Slm Slm

12 Ağustos 2004 tarihli chat:

 

ss candaşlar
hoşbuluşturana hamdederek
vira bismillah başlayalım

(ZZ ile chat 15 saniye önce bitti, zamanı iyi değerlendirelim.)

ss candaşlar
Jury’den/Şura’dan soru alabilir miyim?

<> 2/(Bakara)/60; Bir zamanlar Mûsa, toplumu için su istemişti de biz, “Değneğinle şu taşa vur!” demiştik. Taştan hemen oniki göze fışkırmıştı. Her bölük insan kendilerine özgü su kaynağını bilmişti. “Allah’ın rızkından yiyin, için; yeryüzünde bozgunculuk yaparak şuna buna saldırmayın.” demiştik.

<> “Göze” ve kendilerine özgü “su kaynakları”nı bilmeleri? 12 ayrı özellikte suyun olması ve her bölüğün de (12 bölük de olabilir) su kaynaklarını tanıması?

İbrahim atamız için Allah BEREKET kılmıştır. Yani Musa’nın da, İsmail’in de atasıdır.

İsmail (oğlu) daha bebekken ayağının topuğunu yere vurdu, oradan ZEMZEM fışkırdı. Bu olayı biliyoruz değil mi?

<> 38(Sad)/42; Ayağını yere vur. İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir kaynak.

Ve bu -tarihte- İLK kez İbrahim atamızın başına gelmişti. İSMAİL zemzem’i buldu! İSRAİL acaba neyi bulmuştu? (İlla ki bir eşitlik gerekiyor.)

Bunu düşünelim ve yoğunlaşalım!!!! İşte yanıt burada! (Yakub ve İshak, baba oğul birincisinin lakabı İSRAİL/İzrael.)

Şimdi bir ipucu daha: Niçin İbrahim’in ikinci oğlu >>> İSMAİL (Lakaptır) ünvanını alıyor da, birinci oğlu İshak’ın bir lakabı/ünvanı yok?

Onun oğluyla birlikte İSRAİL türüyor. Oysa “incelik” gereği İSHAK’ın >>> İsrail adını alması gerekmez miydi?

Tersine YAKUB (oğlu) bu adı alıyor! NEDEN İKİ KUŞAK???? Kendimi anlatabildim mi?

<> Kudüs’e giden Yakop değil mi? İSRA, Yeruşalim değil mi?

Yeruşalim >>> Dar üs selam demektir (Barış evi).

<> Yer u şalim, Salim Yer.

Dâr-al-Saleem veya dar Al-Salaam. İbranice Yaruşalim. Beyt ül lahim (ET evi). Betlehem (İbranice’si).

Bazı şeyleri Samiler başka ırklardan aldılar. Örneğin Marshall, yani mareşal. (Tıpkı Türk’ten eTRaK gibi.) Mareşal’i de Müşir yaptılar.

İyi ama Sanskritçe üzerinde Samileştirme veya Araplaştırma eylemi yapılamaz. Yapılsa da meydana çıkar >>> Maden ve Metal gibi, ikisi de Sanskritçe’dir.

Maddeyi hatırlayınız >>> İDD’dir. (Müeyyide gibi.) Yine Arapça, Farsça, Sanskritçe İKLİM aynıdır. (Climate’den anımsayınız.)

Neyse konuyu dağıtmayalım: Yakub >>> Acaba nasıl bir isim? Niçin ayrıca İZRAEL diye bilinmelidir? Niçin beni Ashakiye (İshakoğulları) değil de Yakuboğulları (Beni İsrail) deniyor?

İsmail DOĞRUDAN Beni İsmail denen Arabi milletin atasıdır. İbrahim’in oğlu yerine İbrahim’in torunu Yakub >>> İSRAİL adını alıyor.

Çünkü onlar AŞİRET idiler! Aşiret nedir? Aşar/öşür/aşrin/aşure vb???

ASR => 100, AŞR = 10. Hani 12 idi? ON kabile!

(Rekat => 2 kat. Zekat => 12 kat .)

İsrail oğulları ne diyor? “Bizim on kabilemiz kayboldu, İKİ kabile kaldık!” Hatırladınız mı???

<> Evet. Lut SS’ıñ iki kızına bağlıyorlar o İKİ kabîleyi de, Lut, İbrahim soyundan değil ki.

Evet! Amon ve Moab oğulları. (Lut’un sözde gayrımeşru oğulları ve/veya torunları iftirası.)

İbrahim ve Lut, hatta üç melek. (Ki bunlar –biliyorsunuz- Sodom ve Gomorre üzerine bela yağdırmaya gidiyorlardı.) Ve ayetlere göre İbrahim de o üç meleği (Babil’de) gördü.

Sara >>> LUT’un kızkardeşiydi. İbrahim onunla evlendi. GEÇ yaşta ikisinin de İSHAK adlı çocukları doğdu.

Pardon Yakub muydu? :)

<> 11(Hud)/71; Hanımı ayakta idi. Bunun üzerine güldü. Biz de ona İshak’ı, İshak’ın ardından Yakub’u müjdeledik.

<> 11(Hud)/71; “we emraetü hü qâimetün fe Daxıket fe beşşer nâ hâ  bi isxâqa we min werâe isxâqa ya’qûbe”

Tamam, emin olmamız için sordum. İshak baba, Yakub oğul MU? Buyrun fikirlerinizi alalım.

<> İşin içinde Sarah olunca?

Ayete bakınız önce: “İshak ve ardından Yakub’u müjdeledik” diyor. İshak ve Yakub baba-oğul mu? Klasik kaynaklar ne yazıyor?

<> Nakillerde de önce İshak doğdu, Yakup ardından doğdu, ikiz idiler, diyor. Yakup, İshak’ın oğlu, yazıyor. (Klâsik kaynaklarda.)

Birbirinin peşinden doğan (aynı anda doğMAyan) iki kişi nasıl İKİZ olur??

<> 19(Meryem)/49; Onları ve Allah’tan başka taptıklarını bırakıp çekilince, ona İshak’ı ve Yakub’u bahşettik. Ve her birini peygamber yaptık.

<> İşin içinde Sarah olunca olabilir değil mi?

İshak ne diyordu? >>> “Yusuf’umun kokusunu duyar gibiyim.” Hatırladınız mı? Yusuf OĞLU muydu?

