Slm Slm
19 Aralık 2004 tarihli chat:
ss
Hoşbuluşturana şükür, geç ve güç de olsa buluştuk. :)))))))))))))))))
selama selam tüm dostlarımızın, Halilluh dostlarımızın selamlarına selam
<> 13(Ra’d)/17. İndirir/indirdi, el semaa’dan, bir maa/su; o halde saal/seyl oldu/olur vaadiler, qaderleri ile; o halde haml etti/eder el seyl, zebeden raabiyen (bol/taşan/yüzeye çıkan bir köpük); ve üzerine aqıd ettiklerinizden (akıttılarınızdan, erittiklerinizden), el naar/ateş içinde, bir hılye veya bir metaa arayan (için), bir zebed/köpük (vardır), onun misli(nde)/gibi. İşte böyle(ce), Darb eder Allah, el haqq’ı ve el baatıl’ı; o halde el zebed/köpük zeheb edilir (atılır) cüfaa (atık?) olarak, ve el naas’a fayda veren (menfii olan) meks edilir (kalır/bırakılır) el ardz’da. İşte böyle(ce) Darb eder Allah el emsaale’yi.
<> "Her nefs bir kitab", misali, "Her insan bir değer, cevher, maden..." Hanif’lik ise bir pota, yani bizLER potası, misali. Bu potaya giren her maden, erimek durumunda. Yani, buz fazındaki her nefs, potada eriyerek bizLERe karışmak zorunluluğunda. Aksi takdirde köpük olarak atılıp gidecek. Her nefs/ben, "Bir BEN var, benden içeri" misali, kendi nefs/benini, bizLER potasında eritecek, bizLERe katacak; "Ben ben ille ben" inadı ile amel etmeyip, içerideki BENi hissedip bizLER olacak.
Esir(ether)in bir fazı. Sonsuz aşk. Esir nedir, biliyoruz artık. Külli Şey’in’lerin (tüm sonsuz küçük noktaların) SIFIRLARIN bileşimi ve birleşimi.
Bileşim dedim, çünkü ASLİ’dir. Birleşim dedim, çünkü -mesela- 10 bin tane külli şey’in bir KÜME oluşturur, ama ayrılmaz yine içindedir. (Su buz, buhar kar vb.) Hepsi aynı potadadır.
Pekiyi nasıl KÖPÜRÜR? Arş’ın YUKARISINDA KÜLLİ ŞEY*İN vardır. Yani mutlak olmayan bir sıfır, toplamı (şeylerin toplamı) SIFIR olan bir sıfır.
Arş’ın yukarısında ne var? Allah elbette bizleri bu ĞAYB’e muttali etmez. (O zaman Allah Allah olmazdı. Veya ortak ettiği sayıda Allah ve vekilleri olurdu.)
Külli şey’in nedir? Kocaman bir sıfır. Allah (AL=1) + Küllişey’in (LA=0). Bunu digit olarak değil matematiksel toplayın >>> Bir, artı sıfır, eşit yine BİR!
Külli şey’in, Allah’ın ortağı değildir. ARŞ da bir süper cisimdir. Külli şey’in, SÜPER CİSİMLERİN TAMAMINI (Levh, Sur, Cennet, Kürsi, Kalem vb) kuşatır. Allah ise KÜLLİ ŞEY’İN’i kuşatır.
Külli şey’in’in bir diğer adı >>> WHOLEGRAM. Açar mısınız? (Çünkü biliyorsunuz.) The Whole+gram. (Veya grafi veya musavvir.)
The Whale, Whole, örneğin Wholesale (whole+sale). (Açıklama yok mu?) The Whole nedir?
<> Whoole hole: Ğaybatın alemi. Tüm hologramlar.
Evet, Allah’ın EL MUSAVVİR ve VEHHAB isimlerinden oluşan bir bütün.
Eğer hatırlarsanız, yıllar önce (1985’de) MATRİX’i yazmıştım. Matematiksel bir MATRİSS’in geometrik olarak açılımı => GRAFİĞİ demiştim.
Bundan 18 yıl sonra "The Matrix" filmi çevrildi. Filmin teması neydi? Pozitif felsefesi? Yesevi’nin anlattığıydı: "EVREN BİR HAYAL."
Evren bir düş. Sınav gereği >>> Bize tanıtlatmak üzere düzenlenmiş bir düş! Tasavvuf böyle çıkış yaptı.
Şunu da anımsatayım: Gelecekte Laser teknolojisiyle öyle değişik bir hologram yöntemleri bulunacak ki, sizler KIVAMLI (konsontre) bir köpük sayesinde oluşturulan bir hologramı bir plastik kalıp
yapabileceksiniz.
O kalıp (matrix) eğer bir insan ise, onun midesindeki YEMEĞİ, çamaşırının rengini bile görebileceksiniz. Artık karanlık oda esaslı kameralar kalkacak, yerine digital fotoğraflama yöntemi gelecek. (bunu 1985’de söylüyorum.)
Bundan ileride bir tarihte de artık kişilerin veya nesnelerin 3D resmini çekip, dilerseniz onu kıvamlı köpük halinde elinizin altına koyacaksınız. Bunları yazdığımı hatırladınız mı?
Kıvamlı köpüğü, hiçbir şeyin eksik bırakılmadığı, detaylandırıldığı kitabımızda bulabilirsiniz: RA’D suresinde ;)
Arş bir kesit, üstünde KÜLLİ ŞEY’in denen sıfır (ama yokluk değil), dışında ALLAH var. (Kuşkusuz Ehadün Vahid tek.)
Pekiyi aklınıza şöyle bir soru gelebilir mi? "Yahu, Allah’dan başka bir şey (ismi ne olursa olsun) VARMIŞ, bu Allah ile İKİ adet etmiyor mu?”
Evet tahkikidir Hanif İslam dini. (Ötekisi taklidi.) SORABİLİRSİNİZ? Bu sizin hakkınız! Sorduğunuzu varsayıyorum candaşlar ve yanıtlıyorum.
Eğer MUTLAK yokluk (Allah bile yok demek) olsaydı, Allah bile yoktu (kaldı ki biz hiç yoktuk). EVREN
tamamen MUTLAK bir sıfır halindedir. (Mutlak sıfırı hatırlatayım: Çarpanı, böleni, katsayısı dahi SIFIR.)
Mesela o.0/0 gibi. Ama bizim sıfırımızı anımsayın >>> 1.0/1 olan sıfır.
İşte bu, KÜLLİ ŞEY’in olan sıfırımız. Yani ALLAH var olduğu için, MUTLAK YOKLUK yoktur. Allah VAR olduğu için, MUTLAK SIFIR YOKLUĞU hiç yaratılmamıştır.
MUTLAK VAR onun yerine geçmiş ve kendisi bir tek olduğundan kalan ise 1.0/1 üssü 1 vb => KÜLLİ ŞEY’in olmuştur.
Bu Külli şey’in >>> ALLAH’a şirk olabilir mi? Yoksa AL(1)LA(0)HU anlamında mıdır? Yorum bekliyorum.
<> Vahdet-i Vücut, Vahdet-i Mevcut, Vahdet-i Şühut gibi kavramlar da buralardan çıkarılmış...
Allah acze düşmez, ama ben Spinoza’nın bir sorusunu sorup değiştireceğim sonra: "Allah kaldıramayacağı taşı yaratır mı?"
Şimdi bunu Hansça yazıyorum, daha doğrusu soruyorum: Allah mutlak yokluğu (kendi bile yok) yaratabilir mi?
Soruyorum o halde varım. Sorguluyorum o halde varım. Ben varsam mutlak yokluk yoktur, o halde Allah da var! La ilahe illallah...
