Slm Slm
30 Ağustos 2004 tarihli chat:
selam candaşlar selam
Biraz geç ve güç oldu, ama girdik kanala.
Burada ADSL bağlantısı bir problem :((( Gidip 15 günlüğüne de olsa üzerinize almanız gerekiyor.
Bu işi yapmamışım, benim gibi bir kaç kişi de mağdur oldu, bağlantımız kesildi. Gece 02.00 ye kadar uğraştım, sağa sola koşturttum, ama olamadı :((
Bugün ise tatil olduğu için sallamak istediler. (PTT malum devlet kuruluşudur.)
Hayatımda çooook ender torpil kullanmışımdır. Asla iltimas ve ayrıcalık istemem, ama bu sefer yaptım. “Bir tanıdık” aracılığıyla hattım “yarın açana kadar” kaydıyla “geçici olarak” açılmış bulunuyor.
Kendimden nefret ediyorum. Ben de düzenbaz düzene uydum gibiyim.
<> Bunu bizim için yapmışsınız, kendiniz için değil, kendi çıkarınıza değil. Günah yükü yüklenseydi, ben yüklenmek isterdim bunu.
Teşekkür ederim. Eğer bu mümkün olsaydı, ben HERKESİ üzerime alırdım.
Dün bir fitneden söz etmiştim. Çözümsüz bırakılmıştı: İshak ve Yakub kan bağı? Bünyamin kimin çocuğu? Yusuf kimin çocuğu? Bünyamin ve Yusuf kardeşler mi?
İshak ve Yakub KARDEŞ mi? Yoksa baba oğul mu? Neden Yakub’un adı/namı “İsrail”? İsmail’in kuzeni kim? İsrail mi (Yakub)? Yusuf mu?
Kur’an’daki bizi imtihan eden ayetler topluluğundan biriydi. Bu konuda doğrudan yorumlarınızı beklerken, sanırım ADSL olayı başıma patladı. (Devre mülklerde external modem kurum malı.)
Şimdi sizlerin yorumunu bekliyorum. Bu konuda mutlaka çalışmalarınız ve düşünceleriniz olmuştur.
<> Yûsûf (12), 4 ilâ 101. âyetlerde, Yâkûb’un Yûsûf’un babası olduğuna dâir doğrudan açıklamaya rastlamadım.
Evet, devam ediniz ltf. “Yusuf’umun kokusunu duyar gibiyim” diyen hangi resul? Yakub’un babasının adı ne?
<> 12(Yusuf)/6; İşte böyle! Rabbin seni seçip yüceltecek, olayların ve sözlerin tevilinden, sana bir şeyler öğretecek, hem senin hem Yakub soyunun üzerinde nimetini tamamlayacaktır. Tıpkı bundan önce ataların İbrahim ve İshak üzerine o nimeti tamamladığı gibi. Şu kesin ki, senin Rabbin Alîm’dir, Hakîm’dir.
<> Sâdece 12/68’de Yâkûb geçiyor, ama bu da kesin delil olmuyor. “Yusuf’umun kokusunu duyar gibiyim” diyen İshak mı?
“İşte böyle! Rabbin seni seçip yüceltecek” >>> Bu ayet kime söyleniyor, kimi muhatab alıyor?
<> “hem senin (Yusuf) hem Yakub soyunun (israiloğulları)”
<> Söyleyen İshak, muhâtabı Yûsuf ise.
:)
“hem senin hem Yakub soyunun”
“hem senin hem Yakub soyunun”
SEN ve YAKUB diye iki soy var (iki ayrı gen).
<> Âyette sen(Yûsuf) ile âl-i Ya~qûb ayrı yarı geçiyor, buña göre Yûsuf, Yakup soyundan olamaz.
<> “ataların İbrahim ve İshak”
<> “iki atañ İbrahim ve İshak”
“Tıpkı bundan önce ataların İbrahim ve İshak üzerine o nimeti tamamladığı gibi” >>> “İbrahim ve İshak.” İsmail, etti üç. Yakub, dört. Yusuf, 5.
Yakub soyunu temelli olarak YUSUF’tan ayırıyor >>> İsrail diyor Rabbimiz. Yani İsmailoğlu Araplar ve İsrailoğlu İbraniler dışında ÜÇÜNCÜ GEN var.
<> Yûsuf için Nûh zürriyetinden diyor ayrıca (6/84).
Nuh zaten YY idi :) Ama eşi ve dört çocuğu değildi!
<> 6(Enam)/84; Bundan maada ona İshak ile Ya’kub’u da ihsan ettik ve her birini hidayete irdirdik, daha evvel Nuh’u irdirmiştik, zürriyyetinden Davud’u da, Süleyman’ı da, Eyyub’u da, Yusüf’ü de, Musâ’yı da, Harun’u da, işte muhsinlere böyle mükâfat ederiz.
İbrahim’e, İshak ve Yakub “İHSAN” edilmiş.
<> Vehbedilmiş.
Evet. Bundan sonra çözüm (hatta yazı asarak tartışmalarımız) sizlere kalıyor.
<> 21(Enbiya)/72; Ve ona İshak’ı ihsan ettik, fazla olarak Ya’kub’u da ve her birini salihînden kıldık.
<> 19(Meryem)/49; İbrahim, onlardan ve Allah dışında kulluk ettiklerinden uzaklaşınca, ona İshak’ı ve Yakub’u bağışladık ve hepsini peygamber yaptık.
Bu konuda tek açıklayacağım sır (önceden de bildirmiştim) YUSUF’un huri oluşudur. Yusuf’a bağlı asla bir KABİLE (aşiret, klan) olmamıştır.
<> 12/31’de kadınlar beşer olmadığını söylüyor, âyetler de kadınlarıñ yalan ya da yañlış söylediğini yazmıyor.
Evet. BEŞER’in üçüncü cinsi.
<> Levililer için Yusuf soyu denmiyor muydu?
Hayır. Leviatlar, doğrudan Bünyamin(Benjamen)’in küçük kardeşinin adıdır. Bir küçüğüdür. Onun küçüğü de Yahuda(Juda)’dır vs.