<> 12(Yusuf)/94; Kervan oradan ayrılınca, öte yandan babaları şöyle seslendi: “Yemin olsun, ben Yusuf’un kokusunu duyuyorum. Umarım bana bunaklık isnat etmezsiniz.”

Yakub –sizce- Yusuf’un nesi oluyordu? Kardeşi mi? Amcası mı?

AŞİRET (ondalık sistem demek), 10 tane kabile, bir tane YAKUB kabilesi ve bir tane de HURİ (Yusuf) Ailesi (Ali Yusuf). Şimdi kaç tane oldular? 10 mu? 12 mi? ;)

Eğer İbrahim “Sami” soyundan LUT’u gördüyse, demek ki daha önce Samiler vardı. Onlar İbrahim’in oğulları olarak doğmadılar.

Ayeti yazar mısınız? >>> “İbrahim, ne Yahudi, ne Nasrani (Hristiyan) değildi” diyor... “O bir Hanif idi...” diyen ayet ltf.

<> 2(Bakara)/135; Bir de “Yahudi veya Nasrani olun ki hidayet bulasınız” dediler. De ki: “Hayır, hakperest hanif olarak İbrahim milleti, ki o hiç bir zaman müşriklerden olmadı.”

<> 3(Aliİmran)/67; İbrahim ne bir Yahudi idi ne de bir Hıristiyan. O, sadece Hanîf bir müslümandı/Allah’a teslim olandı. O müşriklerden değildi.

<> Müslüman=Hanif?

Arapça’sını yazarsak belli ocaktır candaş. 67. ayetin Arapça’sı lütfen?

<> 3(Aliİmran)/67; ma kane ibrahımü yehuddiyyev ve la nasraniyyev ve lakin kane hanıfem müslima* ve ma kane minel müşrikın

<> “hanîfen müslimen”

Evet >>> HANİF Müslüman...

Pekiyi bu ayetin gerekçesi neydi? Yahudiler >>> “İbrani İbrahim” diyerek atalarına sahip çıkıyorlardı.

Tevrat ve İncil’de, ikisinde de şu çelişki var: Birinde İsmail’i kabul ediyor ve kurban olayını anlatıyor. İkincisinde de ısrarla “İbrahim’in TEK BİR TANE OĞLU vardı” diyor!

İkisi de aynı TEVRAT’ta yazılı :(((

<> Hatta “Kurban edilen İshak’tı” diyor Yahudiler.

Doğru!

Şimdi bir başka çelişki şu >>> Tevrat bir yerde “Tek oğlu İshak’tı” diyor, bir başka yerde de “Hagar’dan (Hacer) olan oğlu İsmail” diye yazıyor!

Diyelim ki oldular İKİ tane. YAKUB –eğer- İshak’ın kardeşiyse, NEDEN ÜÇ DEĞİL? Yorumlarınızı bekliyorum ltf.

<> Araplarla kuzenliği kabul etmemek için sadece İshak’ı kabul ediyorlar?

Tamam ama, Yakub ve İshak iki tane kardeş ise, neden İKİ kardeş demiyorlar? Araplarla kuzen olmadıklarını varsayalım, İsmail’i YOKSAYALIM.

Ayeti okuduk >>> İshak ve ardından Yakub’u (SARAH’a) verdiğini söylüyor mu, söylemiyor mu ayet?

İshak >>> YUSUF için “Oğlum” diyor mu Kur’an’da???

10 kardeşi Yusuf’u kuyuya atıyorlar. (Eğer kardeşleri ise gerçekten!) 11inci kardeş NEREDE?? O kardeş Yakub mu? Yakub böyle bir şey yapabilir mi? Tenezzül eder mi? Bu kadar alçalabilir mi?

Alçalsaydı o, peygamber olmak bir yana, bir papaz bile olamazdı, öyle mi değil mi? (Mantığımla düşünmenizi sağlıyorum, sorular boşuna sorulmuyor.)

<> Tevrat’tan >>> RAB verdiği söz uyarınca Sara’ya iyilik yaptı ve sözünü yerine getirdi. Sara hamile kaldı; İbrahim’in yaşlılık döneminde, tam Tanrı’nın belirttiği zamanda ona bir oğlan doğurdu. İbrahim Sara’nın doğurduğu çocuğa İshak adını verdi. Tanrı’nın kendisine buyurduğu gibi oğlu İshak’ı sekiz günlükken sünnet etti. İshak doğduğunda İbrahim yüz yaşındaydı...

<> Tevrat’tan >>> Ama Sara, Mısırlı Hacer’in İbrahim’e doğurduğu oğlu İsmail’in alay ettiğini görünce, İbrahim’e, “Bu cariyeyle oğlunu kov” dedi, “Bu cariyenin oğlu benim oğlum İshak’ın mirasına ortak olmasın.” Bu İbrahim’i çok üzdü, çünkü İsmail de kendi oğluydu...

<> 12(Yusuf)/8; Zira dediler ki her halde Yusuf ve biraderi babamıza bizden daha sevgili, biz ise müteassıb bir kuvvetiz, doğrusu babamız belli ki yanılıyor

Yusuf’un biraderi => kardeşi KİM? Veya İSHAK’ın biraderi mi ?

<> Yakup, İshak’ın oğlu olabilir?

EVVVET >>> Yakub, İshak’ın oğludur.

“Yusuf ve biraderi babamıza bizden daha sevgili,”
“Yusuf ve biraderi babamıza bizden daha sevgili,”
“Yusuf ve biraderi babamıza bizden daha sevgili,”

“Yusuf ve biraderi”
“Yusuf ve biraderi”
“Yusuf ve biraderi”

“biraderi”
“biraderi”
“biraderi”

Neden “BİZİM biraderlerimiz” demiyor diğer ON (aşir) kardeş! İkisini kendilerinden ayırıyor? NEDEN?

<> 12(Yusuf)/8; Hani demişlerdi ki: “Yusuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgili, biz ise güçlü ve tutkun bir grubuz. Doğrusu, babamız belli ki, çok açık bir yanılgı içindedir.”

Benjamin on kardeşin içinde, o da kuyuya attı Yusuf’u, onay verdi ;) Hangi parantez düşkünü onu öyle yorumladı ki?

<> Elmalılı...

Elmalılı bu milleti çoooooooooooooooooooooooooooook kandırdı. Çooooooooooooooook Arabist’tir kendisi -merhum-. Çoooooooooooook Yezidi’dir!