Şimdi bundan sonraki aşamada Külli Şey’in’i en küçük bileşenine indirgiyoruz: 0.000000000000000000000000000peryodik0001. Sonsuzda bir yok gibi ama VAR.
Bunlardan (sonsuzda birlerden) sonsuz tanesi ne eder? Elif noktasından küçük bir sonsuz eder. Elif noktası kuşkusuz BİR ise, bundan küçüğü elbette sıfırdır. (La mewcude illa HU.)
Elimizde bir şey var, ama kocaman bir sıfır. Olsun elimizde BİR ŞEY var ya! 1 ve 0 ikilisi var elde. Biri yaratan, diğeri yaratılan. Biri baki, diğerleri fani. Biri bir tek (Ehadü), ötekisi KÜLLİ (sonsuz kadar). Buraya kadar OK?
<> 10(Yunus)/4. Hepinizin dönüşü O’nadır. Bu, ALLAH’ın verdiği gerçek sözdür. O, yaratılışı başlatır ve sonra tekrarlar; böylece inanıp erdemli işler yapanları adaletle ödüllendirir. Kafirlere ise, inkarlarından ötürü sıcak bir içecek ve acı bir azap vardır.
Allah Arş’ı istiva etti. Allah’tan başkası istiva edemez. Ama O’ndan başkası (müstevlileri anımsayınız) İSTİLA edebilir.
Dikkat! Allah Arş’ı işgal etmiyor. (Meşgul etmiyor yani, Arş Allah’tan daha mı önemli?) Allah bizleri İSTİLA etmiyor. (Allah bize kulum diyor, KÖLEM deMİyor. Bununla özdeştir.)
Allah kuşkusuz İHATA edici. (Bloklayıcı, abluka edici, kuşatıcı.) Allah’tan başka HİÇBİR ş e y bloklayamıyor, ihata edemiyor.
ALLAH istiva ediyor. Müstevli değil ama Müstawi. (Bu Allah’ımızın Kur’an’daki adıdır.)
Bundan sonraki aşama: Arş katı bir cisimdir. (Üstünü bilemeyiz, alt yedi tabakasını biliriz.) ŞİMDİ: Yukarıda AYRIK olarak duran KÜLLİ ŞEY’İN’den " b a z ı ş e y l e r " AŞAĞIYA NASIL TRANSFER olur?
İpucu: Arş yedi tabaka. Şimdi bana -mesela- MA’nın (mai, su’yun) nasıl 7 fazı olabilir, bunu söyleyebilir misiniz?
Üçünü biz biliyoruz. Katı (buz), sıvı (su), gaz (buhar) fazları (halleri), kalan DÖRT!? Quantum köpüğü DÖRDÜNCÜ hali.
Zaten döndüncü hal >>> Plazma demektir. Kuantum KÖPÜĞÜ (Süper uzay dolgusu) zaten suyun dördüncü halidir (fazıdır).
Şimdi TAKYON etherodynamiğine dönelim. Takyonlar;
1. Sanal madde olan,
2. Sanal enerji (NOOR, EN-Nur).
İki fazdır. Etti 6. OK? Nasıl ki enerji (nar) biçimlenmemiş seyrek madde ise, bunun tersine soyut enerji (NUR) çok sıkı BİÇİMLENMİŞ bir dokudur.
Bunu açmak için şöyle örnekleyelim: Bir melek SOYUT maddedir (Takyondur). Yani biçimlenmiş ana maddenin bir BOŞLUĞU‘dur. (Bizim bedenimizin doluluğu demek, ruhumuzun oradaki BOŞLUĞU demektir.)
E=mc2 gibi, Takyon E’si (AL NOOR) biraz ters de olsa ya da bizdeki her doluluk oradaki boşluk ve/veya tersi ise (İF) onun takyon formülü de tersine Fİ olarak çalışmaktadır.
Fİ >>> bir parantez ne kadar büyük ve sonsuz olursa olsun, önüne gelen bir eksi işareti, parantezin içindeki tüm cebirsel ve işlemsel işaretleri tersine çevirir. Bu da anlaşıldı mı?
<> Nur >>> Nar ilişkisi, magnetizmadan elektromagnetizmaya geçiş. Bu da 5. hali idi. Ardından magnetizmanın çıkış ucu olan takyon ile 6. boyutu açıklıyoruz, desek eksik olur mu?
Nasıl ki BURADA suyun bir çok halleri (kar, tipi, dolu, don vb) var ise, söylediklerinin tamamı da bunun misalidir. Sözünü ettiğim, ÖTEDEKİ SU (MA) fazıdır.
Yani onun da sayısız sub-phaze’ları var. (Kırağı, çiğ, işba/şebnem gibi.) Biz alt fazlardan değil, şu anda üst 7 fazdan söz ediyoruz.
Sadede geldiğimizde; KÜLLİ ŞEY’in’in istiva aleminden AŞAĞI geçişiyle ortaya çıkan emfazın adı ESİR‘dir. Ve Allah Esir’in tüm fazlarını Kur’an’da saymıştır:
1. Külli şey’in.
2. Kevser.
3. Küsur veya kesir vb.
Bunların hepsi MA. (Örneğin, Arş’ı istiva etti. O’nun Arş’ı SU üzerindeydi.) MA hem en yukarıda (50 bin yıllık bir gün ötede), hem de (şuna Allahüekber diyorum ki) YERYÜZÜNDEDİR!
Elbette bu MA yeryüzündeki MA olana kadar, aşağıların aşağısı fazlardan geçiriliyor, yani bu MA (içtiğimiz su) ESİR değil. (Umarım Kevserimiz olur Allahinşa.)
Suyun fazları saymakla bitmez. (Çay, dere, ırmak, nehir, derya, umman, göl, gölet vb.) Sıfatları da bitmez. (Soğuk su, ılık su vb.)
Candaşım o yüzden sana bu fazları saymaktan imtina etmiştim. Ama asli olan su => H2O’dur.
<> DENİZ su değil mi?
Evet, Derya => Deniz, Umman => Okyanus, o anlamda yazmışım. Kur’an’da Bahr ve Umman kelimeleri vardır.
Ama bazı SU ‘lar ESİR (veya kevser) değildir. Mesela deniz kızı SU değildir. Ama cennet ırmakları, cehennemin kan-irin-ödem akıntıları, kezzap nehirleri yine (eriyik anlamında) SIVI’dır.
İSTİVA’dan İSTİLA’ya aktarılmış Külli Şey’in ESİR(Ether)’ine, Arş’ın altındaki MA diyoruz. Bunu diğer fazları izliyor. Sonunda RA’D suresine geliyor ve örnekseniyor. Kuantum KÖPÜĞÜ (Süper ve Hyper uzay esirileri) burada anlatılıyor.
Şimdi bana bir daha RA’D suresinin ilgili ayetlerini bu örnek çözümleme bilgi süzgeciyle bir daha yazar mısınız?
<> 13(Ra’d)/17. Allah gökten su indirir, dereler onunla dolar taşar. Sel, üste çıkan köpüğü alır götürür. Süslenmek veya faydalanmak için ateşte erittiklerinizin üzerinde de buna benzer bir kopuk vardır. Allah, hak ve batıl için söyle misal verir: Kopuk uçup gider, insanlara fayda veren ise yerde kalır. Allah bunun gibi daha nice misaller verir.
Evet Türkçesi bu, ama candaşın yazdığı biçimde lütfen.