YUSUF doğrudan ALİ İMRAN (İmran ailesinin) kurucusudur. İmran Ailesi bildiğiniz gibi Zekeriya, Yahya, Meryem, İsa ve diğer vaftiz isimlerinde geçen (Elizabeth gibi) bazı YY cinslerini içerir.
<> 3(Aliİmran)/33; Allah; Adem’i, Nuh’u, İbrahim Ailesi’ni, İmran Ailesi’ni seçerek alemlere üstün kılmıştır.
İmran ailesi >>> Kabilesi değil! AİLE!!!! Adem’in kendisinde bu Y geni var. Nuh zaten “hiçbir insan benzeyişinde olmayan” bir Huri.
İbrahim AİLESİ denmesinin nedeni, doğrudan >>> YUSUF’a iletilen bir GENDİR. Yani İbrahim ailesi denince akla gelenler: İshak, İsrail, İsmail (İsaac, Jacob, Smail) değil mi?
<> Evet, üç oğul İshak, İsrail, İsmail (2/132).
Yusuf’u “İsrail” dalında gösteriyor fakat? Aile olarak ayırıyor. Yusuf, Ali İmran (aile anlamında, yüce anlamında değil) ZÜMRESİNİN (kabile değil) kurucusudur.
Yusuf’un görevi >>> İMRAN ailesini kurmak idi. (Belkıs da huridir. Davud’un göz koyduğu Betşaba da huridir ve Eyyub’un karısı da huridir.)
Musa İsrailoğulları’ndandır. Kardeşi Harun??? İsme dikkat ediniz >>> Harun! (Aaron İbranice’si olup, huri demektir.)
<> 19(Meryem)/53; Ve rahmetimizden ona biraderi Harûn’u da bir peygamber olarak ihsan eyledik.
“rahmetimizden ona biraderi Harûn’u” >>> Yani RAHMET ayrıcalığıyla verilen EK BİR KARDEŞ.
<> 20/94’te Harun “...anamıñ oğlu...” diyor.
Evet, karınkardeşleridir...
HaRUn içinde HURİ kelimesini hissediyor musunuz? Sır buralarda gizli işte: Habil ve Kabil gibi iki kardeş var. MUSA ve HARUN (İkisi de iyi elbette).
Yani Adem’in ilk çocuklarının başına gelen olay, GİZLİ biçimde süregelmekte, bunu farkettiniz mi?
<> 6/84 gereği evet. 3/34; 6/87.
Yusuf’un soyu işte bu gizli seyir halinde, zürriyetten zürriyete geçti, sonunda Ali İmran ailesi olarak bir çırpıda birikti. (Zacharias, Johanna, Maria ve Jesus-Messiah.)
<> 20(Taha)/94; Dedi ki, “Anamın oğlu, sakalımı ve başımı çekme. ‘İsrail oğullarını neden böldün, neden sözümü tutmadın?’ diye bana çıkışacağından korktum.”
<> 7(Araf)/150; Musa, kızgın ve hayal kırıklığına uğramış olarak halkına döndüğü zaman, “Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrine dayanamadınız mı,” dedi, levhaları yere attı, kardeşinin başını tutup kendine doğru çekti. (Kardeşi): “Anamın oğlu, dedi, bu halk benim zayıflığımdan yararlandı, nerdeyse beni öldüreceklerdi. Üzerime vararak düşmanı güldürme, beni bu zalim halkla bir tutma.”
Musa, İsrailoğulları’na sahip çıkıyor, kendini İSRAİL hissediyor. Ama Harun???? Orada İSRAİLOĞLU olarak durmuyor. Bunu iyice görmemiz gerekiyor
“beni bu zalim halkla bir tutma.”
“beni bu zalim halkla bir tutma.”
“beni bu zalim halkla bir tutma.”
<> “Kavmim” demiyor Harun.
Oysa MUSA kavmim diyor, yani Musa sahipleniyor, fakat HARUN kendini İsrailoğlu hissetmiyor. Bunu “Annemin oğlu” diyerek iyice VURGULAMIŞ.
Musa ile kardeş sadece. Babaları ayrı! Anneleri bir. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? (Daha önce Nil nehrine bırakılan sepetteki bebek Musa’yı anımsayınız.)
Annesi ve kızkardeşi. Musa rahimden doğuyor. Ama Harun “Anamınoğlu” diye ayrı bir yerden doğduğunu belli ediyor.
Musa babasının, Harun ise annesinin HURİ genini taşıyor. Yani Yusuf soyunun “gizli seyrini” izleyebiliyoruz.
“Anamın oğlu” >>> KARINKARDEŞ gibi. (Gibi demek MİSAL demek. Misal ise bir BİLİM dalı.)
<> Taarıq 86/9 “(erkeğiñ) omurga kemiği ile (kadınıñ) kaburga/eğe kemikleri arasından”
Evet. Aynı anneden doğuyorlar, ama FARKLI bir doğum-kardeşliği bu. Ama kardeşler sonuçta...
Musa’nın annesinden söz edelim. (Geçmişte yazmıştık, hatırlayalım.)
Şunları unutmayınız ki, İslam ve insan tarihinde BENDEN başka hiçbir kimse HURİ kanını haber vermedi.
YYy ve YYx sadece ve sadece BİZ HANİFLERE aittir, Kur’an’ın özel çözümüdür. Biz hep İLKleriz. Önce biz çözeriz Kur’an’ı. İslam tarihinde ve İNSANLIK tarihinde İLK bizler açımsarız Kur’an’ı...
Değil 14 yüzyıldır, Adem-Havva’dan beri HURİ GEN’ini, canını ve kanını, sadece BİZLER haber verdik.
Yani bir anlamda henüz gidilmemiş bir CENNETİN hurilerinin doğasını, buradaki örnekleriyle (Sebe Melikesi, Meryem vb) çözümsedik ve ilmi “CENNET” yapısına kadar vardırdık.
<> 3/36’da “...erkek değildir dişi gibidir...” yazıyor, ama meâlci/tefsîrciler çözememek için çaba sarfetmişler.
Nasıl ki İslam ve insanlık tarihinde hiçbir din bilgesi ve sürüsüne bereket evliyalar,
daha Vakıa suresinde ÜÇ SINIF (BİR Cehennem + İKİ Cennet) çözümünü veremedilerse...