Yapılmış EN İYİ KUR’AN tefsirinin yazarıdır. Atatürk bile onu kabul etmiştir. Bizim Hanif islam dininde, Elmalı gibi çoooooook kimseye YER YOK ve olamaz da!

Elmalı, İshak ve Yakub için ne diyor? Baba oğul mu? Yoksa iki kardeş mi? Bunu -gelecek ile birlikte- bilmek isteriz.

Ayet ne diyor? (En büyük oğul Bünyamin’dir.)

<> 6(Enam)/84; Bundan maada ona İshak ile Ya’kubu da ihsan ettik ve her birini hidayete irdirdik, daha evvel Nuhu irdirmiştik, zürriyyetinden Davudu da, Süleymanı da, Eyyubu da, Yusüfü de, Musâyı da, Harunu da, işte muhsinlere böyle mükâfat ederiz

<> 11(Hud)/71; Haremi dinliyordu, bunu duyunca güldü, bunun üzerine ona İshakı müjdeledik, İshakın arkasından da Ya’kubu

<> 19(Meryem)/49; Vaktaki onları ve Allahtan başka taptıklarını bırakıp çekildi, bizde ona İshakı ve Ya’kubu bahşeyledik ve her birini birer Peygamber yaptık

<> 21(Enbiya)/72; Ve ona İshakı ihsan ettik, fazla olarak Ya’kubu da ve her birini salihînden kıldık

<> 29(Ankebut)/27; Ve biz ona İshak ile Ya’kubu da ihsan ettik, ve nübüvveti, kitabı zürriyyetinde kıldık, ve kendisine hem Dünyada ecrini verdik hem Âhırette o şübhesiz salihînden

<> 37(Saffat)/113; Hem ona hem İshaka bereketler verdik. İkisinin zürriyyetinden de hem muhsin olan var hem de nefsine açık zulmeden

<> Bunlar Elamalılı mealleri.
<> Ama Elmalılı SADELEŞTİRMELERİ var bir de :)

Şimdi de İSRAİL kelimelerini tarar mısınız, “Beniiy İsraile” diye? İsrail kimin lakabı?

<> 2(Bakara)/40; Ey İsrailoğulları! Size lütfettiğim nimetimi hatırlayın; bana verdiğiniz söze vefalı olun ki, ben de size ahdimde vefalı olayım. Ve yalnız benden korkun.

<> 2(Bakara)/47; Ey İsrailoğulları! Size lütfettiğim nimetimi, sizi âlemlere üstün kıldığımı hatırlayın.

<> 2(Bakara)/83; İsrailoğullarından şöyle bir söz de almıştık: Allah’tan başkasına ibadet etmeyin, anne-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik ve güzellikle davranın. İnsanlara güzeli ve güzelliği söyleyin. Namazı/duayı yerine getirin, zekâtı verin. Bütün bunlardan sonra siz, pek azınız müstesna, sırt çevirdiniz. Hâlâ da yüz çevirip duruyorsunuz.

<> 2(Bakara)/122; Ey İsrailoğulları! Size lütfettiğim nimetimi hatırlayın. Ben sizi âlemlerden daha üstün kılmıştım.

<> 2(Bakara)/211; Sor İsrailoğullarına, onlara nice açık ayet verdik. Kim Allah’ın nimetini, o kendisine geldikten sonra başka kılığa sokarsa kuşku duymasın ki, Allah’ın azabı pek zorludur.

<> 2(Bakara)/246; Mûsa’dan sonra İsrailoğullarının kodamanlar meclisini görmedin mi? Kendilerine gelen bir peygambere şöyle demişlerdi: “Bize bir kral gönder, Allah yolunda çarpışalım.” Peygamber dedi ki: “Üstünüze savaş yazılır da savaşmazsanız ne olacak?” Dediler ki: “Nasıl olur da Allah yolunda savaşmayız? Yurtlarımızdan çıkarıldık, oğullarımızdan uzak düşürüldük.” Nihayet, üzerlerine savaş yazıldığında pek azı hariç yüz çevir>>

<> 3(Aliİmran)/93; Tevrat indirilmeden önce İsrail’in kendi nefsine haram kıldığı şeyler dışında tüm yiyecekler İsrailoğullarına helaldi. Onlara de ki: “Tevrat’ı ortaya getirin; doğru sözlü iseniz onu okuyun.”

<> 5(Maide)/12; Yemin olsun ki, Allah İsrailoğulları’nın mîsakını almıştı da içlerinden on iki temsilci/başkan göndermiştik. Allah şöyle demişti: “Ben sizinle beraberim. Namazı/duayı yerine getirirseniz, zekâtı verirseniz, resullerime inanır, onları desteklerseniz ve Allah’a güzel bir biçimde borç verirseniz, kötülüklerinizi elbette örteceğim ve sizi, altlarından ırmaklar akan cennetlere elbette koyacağım. Artık bundan sonra küfre gideniniz yolun denge noktasından sapmış olur.”

“Allah İsrailoğulları’nın mîsakını almıştı da içlerinden on iki temsilci”
“Allah İsrailoğulları’nın mîsakını almıştı da içlerinden on iki temsilci”
“Allah İsrailoğulları’nın mîsakını almıştı da içlerinden on iki temsilci”

“...göndermiştik.”

Yani candaşın “12 göze (kaynak)” sorusuna geri dönüyoruz...

<> (Yaratılış-32:28’de; “Artık sana Yakup değil İSrail denecek...”)

<> 2/(Bakara)/60; Bir zamanlar Mûsa, toplumu için su istemişti de biz, “Değneğinle şu taşa vur!” demiştik. Taştan hemen oniki göze fışkırmıştı. Her bölük insan kendilerine özgü su kaynağını bilmişti. “Allah’ın rızkından yiyin, için; yeryüzünde bozgunculuk yaparak şuna buna saldırmayın.” demiştik.

<> “Göze” ve kendilerine özgü “su kaynakları”nı bilmeleri? 12 ayrı özellikte suyun olması ve her bölüğün de (12 bölük de olabilir) su kaynaklarını tanıması?

Musa zaten İsrailoğulları’nın kabilelerinden birine aittir. Musa’dan 12 kabile daha fışkırmadı ki!!!! Bu inceliği farkettiniz mi?