<> 13(Ra’d)/17. İndirir/indirdi, el semaa’dan, bir maa/su; o halde saal/seyl oldu/olur vaadiler, qaderleri ile; o halde haml etti/eder el seyl, zebeden raabiyen (bol/taşan/yüzeye çıkan bir köpük); ve üzerine aqıd ettiklerinizden (akıttılarınızdan, erittiklerinizden), el naar/ateş içinde, bir hılye veya bir metaa arayan (için), bir zebed/köpük (vardır), onun misli(nde)/gibi. İşte böyle(ce), Darb eder Allah, el haqq’ı ve el baatıl’ı; o halde el zebed/köpük zeheb edilir (atılır) cüfaa (atık?) olarak, ve el naas’a fayda veren (menfii olan) meks edilir (kalır/bırakılır) el ardz’da. İşte böyle(ce) Darb eder Allah el emsaale’yi.
Dikkat ediniz, Arapça ve Sanskritçe, TAMAMINI sohbetin başından beri yazmış ve anlatmış oldum. Artık çocuğun adını sizler koyacaksınız.
Kuantum köpüğü şunun şurasında 1999’da akıl edilmiş. 2003 yılında ise quantumize edilmiştir. Kur’an’ın şu büyüklüğüne bakar mısınız? Allahuekber! El Kebir! El Mütekebbir!
Kuantum köpüğü "EMANET” geçicidir, yani KIYAMET ile birlikte tümden köpük yok olacaktır. Peki geriye kalan nedir???
<> “o halde el zebed/köpük zeheb edilir (atılır) cüfaa (atık?) olarak, ve el naas’a fayda veren (menfii olan) meks edilir (kalır/bırakılır) el ardz’da.”
MEKS şudur: Dev bir parantezin önüne getirilen bir tek EKSİ işareti, bu işaret ne yapıyordu??? (Eksi de, Meksi de SANSKRİTÇEDİR. Bereket>>Birikim gibi...)
<> “Fİ >>> bir parantez ne kadar büyük ve sonsuz olursa olsun, önüne gelen bir eksi işareti, parantezin içindeki tüm cebirsel ve işlemsel işaretleri tersine çevirir.”
Evet. EVREN bir MATRİX, hayal. Gönüllü sınanmak istedik. Sınav için MATRİX (Hayal hologramı) yaratıldı. Bunun için KIVAMLI KÖPÜK yaratıldı. (Biz bunu gerçek sanıyoruz.)
Kıvamlı köpük >>> ZEBED. Kuantum köpüğü uçar gider. (Aynen Ankebut gibi dayanıksızdır.) Sadece yer ve göğün ayrılmasına (Tek bir düzlemin Dabbe ve Tarık olarak aniden ŞİŞMESİNE) yol açan bir MATRİX’tir.
Bunu Tarık’tan inen, diplere giren ŞAHİDİ olarak söylüyorum. (Böylece Teori değil, DENEY bile oluverdi.)
Kimse Allah’ın söylediklerini deneyleyemez. Ama herkesin MUTMAİN olmaya hakkı vardır. Bana aranızda şu ana kadar yazdıklarımdan MUTMAİN olmamış bir candaş bulunuz.
Mutmain olmadığı halde mutmain görünen, Allah indinde İbrahim düşmanıdır. Bana açıkça mutmainliği (doyumluluğu) yazın, sorun.
<> Ben.
Evet candaş, bekliyorum. Varlığımın nedeni de budur.
Varlığımın nedeni İbrahim atamızdan farklı. Atamız Halillullah İbrahim MUTMAİNLİĞİ arıyordu. Ben ise tersine bir ayeti yerine getiriyorum: "İnsanların çoğunun klasik inandığına ilişkin" DABBE ayetini.
Ben mutmain olan ve bunu isteyen değilim. Ben MUTMAİN etmek üzere gönderilenim.
O ayeti bir daha yazarsanız, benim için, KANAT indirmekle birlikte, o andan itibaren MUTMAİN olmak isteyen değil, MUTMAİN EDEN olduğumu göreceksin.
<> 27(Neml)/82. O söz tepelerine indiğinde, yerden onlar için bir dabbe çıkarırız da onlara, insanların bizim ayetlerimize gereğince inanmadıklarını söyler.
<> 15(Hicr)/88. Sakın, onlardan bazı çiftlere verdiğimiz nimet ve zevklere gözlerini dikme. Onlar için tasalanma da. Müminler için kanadını indir sen!
<> 17(İsra)/24. İndir onlar için rahmetten tevazu kanadını ve de ki: "Rabbim, merhametli davran onlara, tıpkı küçüklüğümde beni koruyup büyüttükleri gibi."
<> 26(Şuara)/215. MÜMİNLERDEN SANA UYANLARA kanadını indir!
Ben mutmainliği aştım. Allah aşırttı. Ben sadece MUTMAİN edenim, bunun için bir alametim ben.
Bu yüzden candaş buyrun. Bizim birincil ilkemiz AÇIKSÖZLÜ ve asla riyasız olmaktır. Çekinme sor veya başka bir arzun varsa gerçekleştir.
<> Mutmain değilim, çünkü konuşulan birçok şeyden eğitimim dolayısı ile fazla anlamıyorum. Maalesef dün akşam buradaki yaşadığım bazı şeyler, bazı arkadaşlarımızın oldukça önyargılı olduğunu gösterdi.
Bana onlardan söz edebilirsin? Ben müneccim değilim (olumlu anlamda). Bize söz et ltf. Gruptaki kişisel psikolojilerden beni sorumlu tutma lütfen. Zaten bunun cezasını sürekli geri bıraktırılarak yaşadık.
Kırgınlıklarla engellendik. Küsenleri barıştıramadım daha. Allah elimizden büyük atılımları bekletmeye aldı. Bunu ben çoğumuza anlatamadım. Allah’ın NİMETİ VE NİYETİ ERTELENDİ.
Beni sorumlu tutmayın. Ben hep BARIŞ, salih amel, selam, sevgi, toleranstan söz ettim. Beni suçlama candaş. Çünkü bunu hak etmiyorum.
Ben SELAM SELAM (Barış barış) yani BARIŞIN diye yaklaştım. Hep bunları SEVGİ üzerine kurdum. Hep sevgideğer dedim sizlere.
Ama hepimizin nefsi başka. Ben böyle dedim, başkası diyemez.
İnsan halife ve ihtilaf için gönderildi. İnsan şu bir iki saliselik MATRİX dünyasında birbirine kırılmak, zulmetmek, savaşmak, günah için ihtilaf yapan bir halifedir.
Beni suçlama candaşım. Ama derdine deva olabilirim.
<> Hayır kesinlikle sizi suclamıyorum. Sizin yazdıklarınızı okudum buraya geldim, bir dayak yemediğim kaldı.
Bizde paranoya yoktu, olmazdı da. Fakat öylesine düşmanlıklar yaptılar ki ilk dönemlerimizde, buraya selam atıp da bana küfretmeyen kalmadı neredeyse.
Arkadaşlarımın KONTROL mekanizması, haklı olarak beni korumak için. Ben neyim ki, beni niye korusunlar ki?
Kimse karakaşıma karagözüme aşık değil ki! Bendeki "BEN"e. Demin ayette yazılan, "O söz başlarına geldiğinde..." sırrına saygıyla beni koruyor, beni manen ve madden destekliyorlar.
Eğer o destekler gelmeseydi, ben bugün bir yıllık kontrat yapıp, tlf hattımı çekmiş olarak ŞU AN ve ŞURADA sizlerle buluşamazdım.
Biz günah ve sevabımızla "OLDUĞUMUZ GİBİ" insanız. Grupta birbirine kırılmayan kalmadı. Sen de o kırgınlardan birisin.