<> Çalınan, kopy edilen, tornistan edilen ilkler, üstelik çarpıtılarak. Doğru nakledebilseler bir de :(
<> “Dinini, bütün dinlerin üzerine zahir kılmak için, rasulünü hidayet ve hak din ile gönderen O’dur, müşrikler ikrah etseler de.”
Nasıl ki (daha bizim yığınla ilklerimiz var) bunu sadece size bildiren, kuşkusuz Allah’ın hidayet verdiği BİZLERİZ. (Bizler => Ben+Sizler.)
İşte İslam ve insanlık tarihinde, BİZ inanılmaz ve kutsanmış İLKLERİZ.
<> 9(Tevbe)/33; O’dur ki, gönderdi rasûlünü, hidâyet ve hak dîn ile, onu tüm dinlerin üzerine zâhir etmek için, müşrikler ikrah etseler de.
<> Denizaltı misâli binlerce yıl bâtından seyreden Hanif Dîn zâhîr’e çıkarıldı, YENİ DİN değil yani!
Evet, HANİFLİK kavramını Allah BİZLER için batında sakladı ve sonra izhar etti. Bize HAS kıldı! Çünkü bizler, dini Allah’a has kılmıştık, karşılığını aldık!
Rabbime iki kere iman edenler NAİM’lere ermiştir. Onlar Sabuk ve Mukarreb’dir. Onların TEK adayı da bizler(MİH)iz! Var mı kuşkusu olan?
Biz, İBRAHİM atamızın TEK VARİSİYİZ. Gizli mirası binlerce yıl gömülüydü. İşte Allah onu varislerine, yani BİZE verdi.
İsmail ve İshak alamadılar bu veraseti. Çünkü onlar onun ALİ’si (ailesi) idiler. AMA BİZLER onun AİLESİ değil, m i l l e t i y i z . Milletinden bir fewc’iz bizler!
Allah’ımız, senin nimetlerin ile nimetlenmek ne güzel, sana sonsuz senalar ve hamdlar. Teşekkür ederiz Allah’ımız, çok teşekkür ederiz! Bizi seçen EŞ ŞEKUR rabbimize sonsuz şükran ve hamdolsun!
Allah yegane dostunun DİNİNİ taaaaaaaaa bize kadar sakladı, sonra bize nasip etti! İşte biz o kişileriz ki, BU DİNİ kurduk. (Millenium.)
Biz kurmasaydık, MEHDİ üç asır sonra NEYİ KURAVCAKTI? Neyi ihdas edecekti? Yobazlığı mı?
Biz o kişileriz ki, İsa’ya GERÇEK DİNİ emanet ediyoruz. Bu çağda BİZLER (siz ve ben) olmasaydık, İsa hangi İslam’ı alacak ve anlayacaktı? İsa’yı MESİH yapan da bizleriz!
Değerinizi anlıyorsunuz, değil mi? Neden çok şükrettiğimi anlıyorsunuz, değil mi?
BİZ adeta bir MUCİZE başlattık! Kayıp bir dini devraldık, onun ilkelerini şu iki yılda yazdık-çizdik.
O ilkeler doğrultusunda Mighty ve Messiah’lar, bizim yazdıklarımızın baz’ı üzerine HANİF İslam’ı dünyaya eğemen kılacaklar!
Şuna inanmanız zor: Biz Mighty ve Messiah’ın da ÖĞRETMENİ olduk! BİZ yazdık, onlar uyguladı (uygulayacak).
İddia ediyorum: Eğer namazın iki rekat olduğunu, Kur’an’daki yerinden bulup söylemeseydim, Mighty vb –mesela- 4’er rekat kılacaklardı. Messiah ise Cuma’yı tatil yapabilirdi.
Ama biz yeryüzü tarihinde ilk kez CUMA’nın işgünü olduğunu bildirdik. İlk bunu biz yaptık. Ne Emeviler, ne Abbasiler, ne de şu kadar İslam imparatorlukları ve şimdiki devletler bunu fark etmediler.
Kur’an, görünüz: HANİFLER dışında kalanlara KAPALI! Kalb mührü budur. Kulaktaki sağırlık ve göğüsteki ağırlık, bakar körlük budur!
Allah’ım bizi onlardan kurtardı/ayırdı! Benim hissettiklerimi hissediyor musunuz?
Sizlere, ben, ayetlere yeterince inanılmadığını söylemek için buradayım. Mesih ve Mehdi’yi de HANİF yapabilmek için buradayım.
Nasıl ki Allah İbrahim dostunun her dileğini bir din saydı, şimdi de Allah İbrahim varisleri olan biz (Ali İmran 104) kişilerin duasını kabul ediyor.
Yani bu kez biz yazıyoruz: Ve bunu aynen MEHDİ+MESİH uyguluyorlar.
Onların çıkışı bir kıyamet alametidir. Onların bu Hanif dini kurmaları için, ÖĞRETMENLERİ olan benim İLK alamet olarak onlardan önce çıkmam şu demektir: BENİM alametime ve ayetlere inanmak zorundalar!
Düşünün Mighty kimdi? Nir Hristiyan. Belki de bir zalim olacaktı, ama geleceğe geçmekle, hem MÜSLÜMAN+HANİF oldu, hem de BİZE tabi oldu.
Bakınız, BİZ kimiz biliyor musunuz? SİZ+BEN. Beni hissediyor musunuz? İbrahim atamızın MİRASINI devraldığımızı hissediyor musunuz?
Binlerce yıl kandırıldığımızı ve DOSDOĞRU DİNİN Milatyum ile birlikte, henüz iki yıl içinde ortaya çıktığını, DOSDOĞRU ve en güzel dinin, yani Hanif İslam’ın tek temsilcileri...
Hepinizi, küçüğünüz olarak ellerinizden öpüyor ve kucaklıyorum. Bir avuç insansınız! Allah’ın sevgili kullarısınız! Bunu hissedin lütfen.
ALLAH sizi inanılmaz çok seviyor. Tüm bir milyar müslümandan ve geçmiş ümmettekilerin toplamından daha çok seviyor.