Bunu anlamak için YAKUB ile ilgili tüm ayetleri yazalım.

<> 19(Meryem)/58; İşte bunlar Allahın kendilerine in’am eylediği Peygamberlerden, Âdem zürriyyetinden ve Nuh ile beraber taşıdıklarımızdan ve İbrahim ve İsrail zürriyyetinden ve hidayete erdirdiğimiz ve intihab eylediğimiz kimselerdendir. Kendilerine rahmanın âyetleri tilâvet olunduğu zaman ağlıyarak secdelere kapanırlardı.

<> “İbrahim ve İsrail zürriyyetinden”

<> 2(Bakara)/132; İbrahim de oğullarına şunu vasiyet etti, Yakub da: “Oğullarım! Allah sizin için bu dini seçmiştir. O halde ancak müslümanlar olarak can verin.”

<> 2(Bakara)/133; Yoksa siz, Yakub’a ölümün gelip çatışına tanıklar mıydınız? Hani, oğullarına şunu sormuştu: “Benden sonra neye ibadet edeceksiniz?” Cevapları şu olmuştu: “Senin ilahına, ataların İbrahim’in, İsmail’in, İshak’ın ilahına, tek ve biricik olan ilaha kulluk edeceğiz; biz yalnız O’na teslim olanlarız.”

<> 2(Bakara)/136; Şöyle deyin: “Allah’a, bize indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, onun torunlarına indirilene, Mûsa’ya ve İsa’ya verilene ve diğer nebilere verilene inandık. Bunlar arasından hiç kimseyi ayırmayız. Biz yalnız O’na/Allah’a teslim olanlarız.”

<> 2(Bakara)/140; Yoksa siz, “İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunları Yahudi yahut Hıristiyanlardı” mı diyorsunuz? Söyle onlara: “Siz mi daha bilgilisiniz yoksa Allah mı?” Allah’tan kendine ulaşmış bir tanıklığı gizleyenden daha zalim kim vardır! Allah, yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir.

<> 3(Aliİmran)/84; De ki: “Allah’a, bize indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, torunlarına indirilmiş olana, Mûsa’ya, İsa’ya ve diğer nebilere Rablerinden verilmiş bulunana inandık. Onlardan hiçbirini ötekinden ayırmayız. Biz O’na teslim olanlarız.”

<> 4(Nisa)/163; Biz, tıpkı Nûh’a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. Biz İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, torunlarına, İsa’ya, Eyyûb’e, Yûnus’a, Hârun’a, Süleyman’a da vahyettik. Dâvud’a da Zebur’u verdik.

<> 6(Enam)/84; Biz ona İshak’ı ve Yakub’u hediye ettik. Hepsini doğruya ve güzele kılavuzladık. Daha önce Nûh’a ve onun soyundan olan Dâvud’a, Süleyman’a, Eyyûb’e, Yûsuf’a, Mûsa’ya, Hârun’a da kılavuzluk etmiştik. Güzel düşünüp güzel davrananları böyle ödüllendiririz biz.

<> 11(Hud)/71; Orada dikilmekte olan karısı güldü. Bunun üzerine ona İshak’ı müjdeledik, İshak’ın arkasından da Yakub’u.

<> 12(Yusuf)/6; İşte böyle! Rabbin seni seçip yüceltecek, olayların ve sözlerin tevilinden, sana birşeyler öğretecek, hem senin hem Yakub soyunun üzerinde nimetini tamamlayacaktır. Tıpkı bundan önce ataların İbrahim ve İshak üzerine o nimeti tamamladığı gibi. Şu kesin ki, senin Rabbin Alîm’dir, Hakîm’dir.

<> 12(Yusuf)/38; “Ve atalarım İbrahim’in, İshak’ın Yakub’un milletine uydum. Bizim herhangi birşeyi Allah’a ortak tutmamız söz konusu olamaz. İşte bu, Allah’ın bize ve diğer insanlara bir lütfudur. Ama insanların çokları şükretmiyorlar.”

<> 12(Yusuf)/66; Yakub dedi: “Hepinizin çepeçevre kuşatılması müstesna, onu bana mutlaka getireceğinize dair Allah’tan bir garanti vermedikçe, onu sizinle asla göndermem.” Kardeşler ona garanti verince şöyle dedi: “Şu söylediğinize Allah Vekîl’dir.”

<> 12(Yusuf)/67; Yakub şunu da söyledi: “Oğullarım, birtek kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Gerçi ben, Allah’ın takdir ettiği birşeyi sizden savamam, hüküm yalnız Allah’ındır. Yalnız O’na dayandım ben, yalnız O’na güvenip dayansın tevekkül sahipleri.”

<> 12(Yusuf)/68; Babalarının emrettiği yerlerden kente girdiklerinde, bu onlardan Allah’ın herhangi bir takdirini uzak tutmamıştı; sadece Yakub’un içindeki bir isteği gerçekleştirmişti. Yakub, bizim ona öğretmemizden dolayı bilgi sahibi idi. Ama halkın çoğu bunu bilmezdi.

<> 12(Yusuf)/83; Yakub dedi ki: “Hayır, öyle değil, nefisleriniz sizi yine bir işe itmiş. Bana düşen yine güzel bir sabra sarılmak. Bakarsın Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü Alîm olan O, Hakîm olan O’dur.”

<> 12(Yusuf)/96; Müjdeci gelip gömleği yüzünün üstüne bırakınca, gözü derhal görür hale geldi. Yakub: “Ben size demedim mi? Allah’ın izniyle sizin bilmediklerinizi bilirim.” diye konuştu.

<> 19(Meryem)/6; Ki hem bana mirasçı olsun hem de Yakub hanedanına mirasçı olsun. Ve onu hoşnutluğunu kazanmış bir kul eyle, Rabbim.”

<> 19(Meryem)/49; İbrahim, onlardan ve Allah dışında kulluk ettiklerinden uzaklaşınca, ona İshak’ı ve Yakub’u bağışladık ve hepsini peygamber yaptık.

<> 21(Enbiya)/72; Ona İshak’ı bağışladık, ayrıca Yakub’u da hediye ettik. Hepsini hak ve barış için çalışan insanlar yaptık.

<> 29(Ankebut)/27; Biz, İbrahim’e İshak’ı ve Yakub’u armağan ettik. Onun soyu içine peygamberliği ve Kitap’ı yerleştirdik ve onun ödülünü dünyada verdik. Âhirette de o, elbetteki iyilik ve barış sevenler arasında olacaktır.