Bendeki Allah vergisi, BARIŞ (selameyn) bileşkesine rağmen, birbirini kırmayan neredeyse kalmadı. Ben hariç! Kimseyi kırmadım. Kırdın diyen çıkmayacaktır.
Artık O SÖZ BAŞINIZA GELDİ. Artık kırgınlıklar yok. Ben çok kırıldım. Kimseye belli etmedim. Bana toplam 11 kurşun sıkıldı, muhtelif zamanlarda, yine kırılmadım. Öldüm dirildim, yine kırılmadım.
Oysa ben kırılgan ve naif bir insan iken böyleyim. Artık kıranlara niye kırdın diye sormayı terk ettim. Sizlere artık KIRILMAYIN, hoşgörün yaratandan ötürü demeyi yeğledim.
Belki bu da başınıza gelen bir söz!
<> Bakın arkadaşlar, ben dün de söyledim, eğer buraya tesadüfen gelmiş biri olsaydım, bir an durmaz giderdim. Herkesin çok akıllı olduğunu düşünmeyiniz, benim gibi eğitimsiz, fazla bilgisi olmayan, ama art niyeti olmayan birinin de geldiğini düşünün.
Candaş. Buraya hayr ve şer için gelinir. Şer için gelenler Ebi Leheb olarak lanetlenip gittiler. Ama sen Hayr için buradasın.
Ve benim geçmiş chatlerimi oku lütfen. Göreceksin ve burada "anladığını söyleyen" herkes. Resmi ve geleneksel bilimin üç asır sonrasından yazıp çizdiğimi göreceksin.
Eğer sadece benim yazdığım (mesela yukarıdaki konu gibi) bir tek şeyi idrak ile okuyup anladığında, değil Türkiye’de, dünyada bunu akıl etmiş bir tek prof veya bilim adamı bulamazsın.
Kendimi methetmiyorum. Diyorum ki: Burada SEN dahil tüm candaşlar, dünyayı Einstein’lar istila etse, YİNE DE bilim gibi bilimi bilmekte TEKSİNİZ.
Size yazdıklarımın çoğunu HAWKİNG’e bile söylemedim. (Söylemler kitap yazmakla olur, ama yazmıyorum. Hawking ise bunları burada okuyamıyor.)
Hawking’de çelişki VAR, ama inan BİZ+LERDE sıfır çelişki var.
Bizi birleştiren ortay, yönel vektör, kuşkusuz BİLİMDEKİ ÜSTÜNLÜĞÜMÜZDÜR. Dinlerin ENGÜZELİNE sahip olmamızdan öte, bunu ilk ve tek bizim BULMAMIZDIR.
Bunların önemi (başınıza gelen bu söz vaki olduğunda) artık kırgınlıkları aşıyor. Ana yöneyimiz sadece ve sadece HANİFLİK denen başımıza gelen söz ve İbrahim dininden ARTI olarak, BİLİMDEKİ eşsiz üstünlüğümüzdür.
Sevgideğerim Candaşım. İddia ediyorum, sadece iki sayfalık herhangi bir chat’i OKU, sonra Hawking dahil istediğine git. SEN ONLARIN TAMAMINDAN ÜSTÜN olarak bilmektesin.
Çünkü bu söz VAKİ oldu, başına geldi. Hanif Protestant İslam (efendimize inen dini gibi) BİR MİLLENİUM ile birlikte İNDİ.
Candaş, acele etme, oku ve de ki: “Rabbim ilmimi artır.” Göreceksin ki, üniversite profları eline bile su dökemeyecek cahiller kalacak yanında.
Ben kefilim. Allah da şahidimdir. O söz başına geldi. Ben en barışçı ve yumuşak alametim. Allah benim aracılığımla insanlara gazap ve azap vermeyecek. Ama benden sonraki alametler, ğadab ve kan-gölü olacak.
Ben merhametiyle kanat indiren (O kanadı Allah taktı) ve kanatlarını terk eden bir alametim. Barış barış barışın. Birbirinize karışın. Barışçıllakla yarışın!
Birbirinizi “SEN, O” gibi görmeyin, “BİZCİLLİK”tir şiarımız, umdemiz. Başın ağrırsa bu senin VÜCUDUN. Miden ağrırsa o da senin vücudun. Çünkü BİZ*LER tek vücuduz.
Yineliyorum: Artık birbirini "Kırmayın" demeyeceğim. "Kıranı affedin" diyeceğim. Hatta artık bunu bile demeyeceğim.
Sizler akil-baliğ, kemaliyetli-kamil, yetişkin-sorumlu-yükümlü insanlarsınız. Kamil ve ergin olana çocukmuş gibi "NASİHAT" edilir mi? Ben nasihatçı mıyım?
Ben hepinizin en en en en en küçüğüyüm. Benden daha küçük bir tek kişi bile yok aranızda.
<> Lafı uzattığı için, Hans’ı bunca yazmaya mecbûr bıraktığı için, kasıt aramama sebep oluyor, lütfen konu bitsin.
Ben yazmadım bunları. Ellerim yazdı. Daha önce hiç sağ elimle böyle yazmamıştım. Yemin ederim VALLAHİ ilk kez böyle oluyor.
Ben yazmadım, sağ elim yazdı, sol elim de onu tamamladı. Bu bir hayır işareti bence, bu ilahi bir işaret. Ben secde etmek zorundayım, iki rekat sonra geliyorum.
...
Beklettim. Fakat ikame ettiğim salat değil, üzerine okuduğum salat uzun sürdü. Mesajlar yerine oturmuştur umarım.
Ve beni arabulucu yaparak bilimden çalmayın, özkimliğiniz (nefsiniz) ile hesaplaşın. Ve Kur’an => Bilim saatine dönüyoruz. Nerede kalmıştım?
<> “Mutmain olmadığı halde mutmain görünen Allah indinde İbrahim düşmanıdır.”
Eğer İbrahim atamız Allah’a dalkavukluk yapsaydı, "Mutmainim en başından beri" deseydi, Allah’ımızı kandıramayacağına göre. İyi ki riyakar değilmiş! ATA olmak böyle hak edilir işte. Ben de torun olarak bunu benimsedim.
Quantum köpüğünü az-buçuk anladık. Şimdi Hologram teoremlerinin Kur’an şifrelerine dönelim mi?
Matematik bir film emülsiyonu (matriss) üzerine lazer tutulduğunda, birden ÜÇ BOYUTLU (3D) bir geomatrix anlam kazanır. O halde bazı Kur’an terimleri MetaMatriss, bazıları da (MİSAL => Örnekseme modeli) yani müteşabih olarak GEOMATRİX’tir.
Bunları somut dile dökelim. Adem neyi buldu? Melekler neye şaştılar?
<> Şey’i isimlendirdi, eşyanın isimlerini.
Evet İSM. İsim bir Metamatriss’dir, çünkü NOSYON denen kavramı içermez. Pekiyi bir İSM’i nasıl Geomatrix yapabiliriz? (İpucu >>> Başına C harfini getirin.)
<> Cisim.
Evet. Pekiyi İSM başına B getirirsek ne olur?
<> Bismi.
Ve Bİ+İSMİ nereye gidiyor?
Unutmayınız ki “Bi...........ismi ALLAH” demiştim. Yani Bi‘den sonraki şu eski yazılardaki uzuuuuun hat vardı ya, oraya "Euzü besmele koyuyardı" sanıyorduk.
Oysa oraya niyetini koyuyorsunuz. Örneğin (El Misal) “Bi...(mesela arabaya biniyorum)...ismillahi” >>> Demek ki bir metamatriss olan harf-sayı dönüşümlerine, bir YÜKLEM/EYLEM veya niyetinizi ekliyorsunuz.