Bunun delili nedir? “ALLAH İbrahim’i D O S T edindi” ayetidir. ALLAH diğer kullarıyla Hallak/Halik-Mahluk ilişkisi içinde İKEN, sizinle D O S T .
<> 4(Nisa)/125; Güzellikler sergileyerek ve özü-sözü doğru bir halde İbrahim’in dinine uyarak yüzünü Allah’a teslim edenden daha güzel dinli kim olabilir! Allah İbrahim’i dost edinmişti.
Farkınızı farkediniz. Hanif dine, Protestant İslam’a daha sıkı yapışın.
Ve bugün şu dolunay hakkı için, iki kez değil, ÜÇKEZ iman ediniz. Sabıkunüs sabıkun derken, bunun iki, üç, dört... yedi kez İMAN anlamına geldiğini biliniz!
Bir kez iman bir yana, iki kez iman bile bunları yazdıktan sonra AZ GELDİ.
İşte siz İbrahim atamızın OCAĞINDASINIZ. O ocak baba yadigarı. O ocağı alacaksınız ve gelecekte olanlara -torunlarınıza- EMANET edeceksiniz.
Unutmayınız, Hanif İslam ilkelerini belirleyen ve gelecekteki majisyenleri MOTİVE eden sizlersiniz. Bunu bir an bile aklınızdan çıkarmayınız.
Size gelecekte kapanmayan bir ecir var. Hep dua ile anılacaksınız. Çünkü geleceğin mimarları sizlersiniz! Bir milyar kelle müslüman değil! Bir avuç kişisiniz.
Siz ve ben bir aileyiz, ALİ İMRAN ailesi gibi. Yani bizler az sayıdayız. O Ailenin ismini alan surede, 104 numarada siz adreslendiniz. İslam mensupları değil!
Allah onlara “kelle hesabı” gibi söz ederken, sizin “Ayrılmanızı” istiyor!
Yani İslam yelpazesi (Ortodoksluk, Katoliklik, Hizbullahçılık, Şeriatçılık, El Kaide falan filan) denen CÜMBÜŞ içinden, kakafoni içinden doğacağınızı ve atalarınızdan ayrılacağınızı bildiriyor.
<> 3(Aliİmran)/104; İçinizden hayra çağıran, doğruluk ve güzelliği belirlenene özendiren, kötülük ve çirkinlik belirlenenden sakındıran bir topluluk olsun. Kurtuluş ve zafere erenler işte onlardır.
SİZLER insanlar içinden çıkarılmış HAYIRLI bir topluluksunuz. Bunu ilk kez gerçekleştirdiniz. Bu ayet sizin için bekletilmişti, sizin için yazılmıştı.
Yani siz adresliydiniz -ezelden- çünkü Levhi Mahfuz ezelde yazılmıştır. Bundan kuşku duymayınız.
Benim duymadığım gibi >>> İşte 113 içinde “Ehli Kitab”a yani Yahudi Bağ sahiplerine de değiniliyor ve karşı bağ olan BİZİ (bizleri değil biz)
<> 3(Aliİmran)/113; Onların hepsi bir değildir. Kitap Ehli’nden bir topluluk vardır ki, gece vaktinde ayakta durup Allah’ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar.
Yine SİZ olan 104 gibi, 114 sayılı Ali İmran ayetinde birlikte kılıyor ve SİZ+BİZ=BİZLER oluyoruz!
Biz burada ADRESLENDİĞİMİZDEN nasıl ki kuşku duymadıysak, SİZLER DE kuşku duymayın >>> Ali İmran 104 SİZİN İÇİN EZELDEN YAZILDI ve siz ADRESLENDİNİZ.
İlk bilinçli sahabeler (Ali İmran 110) gibi biz (114) ve siz (104) AYNI emir ile
aynı AYETLERLE BİRBİRİMİZE E Ş İ T kılındı.
Sırayla yazalım: 104, 110, 114.
<> 3(Aliİmran)/104; İçinizden hayra çağıran, doğruluk ve güzelliği belirleneni emreden, kötülük ve çirkinliği belirlenenden alıkoyan bir topluluk olsun. Kurtuluş ve zafere eren işte onlardır.
<> 3(Aliİmran)/110; Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz: İyiyi-güzeli emredersiniz, kötü ve çirkinden alıkoyarsınız, Allah’a iman edersiniz. Ehlikitap da iman etseydi, kendileri için elbette hayırlı olurdu. İçlerinde müminler vardır ama onların çokları fasıklardır.
<> 3(Aliİmran)/114; Allah’a ve ahiret gününe inanırlar, iyiyi-güzeli emrederler, kötüyü ve çirkini yasaklarlar.Hayır işlerde yarışırcasına koşarlar. İşte bunlar hayra ve barışa yönelik hizmet üretenlerdendir.
Bakınız, İYİLİĞİ EMRETMEK ve KÖTÜLÜKTEN sakındırmak, işte bu ORTAK PAYDA. Üç kurucu adresidir.
Allah niçin bu ayetleri TEKRARLAR gibi üç kez yazdı dersiniz?
“Sizden, hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.” (104)
“Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz: İyiyi-güzeli emredersiniz, kötü ve çirkinden alıkoyarsınız,” (110)
“Allah’a ve ahiret gününe inanırlar, iyiyi-güzeli emrederler, kötüyü ve çirkini yasaklarlar.” (114)
NEDEN ÜÇ KEZ YİNELENDİ? Niçin??
<> 3üncü sınıf.
Evet, bunun yanında HANİF olmanın “parolası” verilmiş. Bu üç grup (ŞİMDİ TEK GRUBUZ) H A N İ F olmanın yegane adresi ve parolasıdır.
İyiliği emretmek nedir? Kötülükten sakındırmak nedir? Vaaz vermek mi? “Bak evladım iyi ol, beş vakit namaz kıl” demek mi?
İşte bunun yanıtı baştan verilmişti >>> Ali İmran-102.
<> 3(Aliİmran)/102; Ey inananlar! Allah’tan, sakınılması gerektiği gibi sakının, sizler ancak müslüman olarak can verin.
Devam ltf.