<> 38(Sad)/45; Güçlü-kuvvetli, bakış ve görüş sahibi kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub’u da an!

“Yakub soyunun üzerinde nimetini tamamlayacaktır. Tıpkı bundan önce ataların İbrahim ve İshak üzerine o nimeti tamamladığı gibi.”

“Yakub soyunun üzerinde nimetini tamamlayacaktır. Tıpkı bundan önce ataların İbrahim ve İshak üzerine o nimeti tamamladığı gibi.”

“Yakub soyunun üzerinde nimetini tamamlayacaktır. Tıpkı bundan önce ataların İbrahim ve İshak üzerine o nimeti tamamladığı gibi.”

“Yakub soyu”
“Yakub soyu”
“Yakub soyu”

?
?
?

Bu soy nedir acaba? İbrahim ve İshak “Yakub”un ATALARI ise,

<> 6(Enam)/84; Biz ona İshak’ı ve Yakub’u hediye ettik. Hepsini doğruya ve güzele kılavuzladık. Daha önce Nûh’a ve onun soyundan olan Dâvud’a, Süleyman’a, Eyyûb’e, Yûsuf’a, Mûsa’ya, Hârun’a da kılavuzluk etmiştik. Güzel düşünüp güzel davrananları böyle ödüllendiririz biz.

Yakub İbrahim’in torunu olmalıdır MI?

“Yakub soyu”
“Yakub soyu”
“Yakub soyu”

<> 19(Meryem)/58; İşte bunlar Allahın kendilerine in’am eylediği Peygamberlerden, Âdem zürriyyetinden ve Nuh ile beraber taşıdıklarımızdan ve İbrahim ve İsrail zürriyyetinden ve hidayete erdirdiğimiz ve intihab eylediğimiz kimselerdendir. Kendilerine rahmanın âyetleri tilâvet olunduğu zaman ağlıyarak secdelere kapanırlardı.

<> “İbrahim ve İsrail zürriyyetinden”

BENİ İSRAİL. İbrahim dede, İshak oğlu ve de Yakub TORUNU? Buna itiraz edebilir miyiz?

<> Yakup, Sarah’ıñ torunu da İbrahim SS torunu değil mi?

<> İbrahim’in Sara için “Kardeşim” demesi ile ilgisi yok değil mi konunun?

;)

Üstelik onu Sara’dan öte “HACER” için söylediği de olası. Sara tanınmış ve evliliği iyice bilinen bir kadındı.

Ama Hacer bir Hami’li cariye idi. Kucağındaki çocuk (İsmail) İbrahim’e BABA diyordu ve elbette Hacer’e ANNE diyordu. Böylece “KARDEŞİM” yalanını ortaya çıkarmıştı. (Çocuktan al haberi.)

Konuya dönelim. (Bir mantık silsilesi yürütüyoruz.)

Şimdi kargaşa şu >>> İbrahim oğlu İshak oğlu Yakub mu? Yoksa İbrahim oğulları İshak ve Yakub mu? Torun mu? Oğlu mu?

“Birader=Kardeş” ne demektir? İshak ve Yakub birader mi? Baba oğul mu?

Şimdi konuyu aydınlatalım >>> Neden İshak’a “İsrail” denmedi de Yakub için “İSRAİL” dendi?

İshak’ın gözbebeği Yusuf oğlu muydu? Diğer onbir kardeşin en büyüğü Yakub muydu? Yoksa Bünyamin miydi?

Yakub’un yeri neresi ????????????????????? Statüsü ne?

YUSUF -biliyoruz ki- HURİ’dir. Nereden biliyoruz? Çünkü birdenbire ayet “NUH’un soyundan” diyor, oysa tüm insanlar ikinci Adem olan NUH’un soyundan değil midir? Neden ayrıca bir VURGU var?

(Nuh ve YANINDAKİLER dediği, Magami kavmi olup, kesinlikle Huri gen’i taşımazlar.)

NUH’un soyundan >>> YAKUB ve YUSUF. (Nh’un yanındakilerin soyundan değil >>> NUH’UN BİZZATİHİ GENLERİNDEN.)

<> 6(Enam)/84; Bundan maada ona İshak ile Ya’kubu da ihsan ettik ve her birini hidayete irdirdik, daha evvel Nuhu irdirmiştik, zürriyyetinden Davudu da, Süleymanı da, Eyyubu da, Yusüfü de, Musâyı da, Harunu da, işte muhsinlere böyle mükâfat ederiz

İşte NUH soyundan denildiğinde, YUSUF gibi -kabile değil- aile olanlar genetik devamlılık sonucu ortaya çıkıyorlar.

Ali İmran >>> YUSUF ailesidir. İmran’lar bir kabile değildir, AİLEDİR.

Allah, Yakub aracılığıyla BENİ İSRAİL’i, fakat YUSUF aracılığıyla ise sadece seçilmiş bir AİLEYİ (İmran ailesini) bahşetti.

AZ ama ÖZ. (Zekeriya oğlu Yahya ve Meryemoğlu İsa da bu HURİ kanındandır.) Bunların Ataları YUSUF’tur.

İbrahim Huri gen’i taşımıyordu ama oğlu İSHAK’ta bu çıktı ve onlar CENNET kokularının bin yıllık yoldan duyulması gibi birbirlerini KOKLAYARAK hissediyorlardı.

Böylece AŞİRET ondalık demektir? Hani 12’lik düzen?

<> İshak mı, Yakup mu?

Yakub İsrailoğullarının atasıdır. Ama İshak doğrudan Yusuf’un atasıdır. Huri huriyi koklar bulur. Cennet kokarlar çünkü.

Bilseniz Jana’nın kokusunu, şaşar kalırdınız. Herkes hangi parfümü kullandığını sorardı. O sadece su => abdest sürünürdü.

Jana ve Meryem bunların kokuları ünlüdür. Meryem Havra’ya gittiğinde, o koca Yahudi kilisesi miskü amber kokardı.

Şahidin gözleri. Meryem hiç REGL görmedi. Görseydi mutlaka İsa’nın da bir peygamber kardeşi olurdu.

Meryem her huri gibi kısırdı. İshak’ın ve Zekeraya’nın EŞLERİ gibi huri ve Kısırdı. Hani bir kaç chat öncesinde HURİLER ve KISIR kelimesi geçen bir ayet vardı,
onu da sormuştunuz.