Hologram başlıyor. Çünkü arabaya binme KÖPÜĞÜ size bir balon oluşturuyor. Araba bir isim iken birden cisim (cins isim) oluyor.
Bir otomobil fabrikasında sayısız otomobil var. Üretim bandından hepsi birbirine benziyor. Siz bunlardan birini (modelini) seçeceksiniz.
Bu “ism” (i => Elif olduğundan başa koydum) “bism” olarak NOSYONA KAVUŞUYOR, hologramize oluyor ve “c+ism” meydana geliyor. (Bu da cins isim.)
Peki özel ismi (Hologramı, seçimimizi bize kişiselleştirmek anlamında) nasıl yapacağız? >>> “ism” başına R harfini getiriniz.
<> Resim.
İşte hologram TÜRleri adına yazdığım her şeyin başında bunlar vardı sevgideğer candaşım! Metamatriss ve Geomatrix dediğim buydu. OK?
<> 44(Duhan)/58. Fe innema yessernahü bi lisanike leallehüm yetezekkerun
O ince ayrımı artık fark ettik değil mi? Merak ederseniz (ama Sanskritçe gerekiyor) İSM başına D getirirseniz, çift isimli anlamına geliyor. Bİ ve Dİ, ikisi de İKİ demektir. (Bikini, Diyoptri gibi. Veya basitçe iskemle => sandalye gibi.)
Pekiyi insanlar (daha doğrusu ADEM) niçin D+ism yani ÇİFT isim koydu? Bunu düşündünüz mü?
Çünkü SAYI (Rakim) ve KEHF (ses/geometri) İKİ EŞDEĞER SİSTEMDİR. İkisi de vardır. Yadsıyamazsınız.
Size bir yılbaşı bileti uzatıyorum. İSM >>> BİLET; BİSM >>> BANA ÇIKARSA potansiyel hayallerim; CİSM >>> OTOMOBİL, EV, yat-kat alırım. (Hayatta almam, ama laf olsun diye böyle yazdım.)
R+İSM >>> RESMİYET >>> Evi ŞURADA ve ŞU ev olarak alıyorum. D+ism >>> Çocukları koleje göndereceğim parayı ayırdım. (Dualite, çünkü NEFSİ dışında başkalarını düşünüyor >>> İyi puan.)
Bu böyle gider. İsterseniz bir de F+ismi ve H+ismi’yi irdeleyelim, sıkılır mısınız? (Harfleri alfabetik olarak Adem sıraladı, İdris kayıt altına aldı.)
F >>> FARK demektir. İki alternatif veya ikisinin kıyası demektir. (Irk, fark, fraksiyon vb, bunları bir daha yazmamak için H’ye atlıyorum. Arapça’da G harfi olmadığından H ye atlıyorum.)
H farkı HİSSETTİRİP farkın farkından HASIM (karşıt) veya HISIM (yandaş) arar. (Unutmayınız ki cifirde bir tek H harfi vardır. Bunlar He, Ha, Hı diye ayrılmıyor. Sadece Ebced’de ayrılıyor.)
Biri düşmanınız olarak H+ism edilir >>> HİSSEDİLİR. Diğeri de akraba gibi yanınızdaki kimseler olarak H+ism+edilir >>> HİSSEDİLİR.
Bu kadar yeterli herhalde. (“Denizler mürekkep olsa...” anlamında yeterlilik önerdim.)
Kısaca anlatmak istediğim şuydu >>> Her Rakim Kehf olabilir. (Bilim dilinde her Metamatriss aynı zamanda Geomatrix’tir.)
<> Diğer harflere devam edebilir miyiz?
Gerçekten mi? Bir harf söyle, seni kırmamış olayım, tek bir harf. (İstesem de seni kıramam.) Haydi söyle bir tek harf?
<> T.
T+ism. Sulu şeylerin veya destelerin isimleri, kategorilerin isimleri. O halde bir kategori seç lütfen. Bir klasman/tasnif ismi. T >>> İsimleri TASNİF eder. (Sınıflandırır, klasifikasyon.)
<> Kanser.
Tümör. Bir kategori seç. (Mesela “rie melanoma” gibi.)
<> Akciğer.
Seni çekmiştim zaten. Rie nedir? Kategori:
<> Adeno Ca
Üst-alt Lezyon var! Başkanınma adresini verirsen, sana onu ücretsiz gönderiyorum.
Seçtiğin harf >>> T+asnif idi. Bunun için alt kümelere indik. Yani uğraştıran bir harf seçtin. Sanskritçesi DESTMİ. (Deste şimdiki Aria dillerinde.)
Bunu sana analiz etmen için ücretsiz gönderiyorum. Çünkü Japonya fabrikanın o depatment’ını kâr etmiyor diye kapattı, ki zaten niyetlilerdi.
D iki tane. T ise ikiden iki tane (tasnif) ve alt kümelere ikişerler anlamındaydı. Latincesi Dİ (du, diall gibi), aynı zamanda Stereo (çift olan D harfi). Yine di+GİT (iki rakam) Bİ+NARY aynı anlamda iki rakam.
Ş+ism. Sorgu harfidir, bilinmeyenlerle uğraştırır. Merak vb demektir. Mesela Arapça Şesmi? >>> İsmin nedir demektir. Şey’den gelir, biraz da şey+tan’ın Ademce verilen ismi.
Yoruldunuz mu? (Ben yorulmadım.) Konuya devam mı tamam mı? Çünkü Cumartesi hariç her gün chat olabilir. Yine eşleriniz, babalarınız bana kızabilir. "Bu hergele yine ortaya çıktı" diyebilirler.
<> Bugün olabildiğince uzun olsun.
Candaşım emrin olur, gerçekten emrin olur. Bilimi talep edene icabet etmeyen şeytandan aşağıdır. Hiçbir şey bilime engel değildir.
Bilim => Kur’an => Bilim’dir. Bilim ve Kur’an talep edildiğinde, ikisi aynı şeydir. Namaz bile kılınmaz. Kur’an => Bilim yapılır veya en doğrusu Kur’an => Bilim => Kur’an => Alim Allah bilgisi => Levhi Mahfuz (Ana Kitap).
Karışık ama bu hiyerarşi böyledir. Allah’ın ilmi derken bize bildirilen ile sınırlıdır. Kuşkusuz kalanı ĞAYB olup sadece Allah katındadır. EL ALİM ALLAH bazılarımızı yine el-Alim kılar, fakat ĞAYB’ı vermez. Kimse ğayb’a muttali değildir.
Bunu en acı örnekle Mighty (Adler) anladı. Geleceği belirlediğini sanırken, bir de baktı ki YERİNDE yok. Ve bir Hristiyan olan ADLER bu sayede, hepimizi sollayacak bir MÜSLÜMAN olarak ortaya çıktı/çıkacak. (Ha/vet.)
Müslümanlıkta beni sollar ama Hanif müslümanlıkta (kendi itirafı) BURADA YAZDIKLARIMIZA TABİDİR. İyi bir alışveriş. O bana İslamı, ben ona Hanifliği DİKTE ettirdim.
Zülkarneyn de (gelecekte) müslüman değildi, sonra (geçmişte) müslüman oldu. Bunlar ALLAH’ın işleridir (affairs), kimsenin aklı ermez. Sadece tecrübeyle yaşar görürüz.
...
<> ss bölmeden
Selam hayat arkadaşım, selam altı numara, ça va?