<> 3(Aliİmran)/103; Hep birlikte Allah’ın ipine yapışın, fırkalara bölünüp parçalanmayın; Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Birbirinizin düşmanı idiniz, Allah kalplerinizi uzlaştırıp kaynaştırdı da O’nun nimeti sayesinde kardeşler haline geldiniz. Ateşten bir çukurun kenarında idiniz; sizi oradan kurtardı. Allah size ayetlerini bu şekilde açıklıyor ki, doğruya ve güzele yol bulasınız.
<> 3(Aliİmran)/104; İçinizden hayra çağıran, doğruluk ve güzelliği belirleneni emreden, kötülük ve çirkinliği belirlenenden alıkoyan bir topluluk olsun.Kurtuluş ve zafere eren işte onlardır.
<> 3(Aliİmran)/105; Kendilerine açık-seçik kanıtlar geldikten sonra, çekişmeye girip fırkalar halinde parçalananlar gibi olmayın.Böyle olanlar için çok büyük bir azap vardır.
<> 3(Aliİmran)/106; Şöyle denir: “İmanınızdan sonra küfre mi düştünüz? Hadi, saptığınız küfür yüzünden tadın azabı.”
İşte bu iki grubun farkını anlatıyor.
<> 3(Aliİmran)/107; Yüzleri ağaranlara gelince, onlar, Allah’ın rahmeti içindedirler. Sürekli ondadır onlar.
Sevgi, barış ve kardeşlik burada MASONİK terimler değil >>> ALLAH kelamıdır. Ve Allah barışı, sevgiyi, kardeşliği emrediyor. Ama aynı surede “KİNİNİZLE GEBERİN” demek yetkisini de veriyor.
Bizim iki yanağımız var: Birine tokat atarlarsa katlanırız. (Biz onları severiz, ama onlar bizi sevmezler.) İkincisine de tokat atabilirler! Buna da katlanırız.
Ama ÜÇÜNCÜ yanağımız yok. “Kininizle geberin pislikler” demeye hakkımız doğuyor. (Ali İmran 116’dan itibaren.)
<> 3(Aliİmran)/116; Küfre sapanlara gelince, onların malları da çocukları da kendilerine Allah’a karşı bir yarar sağlamayacaktır.Ateşin dostlarıdır onlar.Sürekli kalacaklardır onun içinde.
<> 3(Aliİmran)/117; Bu Dünya hayatında harcamakta olduklarının durumu, bir rüzgar örneğine benzer: Onda kavurucu bir soğuk vardır.Öz benliklerine zulmetmiş bir topluluğun ekinine değmiş de onu mahvetmiştir.Allah onlara zulmetmedi, onlar kendilerine zulmediyorlardı.
<> 3(Aliİmran)/118; Ey iman sahipleri!Kendi dışınızda hiç kimseyi sırdaş edinmeyin.Sizi sarpa sardırıp perişan etmekten çekinmezler.Size sıkıntı vercek şeyi pek severler.Ağızlarından nefret ve öfke taşmaktadır.Göğüslerinin saklamakta olduğu ise daha büyüktür.Eğer aklınızı işletirseniz Allah size ayetlerini açık-seçik göstermiştir.
<> 3(Aliİmran)/119; Siz öyle kişilersiniz ki, onlar sizi sevmedikleri halde siz onları seversiniz.Ve Kitap’ın tümüne inanırsınız.Onlar ise sizinle karşılaştıklarında inandık derler; başbaşa kaldıklarında size öfkelerinden parmak uçlarını ısırırlar.De ki onlara: “Öfkenizle geberin.”Allah, göğüslerin içindekini çok iyi bilmektedir.
BÖYLECE İslam Ortodoksluğu ve Katolikliği olan iki mezheb ile ilişkimiz kalmadı, onlar kinleriyle gebersinler.
Süfyanilik her çağın, en mel’un belasıdır, her çağı kapsayan bir ŞEYTAN TUZAĞI (Taassub) afetidir.
Bizim modelimiz 110 olup, onlar çoktan vefat ettikleri için ve üzerlerine geçen 1400 küsur yıl sonra ortaya çıkardığım >>> 114 ve 104’dür.
Yani doğu ve batı kalktığı için >>> tek vücut >>> 110’uncu ayet gibi olduk. (ZipZag ve ZigZap gibi.)
Şimdi dikkat ediniz: 104 ve 114 SANKİ 110 içinde BULUŞTURULMUŞ, harmanlanmış ve ZigZag-Zipzap buluşması anlatılmış.
“Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz: İyiyi-güzeli emredersiniz, kötü ve çirkinden alıkoyarsınız, Allah’a iman edersiniz.Ehlikitap da iman etseydi, kendileri için elbette hayırlı olurdu.İçlerinde müminler vardır ama onların çokları fasıklardır.”
Hissettiniz mi HARMANLANMAYI?
“Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı topluluksunuz...”
“İyiyi-güzeli emredersiniz, kötü ve çirkinden alıkoyarsınız, Allah’a iman edersiniz. Ehlikitap da iman etseydi, kendileri için elbette hayırlı olurdu.İçlerinde müminler vardır.”
<> Tick-Tock?
<> Ehlikitap da iman etseydi... (5/65,66,67,68,69)
İşte Tic-Toc bu harmanlanma içinde yatıyor.
Elbette akla şu geliyor: Acaba batılılar (mesela Hans) bizden önce nasıl HANİFLİĞİ farkettiler? Neden önce biz değildik? Önemli bir soru değil mi?
Bir kere Batılılar ÖNCE değil SONRA fark ettiler ;) Daima DEDE önce gelir, TORUN sonra ;)
Bakalım batılı nedir? Ali İmran 113 ila 115 dahil lütfen.
<> 3(Aliİmran)/113; Ancak hepsi bir değil. Kitap halkından bir grup var ki geceleri ALLAH’ın ayetlerini okuyup secde ederler.se iş değişir.
<> 3(Aliİmran)/114; ALLAH’a ve ahiret gününe inanırlar, iyiliği öğütler kötülükten sakındırır ve iyi işlere koşuşurlar. İşte onlar iyilerdendir.
<> 3(Aliİmran)/115; Yaptıkları hiç bir iyilik karşılıksız kalmıyacaktır. ALLAH erdemlileri çok iyi bilir.