<> “Kısır” derken, o sırada akim kelimesi geçmişti.

Allah onları yaşlılığında evlat sahibi kıldı.

<> Akır diye bir kelime de var.

Evet ikisini de biliyorum. AKAMET değil AKIBET önemli.

Gerek İshak ve gerek -çok sonra- Zekeriya’nın HURİ eşlerinin çocukları oldu. Ali İmran ailesinde huri melezleri arasında evlilik vardı. İmran’lar kendilerini böyle sürdürdüler.

Meryem gerçekten kısırdı ve regl olmamıştı, hiçbir zaman da olmadı. (Cennet hurileri ayetlerini anımsayınız >>> Orada hayız-nifas olmadığına ilişkin ayetler var.)

O özel bir biçimde doğum yaptı. Hamile kalmadan doğurdu. (Tuhaf ama gerçek.)

O da her huri gibi ÖLÜ doğurdu. İsa, bir başka Huri kardeşi (YAHYA) Aracılığıyla ihyayı vaftiz oldu, ihya oldu.

Onun için ölü Lazarus’u diriltti. (Buna deplasman => becayiş deniyor.)

Yahya’daki HAYAT VEREN güç ile İsa’daki Ruh ül Kudüs ve Meryem’in HURİ oluşu, böyle bir güzelliği hazırladı.

Ali İmran ailesinin ataları YUSUF ve onun atası da İSHAK’tır.

İshak-oğulları olamazdı >>> Çünkü bunlar sadece (az sayıda ve özel) bir AİLE olacaklardı. Oysa Yakub soyu >>> 10 kabilelik (aşar) ünlü >>> BENİ İSRAİL soyu olacaktı.

İshak Beni İsrail atası olamazdı. O sadece ve sadece YUSUF ile ilgiliydi. Tek biricik olarak YUSUF’u düşünüyordu.

YAKUBOĞULLARI (Beni İsrail) ise diğer on kardeşti. (Yusuf bir kabile bırakmadı >>> ALİ İMRAN ailesini bıraktı.)

Yakuboğulları’nda huri çıkmadı, ama Ali İmran huri soyunun kuluçka makinesi gibiydi.

Yakuboğulları (Beni İsrail) dünyalara üstün kılındı. Yakub’dan idame etmeyen soya da Yahuda (Juda) aracılığıyla YAHUDİ dendi.

Yahudiler (Judae) Beni İsrail’in BİRİNCİ soyudur ve LANETLİDİRLER. Allah Yahudilere lanet etmiştir.

Fakat Beni İsrail’i DÜNYALARA  ü s t ü n  kılmıştır. (Şeytan da öyle lanetli, fakat cennetin haznedarı olarak meleklerden bile üstün kılınmıştı.)

<> 2/(Bakara)/60; Bir zamanlar Mûsa, toplumu için su istemişti de biz, “Değneğinle şu taşa vur!” demiştik. Taştan hemen oniki göze fışkırmıştı. Her bölük insan kendilerine özgü su kaynağını bilmişti. “Allah’ın rızkından yiyin, için; yeryüzünde bozgunculuk yaparak şuna buna saldırmayın.” demiştik.

<> “Göze” ve kendilerine özgü “su kaynakları”nı bilmeleri? 12 ayrı özellikte suyun olması ve her bölüğün de (12 bölük de olabilir) su kaynaklarını tanıması?

Musa da aynı soydandır. Ve Talut’un ünlü “tabutüssekine”si (ahit sandukası)?

Bu ahit sandığını neden 12 kabile değil de sadece İKİ kabile taşıyordu? Diğerleri dokundukları anda enerjiye dönüşüyorlardı?

Sadece iki kabile ve onlar da KENDİLERİNE VERİLEN SU ile bir tür  A Ş I  oluşturuyorlardı. Çünkü Levililerin içtiği su “Deteryum ve Trityum” içermiyordu.

Tabutüssekine ise bunun tersine bu iki izotopu içeren su içenlerden, dokundukları anda ağır suyu transfer ediyordu.

Elbette ETÜD yapmamız gerekli:

1. Fusion’da (çekirdek birleşmesi, erimesinde) illa ki illa ki illa ki tek tetikleyici madde AĞIR SUDUR. Buna ağır hidrojen suyu da diyoruz. (Deuterium ve Tritium’u etüd ediniz.)

<> 2(Bakara)/248; Nebileri onlara şöyle söyledi: “Onun mülk ve saltanatının belirtisi o Tabut’un size gelmesidir.Onun içinde Rabbinizden bir huzur, Harun hanedanının, Musa hanedanının bıraktığından bir kalıntı vardır.Onu melekler taşır.Eğer iman sahipleri iseniz, bunda sizin için elbette bir ibret vardır.”

<> 2(Bakara)/249; Talut, askerleriyle yola çıkınca dedi ki: Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. O halde, ondan içen benden değildir. Ama onu tatmayan bendendir. Eliyle bir avuç alan kişi başka. Bunun ardından, pek azı müstesna olmak üzere ondan içtiler. Nihayet o ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçtiklerinde şöyle dediler: Bugün bizim Calut’a ve ordusuna karşı hiçbir gücümüz yoktur. Allah’a kavuşacaklarını düşünenler ise şöyle konuştular: Sayıca az nice topluluk vardır ki, sayıca çok nice topluluğa Allah'ın izniyle galip gelmiştir.Allah sabredenlerle beraberdir.

Candaş bu “12 göze”nin sırrı ortaya çıkıyor mu? ;) Ve “12 göze”yi Latince bazında yazalım >>> DEU+ter (iki ve on).

DEUTERİUM’un formülünü bulabilir misiniz? (Ağır su ailesi.) Ve linklerden DEUTERİUM’u arayınız. AĞIR SU NE DEMEKTİR lütfen araştırınız.

<> Fizyon silahı dışındaki tüm nükleer silahlar zarar verici etkilerini sağlamak için füzyon reaksiyonunu kullanır. Füzyon silahının ilk uygulamalarından olan artırılmış fizyon silahında birkaç gram ditiryum/tirityum gaz karışımı kullanılmıştır. Aşamalandırılmış radyasyon içeren silahlarda ise hidrojen ve lityum gibi hafif element izotopları kullanılmıştır...