<> bien, çok çok çok bien
Gott sei Dank. Elhamdülillah. Biraz sabret! Efendimiz Medine’ye eşini götürmedi. Biraz sabret. Doğrusu Allah sabredenlerle birliktedir.
Ebi Leheb ilan etti Allah onları. Gafiller bilselerdi, ömürlerinin sonuna kadar ağlar ve secde ederlerdi, ah bilselerdi. Yaptıkları tüm taciz ve tarizler İSLAM adına. Allah’a şükür ben İSLAM’dan değilim. HANİF MÜSLÜMANIM.
Bu neye benziyor biliyor musunuz? Efendimizin tüm EBİ(amca)leri GEN/KAN bağı dolayısıyla kutsaldır, gibi bir zırvaya benziyor.
Amcalara bakınız: Ebi Leheb, Ebi Cehil. Onun için ben İSLAM’dan değilim. HANİF MÜSLÜMANIM. İslamı El Kaide’ye falan bıraktım, imajımızı mahvedenlere. İleri mi gittim candaşlar? Beni uyarabilirsiniz.
Şimdi çevremizdeki Ebi Leheb’ler, yaptıkları her şeyi İslam adına yaptıklarını söylüyorlar. Hani ikiz kuleleri bombalamak ne kadar meşruysa! İntihar edip bomba yüklü aracı patlatmak ve ilkokulları bombalamak ne kadar doğruysa!
Hepsi İslam adına HA!
”Tebbet ebi lehebin...” Sadece o mu? KARISI da! Peki kimdir bu karısı? 4 aydır çevremde dolaşan Fethullah kızları. Mini degaje numaraları tutmadı.
Zamanında ırza geçme, babalık davaları açmaya kalktılar. TC savcıları onları ÖYLE bir kovdu ki, hiçbir mahkemeye çıkmadım. İnandırıcı değildi, iftiraydı.
Aksi halde beni gazetelerde okurdunuz. Hem de öyle düşmanım var ki, sekiz sütuna manşet ve ATV ana haberinde veya STV veya Kanal7’de birinci haber olurdum. EĞER doğru olsaydı.
Allah doğruların yanındadır. Ama ben doğru olarak eksiğim. Çünkü DOSDOĞRU olmam gerekiyor. Doğruluk yetmiyor bana.
Halen günde üç beş yalan söylüyorum. Bunun mümkünatı yok. Aksi halde ağzımı dikmem gerekiyor. Dilimi makasla kesmem gerekiyor.
Bu kadar saçmalayamam. Dilerse bunu rabbim yapar. Mesela tansiyonum 27 olur, felç gelir, dilim tutulur vs. Allah’tan başkası beni susturamaz.
Çünkü ben başa gelen o söz’üm. PROTESTANT İSLAMIN KURUCUSU, Hanif Milletin Atası’nın sadık “server”ı. Taaa kaç bin yıl sonra, onun DİNİ, Allah’ın özbeöz dini Haniflik, tutup "O SÖZ VAKİ (millenium) olduğunda..." ayetiyle fix ediliyor.
Kaç bin yıl sonraki miras bu, düşünebiliyor musunuz sevgideğerliler? Bir hazine ortaya çıktı. (Anlayana.)
<> 2(Bakara)/129. Ey Rabbimiz! Onlara içlerinden öyle bir Rasul gönder ki, üzerlerine ayetlerini okusun, kendilerine Kitab’ı ve Hikmeti öğretsin, onları hazırlasın! Kuşkusuz sensin sen, Aziz ve Hakim olan.
Üzerinizde test ediniz: Hans’tan önceki dini fikirlerinizi ve HS dini fikirlerinizi. Arada bir DEĞİŞİM yaşamadınız, yeni bir şey bulmadınız.
Sizinle doğrudan -ben telefon hattı isem- İbrahim atanız, HALİLULLAH atanız buluştu, konuştu. O söz başınıza geldi.
Allah’ı dost edinmek gibi kocaman büüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüyüüüüüüüüüüüüüük iddiası olan İbrahim atamızın, SİZ JURY ile siz katılımcı ile DOST olmayacağını mı sanıyorsunuz?
Ben aradan çekiliyorum. Buyrun siz artık İBRAHİM atanız ile birlikte, onun çocukları değil, onun MİLLETİSİNİZ.
Çocukları -çoğunlukla- kancık çıktı, pislik çıktı. Çocukların (babalarını) seçme hakkı yoktu, ama MİLLETİY İBRAHİYME HANİYFA olarak bizim özgür ve özgün bir iradeyle SEÇME hakkımız vardı.
Bunu başardınız. Siz yaptınız bunu. Ebi Leheb’lerden olmadınız. HANİF oldunuz. Hans’ı aradan çıkaracak biçimde özbeöz Hanif oldunuz.
Hepinizin ellerinden defalarca öpüyorum. “Est” demeyin, öpüyorum ellerinizden ve şehidlerin ayaklarından.
Benim şanım mı eksilir böyle dersem? Bende gurur mu var sanıyorsunuz? Anlamsız gururum yok asla! Anlamlıysa biraz var, artık o kadar olsun.
<> O sözün gerçekleşmesiyle birlikte, "Hak Dîn" zâhir edildi diğer tüm dînlerin üzerine. Yüzyıllardır hatta binlerce yıldır bâtın’dan seyreden Hanif Dîn artık zâhir’e çıkarıldı.
Evet. İbrahim atamız arkeolojik kalıntı değildi. O şimdi bile sizler sayesinde yaşıyor. Efendimiz, İbrahim ve diğer tüm isimli isimsiz resul ve nebiler arasında ayrım yapmıyorum.
İbrahim atamızı ayrı bir yere koymayın, hepsi eşit. Ama sadece o tek başına ALLAH’ın dostu. Biz de onun dostuyuz. Basit bir Aristo mantığı yürütün. Biz de Allah’ın dostuyuz/Halilleriyiz.
<> 2(Bakara)/285. Resul, Rabbinden kendisine indirilene inanmıştır; müminler de.Hepsi; Allah’a, onun meleklerine, kitaplarına, resullerine inanmışlardır.Allah’ın resullerinden hiçbirini ötekinden ayırmayız. Şöyle demişlerdir: "Dinledik, boyun eğdik.Affet bizi, ey Rabbimiz.Dönüş yalnız sanadır."
Ve Cinlerden, Ademden beri bir tek şeyi DEĞİŞTİRDİK! Farkettiniz mi?
Onyüzmilyonbin İSLAM arasında sadece en doğru olan ve unutulmuş bir dini, HALİL dini, HANİF dini keşfederek çevrenizde gördüğünüz tüm İslamlardan ayrıldık.
Budistler de ilk dönem GERÇEK İslamdı. (Musevi ve İseviler gibi.) Hindular da. Şamanlar da. Bana KİTAP gelmemiş, ELÇİ gelmemiş bir tek -şu anda- haberdar olmamış tek bir insan gösteremezsiniz.
Amazonlarda iken bile iplik kadar mayo giyen İndiosların tamamı "Mohammad, Koran" diyorlardı. Haberleri vardı, sevsinler ya da sevmesinler.
İnsan MES’ul oldu. Bilişim iletişim darbeleriyle. GSM’ler cepte, “.net” önünüzde. Surf yapın, kim diyebilir ki "Benim İslamdan haberim yok" diye?
İşte bu SÜREÇ (Allah’ın nuru) tamamlanana kadar yeraltında idi, şimdi yeryüzünde o söz başlarına geldi. Tüm insanlar, Grönland (gerçek vatanım) Eskimoları dahil, İslamı, efendimizi bilmeyen mi kaldı!