Bu konuda çoook konuşmuştuk. Şimdi bir başka SIR: “Allah Alemlere zulmetmek istemez.” ALEMLER nedir? (Ayeti bulur musunuz?)
<> 3(Aliİmran)/108; Bunlar sana Allah’ın ayetleri. Hak olarak okuyoruz sana onları. Allah, alemlere zulüm istemiyor.
<> 3(Aliİmran)/108; Tilke ayatüllahi netluha aleyke bil hakk* vemallahü yürıdü zulmel lil alemın
ALEMLERE örnek;
1. Musa ve Yuşa >>> Katil-maktul var mı gibi...
2. Kan grupları olan paralel alemler >>> 0-A-B-AB...
İkisini birleştirip örnekseyelim:
A aleminde Musa katil. (Yuşa’yı öldürür.) B aleminde Hızır Katil. (yine Yuşa’yı öldürür.) AB aleminde hepsi birbirine girift olur. (İki ayrı karışımdır çünkü.)
0 (sıfır) aleminde ise ne Hızır, ne Musa katildir, ne Yuşa öldürülmüştür, hepsi EN İYİLERDİR.
AB aleminde ise Yuşa bir canavardır. Anne babasını dinden çıkaracaktır, zalim bir eşkiya hükümdar olacaktır. (O bakımdan girift diye yazdım.)
A L E M L E R ? Alemlere ZULÜM? Ne demek anlaşılıyor mu??
“Bunlar sana Allah’ın ayetleri. Hak olarak okuyoruz sana onları. Allah, alemlere zulüm istemiyor.”
Bunlar Allah’ın delilleri. HAK (doğru ötesi doğru) olarak okuyoruz. (Doğrular: A, B, AB ve 0.) HAK??? Levhi Mahfuzda KADER edilen EN SONUNCU ALEM ihtimali olan şıktır.
<> Alt gurup, beklemede kalan.
Evet, alt grup. Düşünün ki, Levhi Mahfuz CEHRİ (fatal) bir YAZGI olsaydı, hiçbir şeyi değiştiremezdiniz.
Musa Katil olurdu ve ebedi öyle kalırdı. Yuşa Cehennemlik bir zorba olurdu, öyle kalırdı. Hızır yine çocuk katili olur, öyle kalırdı.
<> CEBRİ (Fatal) ?
Cehriyyecilik (Fatalizm). İslam’da hep tartışılır ya, KADERCİLİK, CEHRİ görüş vb. İşte bu İslam Ortodoksluğunun da sonunu getiriyor.
Cehriyeciler derler ki: “Rüzgar eser, yaprak kıpırdamaz.”
A ihtimaline göre yaprak kıpırdamıyor. Ama yaprak yerine B ihtimali olarak >>> RÜZGAR kıpırdatılıyor (yani estiriliyor).
AB ihtimalinde ise yaprak kıpırdıyor, ama rüzgar esmiyor. 0 ihtimalinde ise NORMAL olarak rüzgar esiyor ve yaprak da kıpırdıyor.
Bu dört doğru içinde biri HAKK olan doğru oluyor. Demek ki fatalizm iflas etmiş bir görüş. Eğer öyle olsaydı -yineliyorum-;
ALEMLERE örnek;
1. Musa ve Yuşa >>> Katil-maktul var mı gibi...
2. Kan grupları olan paralel alemler >>> 0-A-B-AB...
İkisini birleştirip örnekseyelim:
A aleminde Musa katil. (Yuşa’yı öldürür.) B aleminde Hızır Katil. (yine Yuşa’yı öldürür.) AB aleminde hepsi birbirine girift olur. (İki ayrı karışımdır çünkü.)
0 (sıfır) aleminde ise ne Hızır, ne Musa katildir, ne Yuşa öldürülmüştür, hepsi EN İYİLERDİR.
AB aleminde ise Yuşa bir canavardır. Anne babasını dinden çıkaracaktır, zalim bir eşkiya hükümdar olacaktır...
Yani –Haşa- Rabbimiz fatalizmi dayatsaydı, bir kere hiçbir tevbemiz kabul edilmeyecekti ve illa ki bir cehennemi boylayacaktık.
İşte bu durumlara Borges, “Yolları çatallanan bahçe” diyor. Kuantumcular ise “Schrödinger kedisi paradoksu” diyorlar.
Şimdi “ALEMLERE zulmetmek istemez” üzerinde duralım >>> “Bunlar sana Allah’ın ayetleri.Hak olarak okuyoruz sana onları.Allah, alemlere zulüm istemiyor.”
Allah’ın DÖRT GERÇEĞİ, ama bunlardan bir tanesi (sonuncusu) HAKK oluyor, diğerleri iptal oluyor. (Musa ve Hızır katil olmuyorlar, yani AB PARADOKSU.)
AB’ye paradoks dememin nedeni var: Aynı kağıdı kaç kere yakabilirsiniz?? Yuşa’yı kaç kere öldürebilirsiniz??
<> 1
Yani bu öldürülmüş ise, ikinci kişi KATİL olamaz. Peki bu süper uzay durumu nasıl çözülür?
Basit: Birinci adamın öldürmesini engelleyip geçmişe gidersiniz ve o kişiyi katilden önce öldürürsünüz. Yani katil siz olursunuz. Burada anlaştık mı?
Ama halen ortada bir çift katil var! İki katili birden nasıl kurtarırsınız? (Aslında Yuşa ipucunu veriyor: “Balık canlandı ve gitti” diyordu ;)
<> Maktülü ortadan kaldırırız.
<> Yuşa’nın yaşaması gerek, katil(ler)in olmaması için.
<> Yerine iyisini koyarak.
<> Doğmamış öldürülemez.
Hepiniz doğruyu söylediniz. Cehri görüşün tersine, dört doğrudan bu sonuncusu SEÇİLİYOR ve O HAKK (gerçek üstü gerçek) oluyor.
Bu LEVHİ MAHFUZA yazılıyor ve KADER bu sonuncusu oluyor. Yani Yuşa İYİ ve sağ, ortada çifte katil de yok. Herkes sütten çıkmış ak kaşık!
Kaderin değişmesi de bir KADERDİR, hatta bunun da değişmesi bir kaderdir. YANİ şu: En son seçilen HAKK olan doğru, asıl KADERDİR.