<> http://en.wikipedia.org/wiki/Deuterium

AĞIR SU, bir de onu da araştıralım?

<> Döteryum, hidrojenin önemli bir yerdeşi olup, bu izotopun zenginleştirilmesi ve oksijenle birleştirilmesinden elde edilen suya “ağır su” denir. Ağır su, nükleer reaktörlerde, uranyumun parçalanması sırasında çıkan nötronların yavaşlatılması için ılımlayıcı olarak kullanılır.

<> http://www.youthforhab.org.tr/tr/yayinlar/enerji/hidrojen/hidgazi.html
<> http://www.geocities.com/gergedanus/nuk_guc_sant_gen_tan.htm

Fusion bombaları için okyanuslardan alınan AĞIR SU. Pekiyi bunun tersi nedir?

Fusion’un tersi >>> Fission (Çekirdek bölünmesi). Bu da aynı ayette var >>> Irmak’ın suyu, işte bu her çağın belası.

Fission (yani zararlı ve öldürücü artık üreten) radyoaktif toksik’tir. Bunları genelde derin sulara gömerler. Fusion ise HİÇ radyasyon yaymaz. (Tokamak’ı hatırlayınız.)

Ama Fission >>> Alpha, Betha ve Gamma denen üç tür radyasyon birden yayınlar ve mecalsizleşirsiniz, erirsiniz adeta.

<> 2(Bakara)/249; Talut, askerleriyle yola çıkınca dedi ki: Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. O halde, ondan içen benden değildir. Ama onu tatmayan bendendir. Eliyle bir avuç alan kişi başka. Bunun ardından, pek azı müstesna olmak üzere ondan içtiler. Nihayet o ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçtiklerinde şöyle dediler: Bugün bizim Calut’a ve ordusuna karşı hiçbir gücümüz yoktur. Allah’a kavuşacaklarını düşünenler ise şöyle konuştular: Sayıca az nice topluluk vardır ki, sayıca çok nice topluluğa Allah'ın izniyle galip gelmiştir.Allah sabredenlerle beraberdir.

<> 2(Bakara)/249; Talut, askerleriyle yola çıkınca dedi ki: Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. O halde, ondan içen benden değildir. Ama onu tatmayan bendendir. Eliyle bir avuç alan kişi başka. Bunun ardından, pek azı müstesna olmak üzere ondan içtiler. Nihayet o ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçtiklerinde şöyle dediler: Bugün bizim Calut’a ve ordusuna karşı hiçbir gücümüz yoktur. Allah’a kavuşacaklarını düşünenler ise şöyle konuştular: Sayıca az nice topluluk vardır ki, sayıca çok nice topluluğa Allah'ın izniyle galip gelmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir.

“Talut, askerleriyle yola çıkınca dedi ki: Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. O halde, ondan içen benden değildir. Ama onu tatmayan bendendir.”

Talut kimdir? >>> Kral.

Fakat daha önemli bir görevi var >>> “Tabutüssekine”yi Musa’dan emanet alıyor >> MUSA’dan.

Bu da bir FUSSİON reaktörü. Bunun bir radyasyon sızıntısı yok, ama geldikleri (tüm geleceğe verilen mesaj gereği) IRMAK fission artığı dolu, zararlı ışın artıkları.

Burada tabutüssekine için ve onu taşıyanlar için AĞIR SU yok. Olsa da Fussion’un tek ihtiyacı olan AĞIR SU, kirlenmiş radyasyon bulaşmış durumda.

O su İÇİLMEYECEK, o sudan BİR AVUÇ (yani Ağır Hidrojen suyu ayıracak kadar) kullanılacak ve kimse içmeyecek!

“Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. O halde, ondan içen benden değildir. Ama onu tatmayan bendendir. Eliyle bir avuç alan kişi başka. Bunun ardından, pek azı müstesna olmak üzere ondan içtiler. Nihayet o ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçtiklerinde şöyle dediler: Bugün bizim Calut’a ve ordusuna karşı hiçbir gücümüz yoktur.”

Calut (Goliath) kimdir? >>> Nefilimler.

İçtikleri ırmak nedeniyle radyoaktif mutasyona maruz kalmışlardır. (Genleri bozulmuş ve hipofizleri, biyogeometrik yasalar gereği aşırı çalışmıştır.)

Talut “Tabut”u, Calut ve Nefilim ırkı için götürmektedir. Talut’un muhafız alayının görevi, o tabutu en uygun YERE taşımaktı.

Ne var ki hepsi, o Nefilim gıdası olan ırmaktan içmişlerdi. Tabutüssekineyi taşımak bir yana (sadece Levililer taşıyacaktır), radyasyon onları dermansız, mecalsiz bıraktı, yürüyemediler bile.

<> 2(Bakara)/248; Nebileri onlara şöyle söyledi: “Onun mülk ve saltanatının belirtisi o Tabut’un size gelmesidir.Onun içinde Rabbinizden bir huzur, Harun hanedanının, Musa hanedanının bıraktığından bir kalıntı vardır.Onu melekler taşır.Eğer iman sahipleri iseniz, bunda sizin için elbette bir ibret vardır.”

<> Levililer neden melek diye anılıyor?

Hayır, MELEKLER gerçekten “İÇİNDE” onun. Leviatlılar dışındaki dört sapından tutuyorlar. Buradaki ayeti arapça yazar mısınız? (Sadece şurasını >>> Onu melekler taşır.)

<> 2(Bakara)/248; Ve kale lehüm nebiyyühüm inne ayete mülkihy ey ye’tiyekümüt tabutü fyhi sekynetüm mir rabbiküm ve bekyyyetüm mimma terake alü musa ve alü harune tahmilühül melaikeh* inne fy zalike le ayetel leküm in küntüm mü’minyn

<> “tahmilühül melaikeh”

Nebi olan kişi, bu tabutu “Musa ve kardeşi Harun”dan emanet alan kişidir.

Bu ahit sandığında TEVRAT levhaları vardı, yani bir reaktör ve onun hadim melekleri oradaydı.

Bu AĞIR nesneyi taşımak mümkün değildir. Ama meleklerin soyut kütlesi yerçekimine değil, tersine gök çekimine doğru tabutu kaldırıyordu.

Bakınız müthiş sır şurada >>> Levi ve Levi+tation ;)

İkisini bana web search birer link olarak yazar mısınız? (Birer örnek veya cümle yeterli.)