Onun için millenium-milatyum dedik. Onun için taaaaaaa İbrahim atamızın dini bugüne ertelendi. Artık herkes sorumlu. İşte bu kıyametin ilk alametinin sözleridir. (Bu kısım Mighty ve Messiah için yazıldı.)
Evet konuya dönersek sırada hangi sorular var? Köpük ve matrix ile ilgili soruları kastediyorum. Soru yok mu?
<> 13(Ra’d)/17. İndirir/indirdi, el semaa’dan, bir maa/su; o halde saal/seyl oldu/olur vaadiler, qaderleri ile; o halde haml etti/eder el seyl, zebeden raabiyen (bol/taşan/yüzeye çıkan bir köpük); ve üzerine aqıd ettiklerinizden (akıttılarınızdan, erittiklerinizden), el naar/ateş içinde, bir hılye veya bir metaa arayan (için), bir zebed/köpük (vardır), onun misli(nde)/gibi. İşte böyle(ce), Darb eder Allah, el haqq’ı ve el baatıl’ı; o halde el zebed/köpük zeheb edilir (atılır) cüfaa (atık?) olarak, ve el naas’a fayda veren (menfii olan) meks edilir (kalır/bırakılır) el ardz’da. İşte böyle(ce) Darb eder Allah el emsaale’yi.
Konumuzu başlatan candaş, bittiğine emin misin? Burayı tamamen anladık mı? Örneğin Saal/Seyl >>>> Türkçe SEL. Sanskritçe Sail. İngilizce yüzmek anlamında Sail (Sailor; gemici, denizci).
<> “ve üzerine aqıd ettiklerinizden (akıttılarınızdan, erittiklerinizden), el naar/ateş içinde, bir hılye veya bir metaa arayan (için), bir zebed/köpük (vardır), onun misli(nde)/gibi.” >>> Fussion var mı bu kısımda?
Evet, Fusion’dan başla Super Space Quantum köpüğüne, oradan da Hyper space Hollygramlarına kadar, her tür hiyerarşik bilgi var.
Maddenin dördüncü hali plazma bir ATEŞ olayıdır. Yani sıvıya benzer ama DEĞİLDİR, sonsuz sıcaklıkta cehennemi bir sıvıdır. ATEŞ ve su daima dengededirler. MA ile ATEŞ quantum köpük ve tünel süreciyle biter.
<> Âqıd etmek/edilmek, âkîde (şekeri) gibi, eritme/eritilmiş, çekirdek erimesi, Kozirev’in glikoz yakma deneyi vb...
Evet ZAMAN ENERJİSİ de var burada. ÇÜNKÜ: Zaman enerjisi BAŞTA başka, SONDA başka (farklı) akar. Çocukluğumuz adeta geçmek bilmez. (Zaman enerjisi çok az soğurulur.) Yaşlılığımız ise on yılı devirir de bir hafta gibi gelir bize.
Acceleration evrensel bir yasadır. İvme, giderek hızlanırsınız. Çünkü doğa sistemleri nedense asimetrik olarak baş-aşağı akar. (Yoğun ve sıcaktan seyrek ve soğuğa veya kütlenin çekim topağının merkezine vb.)
Daha da ilerletelim: Varlık yokluğa tercih edilmiştir. Madde salt enerjiye tercih edilmiştir. Yani enerjinin bir kısmı MADDE olmuş ötekisi de enerji olarak kalmıştır.
Saf enerji olarak da evren kalabilirdi. Nitekim öyleydi. Sadece kuantum köpüğü halindeydi. Fakat ani şişme teoremi uyarınca evren rutin genişlerken birden KUANTUM köpüğü kuraldışı olarak ANİDEN şişmişti.
Yani ışık hızından hızlı şişmişti. Çünkü kuantum köpüğü DURUM olarak ışık hızına, fakat DAVRANIŞ olarak translumisans hızlara sahiptir. (Işığın kaynağı ışıktan hızlı gidebilir ama ışık sınırlı hızda gider, demiştim.)
Bunlarda ters gelen bir şey var mı candaşlarım? Tamamı KUR’AN’dandır. Benim bir fikrim katılmamıştır. Onun için sordum.
Gelelim Akaid’e >>> Doğrudan PLAZMA hali. (Özellikle bunu, sadece Cehennem ehli gözlemleyebilir.)
Cifirin doğasında basit GEOMETRİLER vardır. Ateş, toprak, hava, su gibi. İşte su ve toprak ÇAMUR olur. Su ve Ateş buhar olur. Ateş ve toprak AKİD olur (Mağma eriyik).
Arada fazlar da vardır. Su ve Hava bulut olur, sis olur, ama aynı bulut ateş ve hava’da YAKICI duman olur; yani ferahlık bulamazsınız, astma haline geçersiniz, bunalırsınız.
Madde canlıların doğası (Cennet eğilimi) TOPRAK-SU-HAVA tazeliği ve serinliği üzerinedir. Cehennem doğasında ise ATEŞ devreye girer ve o hava (atmosfer yerine) DUMAN olur; mağmalar akar ve lavlar içine düşmüş gibi oluruz.
Cennet’te sürekli DAHA güzelleşen, yani yenilenen simalara karşın, Cehennemde sürekli daha çirkinleşen ucubik yaratıklara döner kişiler.
Biri ebediyen her an gittikçe DAHA güzel olurken; diğeri ise her an daha çirkinleşiyor, yanındaki çirkinlere baktığında ise görülmemiş bir ESTETİK azabı (non-estetik anlamında) çekiyor.
Yediği zakkumdan, tüm tuvaletlerin içeriği bile milyarlarca kez daha iğrenç. Ama yemek zorunda onu Usame ve Ebi Leheb’ler.
Ve ne acıdır ki, o çirkinlikler içinde bir Huri falan da yoktur. Yani beslenme içgüdüsü zakkum ile, cinsel içgüdü ise non-estetik çirkinlikler ile körelmiş.
Cennet tam savunma, mutlak savunma ve emniyet içindeyken; ötede her an bir zebani, bir iğrençlik, kötü sürprizler yapabilir, giderek çirkinleşirler.
Haşa Allah zalim mi? Yakıtı-ateşi sen götürmüşsün. (Götürmeseydin.) “Şu kadar milyon asır yanacağım” demişsin. (Sözüm meclisten dışarı.) HÜR SEÇİMİNİ yapmışsın. "Ben bunu istiyorum" demişsin.
ŞU MATRİX aleminde, yani rüya içinde rüya aleminde, saliseleri ebediyet ile değiştiren sen değil miydin? (Ah bir hatırlasaydık, Kalu Bela’da Allah bunları gösterdi.)
<> 78(Nebe)/40 Biz sizi yakın bir azap ile uyardık. Bir gündedir ki o, kişi kendi ellerinin önden gönderdiğine bakar ve küfre sapan şöyle der: "Keşke toprak olsaydım!"
Allah (süper plazma fiziği uyarınca) cehennemi de gösterdi. Cehennem boynunu büktü: "Bana kim gelir ki Yarabbi? Beni kim ister ki?" Ve evrende en yüksek tiraj-trend CEHENNEMİNDİR.
Cehennem dedi ki: "Kim ister gittikçe çirkin olmayı, şu hurilere baktığında?” Allah buyurdu: “Doldun mu?” Cehennem yanıtladı: "Daha var mı?"
Allah zalim mi? Eğer buna zalimlik derseniz, daha dünyada başlar bu suçlamanız. “O neden zengin? Bu neden erkek de dişi değil? Bu neden kedi de insan değil?”
