore, Maleyzya, Taiwan ve koca Çin, TAKLİT ile hepsi birer ASYA kaplanı oldular.
Keramet İNGİLİZ’DE! Şu AB içindeki İNGİLİZ’de. Onun için AB’ye girelim dostlar, beni kınamayın.
Meraklısı değilim, ama Kenan Evren, Ecevit vb Türkiye’sinden kurtulalım diye. Avukatım gelmeli ben tutuklanırsam, bana haklarım okunmalı.
Yüksek mahkeme (temyiz), MGK değil, AB mahkemesi olmalı. Avukatım dayak yememeli. Hıyaroğlu polis bana kabadayı gibi "Lan man” diye konuşmamalı.
Bu aynı polis, kanıtları kendisi bulmalı ve mahkemeye sunmalı. O zaman tutuklanır veya tutuklanmaz zanlı.
Ama bizimkiler götürüyorlar, bir güzel dayak (üç gün), üç günü geçti mi de "kayıp" numarasına yatıyorlar. "Karakoldan kaçtı" numarası da çok geçerli.
Böyle yaparak 15 gün bile gözaltına alıyorlar. (Tabii üç gün diyorlar, ötesini bilmemezlikten geliyorlar.)
Şimdi tam 24 saat. Eğer 25 saat olursa, -katil bile olsa- usul yönünden DAVA düşecek.
Bütün bunlar için AB gerekli. Hele sıfır çeken lise sınavlarımız, üniversite sınavlarımıza bakınca, eğitim bir fecaat.
Atlas olmadığı için Grönland’ı gösteremedim, yerini şifahen anlatamadım, hiç duymamıştı lise üç öğrencisi. Grönland’dan haberi yoktu. (Dünyanın en büyük adasıdır.)
Biliyorum ki sizin döneminizde bunlar (coğrafya kitaplarında)
zorla morla ezberletilirdi. Şimdi ise coğrafya bile TEST.
Grönland yerine şöyle bir soru: Aşağılardakilerden hangisi gölet DEĞİLDİR. Sonra şıkları sayıyor. Bir de şaşırtmacası var: DEĞİLDİR diyor.
Bu testlere şartlanırsanız, dünyanın en büyük adasının hangisi olduğunu nasıl bileceksiniz?
Bir de adını bileceksiniz, bir de hangi ülkeye ait olduğunu, bir de başkentini bileceksiniz. Bunları çıkarmışlar kitaplardan, yerine gölet-ölet koymuşlar.
Dersanelere verdiğiniz şu paralar var ya, şu öğretmenlerin ve hastane dışında muayene eden doktorların yatacak yeri yok.
Okulda öğretmiyor, ders saatleri dışında paralı KURS veriyor ya da milyar lira ödenen DERSANELERDE öğretiyor. Öğretmenimizi böyle yarı aç hale getiren zihniyet utansın.
Bir de 600 bin kişilik ordumuzdaki 450 bin mehmetçiğe bir-buçuk yıl boyunca para vermeyen, ailesine yük eden, ailesinden aldıran Kenan Evren zihniyetine lanet olsun.
AB gelince nereden baksanız en kötü, en acemi, 1000 ila 1500 Euro aylık, ayrıca lojman ve insanca möble vb alacak. Analar babalar dişlerinden artırıp da çocuklarına 18 ay para göndermeyecekler.
Madem paran yok, neden genç çalışanları, ev geçindiren delikanlıları ASKERE alıyorsun? Neden Kenan Evren? Ordu milletiz diye mi? (!)
Enflasyon düştü diye seviniyor insanlar. Bir kere BORÇlar erteleniyor, günü gelince mahvolacağız. Nereden bulup ödeyeceğiz, o meçhul!
İkincisi, enflasyonu zaten düşüreceklerdi. Kim? Dışgüçler.
30 bin kişinin öldüğü, yüz trilyonlarca askeri harcama (ayda) yapıldığı bu kadar yıl içinde batmışız, milli serveti Güney Doğu Anadolu’ya gömmüşüz. Kurşun yapmışız, yakmışız.
Birden APO’yu bize teslim ediyorlar. Ateşkes yapılıyor. BELLİ DEĞİL Mİ? G.D.Anadolu’ya gömülen o deli para yanımıza kâr kalacak.
Belli ki ENFLASYON %10’lara düşecek. Artık APO yok ki? Oraya da para gitmiyor artık. Belli değil miydi enflasyonun düşeceği?
Enflasyonun &45’ini askeri harcamalar götürüyordu. Kafadan bir kere %45 enflasyon azaldı.
Apo’nun yakalattırıldığı gün BELLİYDİ ki, şu kamburumuz hyper enflasyon, belli ki bu 1960 ile gelen bu çile bitiyordu, bitti bile.
İşte Ecevit’e Apo’yu yakalattılar ve oyları %1 bile değil. Mala geldi RTE oturdu, birdenbire enlasyon aşağı indi!
Bak şu işe! Gördün mü 5 vakit namaz kılarsan işler böyle düzelir!
<> APO’yu yakalamak için eski CIA ajanlarını görevlendirdi İsrail. 67 milyon $’a USA ile anlaştılar. $40 milyon pesin, gerisi teslimde. Türkiye ödedi.
Daha beterini söyleyeyim mi? Koskoca İmralı adası, koskoca bir ada bu, dev bir ada, burası ASKERİ üstür, Donanma Komutanlığının. Oradaki lojistik de önemlidir.
Orayı APO’ya devredip gittiler. Nereye? İZMİR yöresine. İzmir’deki en pahalı yerde askeri tesis kuruldu. Pekiyi KİRASI kaç para? Eminim ki 67 milyonu çoktaaaan geçmiştir.
Candaşlar, yarın chat var.
20.30’da ısrar ettiğiniz için, bugün magnetik bir manyak gibiyim. Dün de zaten şoklardaydım. (Halen aklım o HÜSRAN işinde.) Dün gerçekten şokeydim.
<> Yalnızca üçüncü uyarıyı da yazalım mı?
Bir gün yazarız. Nasıl olsa yarın, cuma ve pazar yine chat var.
<> Sizi istirahate alalım, dinlenin.
Konu istirahat değil, inan ki klavye bile etkileniyor. (Eldiven ile yazıyorum.) Kayıp dikiş iğneleri falan yerden gelip ayağıma yapışıyor. Çayı tahta kaşık ile karıştırıyorum.
Bu sanırım yarın geçecek, şu anda sadece sigara jelatin kağıdı benden deli gibi kaçıyor. Kaşık ısrar etmiyor.
Belli ki geçecek bu magnetik alan. (Zaten Türkiye’de böyle birileri daha var. TV’ye çıkmışlar galiba.)
<> Negatif bir magnetig alan mı?
Hayır negatif değil. Mesela statik jelatin senin eline yapışıyor, ama tersine benden kaçıyor.
Bu da can sıkıcı tabii. Cepten konuşamıyorum, deli gibi ıslık çalıyor, ama kablolu telefon ile konuşabiliyorum.
<> Spil’de nötrlenseniz?
Güneydeyim. Yarın umarım eldivensiz yazarım. Allah’tan eşim bunları yadırgamıyor, bir de DELİ falan deseydi ne yapardım?
Eşim benim durup dururken 6 ay falan yok olmama alıştı. Yeşile yapıştığımda, zamka tutulduğumda, zamanda senkronize olamadığımız artık çok iyi biliyor.
Ve ben lanet magnetik alan yüzünden, bilgisayarı bozmamak için kapatmayı düşünüyorum.
RZİ MİH
geronimo gider
hoş-bye