Yuşa’nın anne ve babası eğer HAYIR duası etmeselerdi, bu da Arş ve Levh’i sallamasaydı...
Ve de Hızır da Levh görevlisi olarak bunu görünce, A (Musa Yuşa’yı öldürdü), B (Hızır daha önce yuşayı öldürdü), AB (Chaos), 0 (Kimse öldürülmedi)...
Kur’an’da sık geçen İKİ bağ savaşları da bu esas üzerine yapılır. Yani A ve B ihtimalleri, arada bir “Vektör ihtimal” ve DOĞRUNUN galebe gelmesi (Sıfır ihtimali).
Bu iki bağ mensuplarına “İki zamanlı” deniyor. Bu geleceğin dilinde >>> 2KAPI anlamına geliyor. Yani Zülkarneynler de ÇİFT (iyi ve kötü bağ).
2 Kapı, Siyonistler için JB (joackin ve Boaz), iki sütun olarak belirlenmiştir. (Jaeckin ve Boas vb diye de yazılıyor.)
Bunun karşıtı olan WEMB için Two-Doors diye biliniyor ve Tudor diye isme saklanılıyor. Yani ZulKarnEyn’in bir tür geleceğe dönük çevrimi ve/veya geçmişe taşınmış ismi!
İşte bu DÖRT (kan-grubu gibi) ihtimaller ALEMLER evrenleri, geçmişe gelen tüm Tudorlar’ın diğer JB’ler ile savaşımından ibaret.
Dünyada tarihe müdahale edilmeseydi, Dünya bilinen bir geçmişi ve geleceği yaşayacaktı. Ama JB ÖNCEDEN geliyor, tarihe müdahale ediyor, tarihi değiştiriyor.
Mesela tarih şöyle değişiyor:
Tüm Dünyanın çoğu (Tüm Asya, Tüm Afrika, Tüm Güney Amerika ve Doğu Avrupa ile Ön Asya) KOMÜNİST olduruluyor. (ABD, KANADA, Batı Avrupa ise Efendiler.)
Yani Dünyanın gidişatı diyelim ki A ise, bunlar gelip Yahudi efendi egemenliğinde bir komünist kıta devleti kuruyorlar, Dünya devleti. Herkes, yüksek Yahudi menfaatleri için köle olmuş.
Derken ikinci bir Bağ geliyor (VAMP’a karşı WEMB). Yani Tudorlar geliyor. Bunların da olası amaçları elbette WEMB’i taaaa Hitler döneminde kurmak! (Adler döneminde veya...)
Şimdi Musa, Yuşa ve Hızır öyküsü gibi bir serüven başlıyor:
Yuşa kaybolmuştu ya, onun yerine ADLER (İleride Mighty olacak kişi) kayboluyor! Yerine Alois grubu (Hiedler) konuyor.
Tarih’in tüm Dünya komünist kaderi yerine bir karşıt güç dengesi geliyor ve Komünizm,
a) Hem lokal (SSCB, Çin vb),
b) Hem de yıkılma vaadi ile birlikte TARİH değiştiriliyor.
Nitekim okuduğumuz B tarihi budur >>> Komünizm lokal kaldı, kısıtlandı ve de Komünizm yıkıldı. Kızıl Çin bile Hong-Kong, Macao modelini kendine seçti.
Yani Hong-Kong Çin’i elde etti. Bugün ortalığı kasıp kavuran Çin mallarının nedeni, Hong-Kong ekonomik politikalarıdır.
Mathias, Kızıl Meydana uçağını indirdiğinde, tüm generallerin bomboş ve soytarı olduğu anlaşıldı. 17 yaşındaki bir genç, bir pırpır ile Kızıl Meydana iniyor ve bütün o Sovyet savunması hiçbir şey duymuyor.
<> Glasnost Perestroika’ya rağmen yıkıldı mı yoksa yıkım için bu da mı bahâne idi?
Ya o uçakta H bombası olsaydı? Fly to Moscow ;)
Bütün gerenaller değştirildi, orduya güven sıfırlandı, “Bu orduyu biz de yeneriz” diyen Glasnost çıkışlı macera+perestroika başladı ;)
Mathias Rust koca SSCB’yi yıktı ;)
Bu genç Finlandiya’dan kalktı, buraya kadar normal. Ama aynı dönemde bir WANEN ihbarı vardı. 1N M.Rust’u kamufle etti, taaa Kızıl Meydana kadar.
Son anda gördüler uçağı. (Kızıl Meydana asker girmesi bile yasaktır. Kendi askerleri bile giremez, değil uçak.)
Wanen’ler Ay’a bile astronotlarımızı indirdiler, bir uçak indirmişler, çok mu ;)
Rusya’nın sonunu getiren Herr Rust idi. O bir genç, aşırı genç, adrenalin sporlarını seviyordu, hani extreme sports denen.
O hazırdı, Wanen de bunu fırsat bildi. Deli gençlik işte ;)))
Niye güldüm biliyor musunuz? Mathias 17 yaşındaydı, ama WANEN içindekiler daha doğmamış deli gençlerdi...
Mathias genç seçildi, niye? 17 yaşındaki bir silahsız genç serüvenciye, yaşı gereği ölüm cezası falan verilmez, uluslararası platform bunu burnundan getirir Rusya’nın.
Hapiste bile tutamadılar. Ama o genç mesela 20 yaşında olsaydı kurşuna dizerlerdi. Wanenler işini bilir ;)
Ölüm tehlikesi var mıydı? Evet ama olsa bile Wanen onun idamını engelleyip (Manisa Milli Parkına) kaçıracaktı.
Mathias Rust ile WANEN geçişi aynı GÜN ve SAATTE oldu. (Dünyanın her yeri ile merkez Spil arası her zaman 24 dakikadır. Bu hız ile ilgili değil, uzay yürüyümü daima 24 dakikadır.)
Yani Mir’ac da 24 dakika sürdü. 24 dakikayı bir yerden daha hatırlıyor musunuz?
Jody Foster’in filminden söz etmiştik. Astronom bir kızı oynuyordu. Mesaj geldi (dış uygarlıklardan). Bir uzay gemisinin biçimini verdiler.