OYSA bizler SEÇTİK bunları, MUTLAK ÖZGÜR iradeyle. "Kedi olacağım" dedik mesela, “Maydonoz olacağım” dedik. “Melek, Cin, Mecüc olacağım” dedik. “Deccal olacağım” dedik.
<> Cinsiyet seçimi de bize mi ait?
(Ruhların cinsiyeti yoktur, bedende cinsiyet vardır.)
”O zengin, ben fakirim” dedik. Hatta "Zenginlik verme bana rahmet ver" dedik. Ve bunları doğarken unuttuk.
SÖZÜMÜZ neydi? "Ben zenginlik değil, rahmet istiyorum." Unuttun mu sözünü? Hatırlatır o gün sana son nefesinde Melekül Mevt! "Yaaa ben gönüllü yoksulluk istemiştim!”
MATRİX evreni böyledir. Her şey hayal aslında. Hülya, rüya... (Cümle hologramlar, bir tür sanal gerçekçilikler.)
<> 30(Rum)/43. Bir günün gelmesi öncesinden vechini kayyim (bölünemez, değiştirilemez) dine çevir. Allah’tan onun için geriye döndürülmesi yoktur, o günde sed sed ayrılınır.
Evet MATRİX. Genlerimiz bir matrix aslında; dörtlük sistem (AGCT) olası dizeler ve dizgeler oluşturuyor. Bu da bir matrix.
Ya gezegenler? Hani şu Tietz Bode sayısı vb. Bir DÜZLEM MATRİSS değil mi? >>> “0-3-6-12-24-48-98-...” diye diziyorsun gezegenleri. Bunlara 4 ekliyorsun ve 10’a bölüyorsun. Çıkan, güneşten uzaklığı veriyor.
Bu da MATRİSS. (Keşke Matriss’in de filmini çevirselerdi.) Matrix tüm gauss ve Riemann 3D’lerine yanıt olurken, Matris birleştirilmiş bir Tarık ve Dabbe (Gök ve yer) MAHŞERİ oluveriyor.
Böyle bir evrenin de filmi yapılabilirdi. (Steven Spielberg duymasın. İmza Spilberg :)
Mesaj geldi, “Cohn B kim?” diye. Cohn Bendittw. “Cohn” veya “Cohen” => “Kahin” demek. “Ben” ise Arapça (ben ve ibn gibi) => “Oğlu” demek. Yani “Kahinoğlu”.
Ama artık onu kınayamayız, ZickZack bünyesinde şimdi. Roth (Claudia) da belki bu bünyeye girecek. Dokuz yıl sonra AB’liyiz...
<> http://www.vanderleeuwlezing.nl/biografie_cohnbendit.htm
Teşekkür :) Şimdi o bizden. Acaba yararlı bir şeyler yapmış mı? Onun hakkında ne biliyoruz?
<> http://www.haberx.com/n/165950/cohnbenditten-fransaya-ermeni-elestirisi.htm
Aslında adam bizim için çalıştı, fakat nasıl bir link ise bir şey anlatmamışlar. Türkiye’de Gazetecilik zerrece yok. Kırca, Hakan gibi üç kişinin elinde, onların fikri kamu fikri diye yansıtılıyor.
D.C. Bendit inanılmaz çalıştı TÜRKİYE lehine. Başbakandan daha çok birebir 150 görüşme yaptı.
Ah bunları bir bilseydiniz, şaşardınız. Verheugen saf Yahudi, sırf Türkiye için nasıl çalıştı, nasıl çalıştı anlatamam. Adamın sağlığı bitti.
Bu ikisi olmasaydı, Türkiye RESMEN DİNE SARILACAK bir devlet olacaktı. Bu hangi din, elbette biliyorsunuz. Bizim olmayan bir din. Canına minnet iktidarın.
AB’nin başımıza bela olacak birincil faulü, hatta rezaleti, ABD gibi, Rusya gibi tek bir devlet olmayışı, sadece ekonomi devleti oluşu. Coğrafya ile ilgilenmeyişi ve çooook basit iç-politika malzemeleri çekişmeleri.
Bush karar verir, o şey olur, mesela bombalanır. Ama Avrupa daha Bosna’ya bile çare bulamadı. Geldi ABD kotardı işi.
Avrupa gerçekten yaşlı. Hatta yaşlı oranı gence göre ALARM seviyesinde % 40. (Türkiye’de erken ölündüğü için bu % 17.)
Norveç bunların tamamını fark etti ve girmek için değil, girMEmek için refaranduma gitti ve GİRMEDİ. Yani başvurusu var. İstese bir saat sonra bile girebilir, ama GİRMİYOR.
Bunlar anlayana önemli mesajlar elbette. Ve son bir dakika.
19.00 da chat’i bitirecektim. (Zigzag sırada. Aslında onlar yarındı, ama yarın Avrupa’da önemli bir gün, o yüzden bu gece istediler.)
Kozmik ve ilahi bir takvim. Zilzal bitimi 21 Aralık, saat 11:00 cıvarında. Yani o gece girebiliriz. Geceye sarkmamak için 20:00’yi hatta 19:00’u öneriyorum Jury’ye. (Kış geceleri uzun.)
Yaz geceleri sabah ezanına kadar gidiyor, hava çok geç kararıyor. Fakat kış için bence 19:00’dan başlayabiliriz. Veya işim gücüm var diyenler varsa 19.30 olabilir.
21 Aralıktan itibaren (cumartesi hariç) her gün var. Allah inşaa etsin. Hesapta ZigZag yoktu özür dilerim. Onlar Pazartesi grubuydu. 5 buçuk saat de bize yeterli oldu.
Sağ elimin yazdıklarını çoooook iyi okuyunuz. O yazılanlar ben dahil hepimizi nefsiyle hesaplaştıracaktır.
<> ZigZag daha önemli, onlar üretiyorlar, biz tüketiyoruz.
Hem 3M, hem ZigZag, hem ZipZap. Üçünü de BURADAN motive ediyoruz. Kimse kimseden önemli değil. ZipZap Hanifliği, ZigZag bilimsel teorileri (KMA bunu hep yapar), 3m ise WEMB’i deruhte ediyor. Yani kimse ötekinden önemli değil.
HANİFLİK mi önemli, BİLİM Mİ ÖNEMLİ, WEMB mi önemli? Üçü de önemli! Üç ayrı dal bu. Ve ben o kozmik öğretmeniyim üç grubun da. 3M’in de öğretmeniyim. (Muallim anlamında değil, rehber anlamında.)
Benim için Hawking veya Sen veya Mighty ÜÇÜ DE EŞİTTİR, tamam mı candaşım? M u t l a k olarak eşitsiniz.
<> ZigZag’a “slm slm” iletir misiniz bizden?
Onu otomatikman yapıyorum. (KMA da benim, Ekim Bei de. Otomatikman selamlıyorum onları sizler için.)
ZigZag’ın üçte ikisi beş vakit namaz kılıp “subhaneke“ falan okuyor. Ama Philadelphia deneyi gibi -hani neredeyse- onlara ipuçları veriyorum.
Bence önemli olan bu çağda HANİF cenah. Gelecek çağda 3M+1+1’ler zaten İKİSİNİ birleştirecek.
Şimdi karar verdim: Bilim her zaman yapılabilir. Ama HANİFLİK nasip işi. Siz ZİGZAG’dan ÜSTÜNSÜNÜZ. Onlar dinsel hiçbir telkin almıyorlar. Diyorum ya beş vakit namaz falan.
Gündüz dört rekat dışında namaz kılınmayacağına dair Kur’an’da açık hüküm varken, onlar habire namaz kılıyorlar.
Hem yazıp hem telefonda konuşamıyorum.
Hoş-bye
geronimo