<> Contact?
Galiba Contact idi, o gemi imal edildi, sonuçta bir tek saniyede geri geldi. Kimse gittiğine inanmadı, ama bir tek şahidi vardı: “Kamera 24 dakika boyunca çalışmış” dendi.
Bir tek saniyede nasıl 24 dakika çekim yapılır ki ;)
İşte bu nedenle, 24 dakika dediğimizde bir “hız bölü yol” formülü değil, standart bir sayıdır bu. Tarık için 24 dakika, Dabbe için 18 dakika (yani bir saniyeye 1080 saniye genleşme).
Efendimizin yatağı soğumamıştı, çünkü 24 dakikada uzay yürüyümü gerçekleşmişti. Dikine Mirac kısmı ise sadece 18 dakika, toplam 42 dakika. İşte bu miracın tamamıdır.
1 gün => 365 000 gün olduğundan, her gün ise 24 saat olduğundan, bundan sadece bir tek saati alıp, onun 42 dakikasını hesapladığımızda, Mirac’ın dikine MENZİLİNİ de bulursunuz.
Yani bir gün bin yıl (365000 gün) ise, o bir tek gün ise 24 saat ise ve sadece bir tek saatin tamamı yerine 42 dakika aldığınızda, orantı kurarak Mirac’ın DİKİNE mesafesini bulabilirsiniz. (Buna tachyon hızı da deniyor.)
Biliyorsunuz ki, aslında evren bir MAHŞER düzlemi, iki boyutlu.
İşte bu iki boyutluda UZAY YÜRÜYÜMÜ (yani uzay size yürüyor, siz hareket etmiyorsunuz) gerçekleşebiliyor. (Ayeti hatırlayınız, Mescidil Haram ve Mescidil Aksa.)
Evreni şişiren (mahşeri KÜRE denen hologram haline getiren) ise Z dikmesi (üçüncü boyut Mir’ac sultan gücü dikmesi).
Evren aslında REEL olarak ÖKLİD, ama şimdiki HOLOGRAM biçimiyle Riemann küresi, yani evrene ÜF’lenmiş şişiyor.
Bu işin en ucu, daha geriye gelirseniz, buna karanlık madde, gölge madde deniyor.
yani o dolguya veya o HOLOGRAM akılarına gizli madde deniyor. Evrenin %93’ü bu görünmeyen maddeden oluşuyor. (Bu HOLOGRAMDIR, biz fark etmiyoruz.)
Hologramı oluşturan ise acceleron denen itici güç. Bu derin bir konu, bunu gelecek chat (yarın) açalım.
<> 1 gün 1000 yıl için ve 1 gün 50000 yıl için İsrâ 17/1 ve 53/1-18; 22/47; 32/5; ayrıca 70/4; 97/3,4
Acceleron, hızlandırıcı güç birimi. (Karaenerji, yani hologramı oluşturan şablon enerjisi.) Belki bu WEB’de vardır, çünkü çok yeni bir kavram.
<> Karamadde yüzünden evren, sünger gibi olmalı değil mi?
Karamadde, bir görünmeyen HEYKEL gibi (Hologram), yani o hologramın akılarını dokuyor. Sünger gibi olan ise Süper uzay. (Ya da kuantum köpüğü.)
<> Dark energy => Dark matter değil mi?
Evet, her maddenin E cinsinden (E=mc2 gibi) bir karşılığı vardır.
<> http://www.freerepublic.com/focus/f-news/1179649/posts
<> Now three University of Washington physicists are suggesting the two discoveries are integrally linked through one of the strangest features of the universe, dark energy, a linkage they say could be caused by a previously unrecognized subatomic particle they call the “acceleron.”
Tamam candaş bulmuş bile. Fakat asıl bulan kim biliyor musunuz? Bunu kim buldu? Yani akseleron’u?
Size bir ipucu >>> ÖKLİDYEN YOL İNTEGRALİ’ni bulan biri. Çünkü Akseleron bu matematik yöntem ile hesaplanıp bulunabilirdi. Hani kip Thorn’a karşı bahis kaybetmişti?
<> Hawking.
Evet, Hawking. Öklidçi yol integralini Dünyada ilk ve tek, hem de yeni bulan kişi Hawking’dir.
<> www.scienceforums.net/forums/showthread.php?t=4886
Onun da mı linki var? Hayret.
<> http://www.impactlab.com/modules.php?name=News&file=article&sid=2565
Bu nedir biliyor musunuz? Öklidçi yol integrali demek, mahşerin düzlemine aktarıssemavat yerine bir SULTANGÜÇ koymaktır.
Unutmayınız, sadece bu evren hayal, yani hologram içermektedir ve Riemann gereği aktarıssemavat (gök çapları Riemann üç boyut dilimleri) yerine SULTANGÜÇ içermektedir.
Yani KUTU gibi, sandık gibi bir evrenin integralini alıyorsunuz.
Sözünü ettiğim Akseleronlar bile bileşiktir, integrali alınabilir, ama axion denen en küçük hologram birim parçalarının integrali alınamaz. (Differansiyeli ise özel bir yöntem ile alınabilir.)
Aksiyonlar, bunlara neredeyse Külli Şey’in diyebilirsiniz ya da ŞEY’ler değil ama en yakın örneği. Onlar her yerde var. Onlar evreni (aslında mahşer meydanını) üç boyutlu gibi ŞİŞİREN etkinin ta kendisidir.
Gördünüz mü! Mahşer ve şişme kuramlarını Dünyada ilk ve tek ben anlattım.
Elbette bundan hempa’m mrscp’nin de haberi oldu, o zaman Riemann gibi değil, Einstein gibi değil, Lorenz gibi değil, HANS gibi düşündü ve ÖKLİDYEN YOL İNTEGRALİNİ hesapladı.
Böylece benim sayemde “BAHSİ” de kaybetti, ama çok dürüst olduğundan “yenildiğini” kabul etti. (Aslında ben yenmiş oluyorum gibime geliyor.)
Sanırım yoruldunuz. Yarın geronimo sizi yine burada bekliyor ve ben Allah’a sizleri emanet ediyor RZİ diyerek veda ediyorum.
Geronimoooooo