Levi’liler (Bünyamin gibi) İsrail oğullarının kurucularından biridir. Sadece bu kabile ve bunun melezleri o tabuta dokunabiliyordu.

Ve Levitation ile ilgili bir link veya bilgi ltf. (Fiil hali levite olmak. Fransızca e aksanlı olmak üzere Levitee. Levitation hiç yok mu?)

<> levitée

Evet.

Levitation!u bir de Spirtualizm ile birlikte arayınız. (Tibet rahipleri kendiliğinden havalananlar vb gibi.)

<> www.sci.kun.nl/hfml/froglev.html
<> www.skepdic.com/levitat.html
<> http://www.vp-scientific.com/magnetic_levitation.htm
<> www.physics.ucla.edu/marty/diamag
<> www.themystica.com/mystica/articles/l/levitation.html  

Bunların gerçek fotoğrafları da var, hem de binlerce, mutlaka web’de vardır.

<> 14 (lévitée)

Ah şu Fransızlar, birinci aksanı lö diye okumamak için, ikinci aksanı da sona e harfi (okunan e) ilave etmek için kullanırlar.

Yani iki yerde normal e okunacak diye, aksanlarla yazılıyor. Şu Fransızlara şaşıyorum Vallahi.

<> http://www.naruse-yoga.com/levitation.html
<> www.themystica.com/mystica/articles/l/levitation.html
<> http://www.angelfire.com/ak4/zikrullah/kudusalbum/kudus35.jpg
<> http://www.naruse-yoga.com/levitation.html
<> http://www.hfml.kun.nl/fingertip.html

Yani ben meramımı kanıtlarıyla anlatmak için sizi Web’de yoruyorum. Yoksa bunları biliyorum. Bana inandığınızı da biliyorum. Ama kanıt kanıttır, iki de resim oluversin...

Böylece Levitation’u anladık.

Peki kelime kökü nereden geliyor??? >>> LEVİ kelimesinden. ((Levo => Sol ile karıştırmayınız.) Yani İbranice.

<> Levis Latince?

İsa sonrası Latince. (Hristiyan Roma imparatorları döneminden sonraki Latince.)

Bunlar ve Yunanlılar bol bol İbranice (İncil’in orijinali İbranice’dir) kelimeyi kendilerine aldılar.

Mesela Mesih >>>> Messiah gibi. Kelime doğrudan İbranice’dir.

İesu da İbranice’dir. (Jesus biçiminde çevirdiler.) Arapça İsa, İbranice Yesu veya Yisa veya Yitza.

Levililer bölümü var, Tevrat’ta ve İncil’lerde (Leviaths).

Dikkat ediniz ki Yahudiler kendilerini Yahuda(Juda)nın soyundan görürler, ama bir kısım Yahudi, soyadlarını Juda olmayan öteki kabile ile anlatırlar.

Lavi, Levi, Levy gibi. (Argo isim olarak Lee.) Ben Levi (İbni Levvam)...

<> Levinski

Evet Levin+ski >>> Levi’nin oğlu.

Nereden nereye geldik? Candaş konuyu açtı, biz de söyledik...

<> Tabut, fussion reaktörü olduğu için aslında hiç kimseye zarar vermemesi gerekmez mi? Radyasyon yaymıyor çünkü.

Evet, onun bir zararı yok, kimseye IŞIN olarak etki etmiyor, ama Levitanlar dışında kim dokunursa TOPRAKlıyor, yani antigravitation yerini bildiğimiz GRAVİTATİON’a bırakıyor.

Grave, grabe, mezar toprağı demektir. (Newton bir keşiş idi unutmayalım. Gravitation’un isim babasıdır. O seçmiştir bu ismi.)

Candaş bugün özel olarak senin için yazdık çizdik. Her zamanki gibi yine Kur’an’ın yanlış tercüme edildiğini gördük.

Her zamanki gibi “içinde yok yok olan” Kur’an’ın, taa RAktif radyasyon toksiklerinden, fusion ve fission’a kadar sırlarını aldık. Levitation’u da bunun yanında kavradık...

Geronimodan bu gece bu kadar. (16. saate girdim, ZZ ile yazışıyorum gündüzleri.)

Önemli olan MUTMAİN misiniz? Tatmin olmak sadece HANİF’in harcı ve hakkıdır.

<> İshak ve Yakub kardeş mi? Hâlâ bilmiyoruz :)

Tamam bunu ES geçmişim. Bir dahaki sefere önce bunu NET anlayalım.

<> En merakta bıraktığınız konuydu.

Bence candaş, en meraklı konu bu gece, TABUTÜSSEKİNE, bir avuç ağır su, içilmemesi gereken sular vb idi, fena mı oldu?

Kur’an elbette tafsildir, her şey yazılı, ama -ben dahil- onu hakkıyla okuyacak, anlayacak kişi nerede!

Benim için daha yüzmilyarlarca bilinmedik Kur’an sırrı var. Arada bir soru soruyorsunuz da o zaman bunları açıyorum. Yoksa sıraya koymak mümkün değil. (Haşa kafirliktir.)

<> 18(Kehf)/109; De ki: “Rabbimin kelimeleri için deniz mürekkep olsa, Rabbimin kelimeleri tükenmeden önce deniz mutlaka biter. Bir o kadarını daha getirsek de yetmez.”

“Denizler mürekkep olsa, tüm ağaçlar yontulup kalem olsa...” yine de Allah’ın sözleri bitmez.

Sizin sorularınız ile yazıyorum. (Tesadüf yoktur çünkü.)

<> 31(Lokman)/27; Yeryüzünde bulunan tüm ağaçlar kalem olsa, denizlere yedi deniz eklenerek kullanılsa ALLAH’ın kelimeleri tükenmez. ALLAH Üstündür, Bilgedir.

<> 17(İsra)/88; De ki: “Tüm insanlar ve cinler bu Kuran’ın bir benzerini oluşturmak amacıyla toplansalar ve bu konuda birbirlerine destek olsalar bile onun bir benzerini oluşturamazlar.”

<> 45(Casiye)/6; Bunlar, sana gerçek olarak okuduğumuz ALLAH’ın ayetleridir. ALLAH’tan ve ayetlerinden başka hangi hadise inanıyorlar?

<> İsrâ 17/12
<> “... onu/Kur’ân’ı HER ŞEY ile TAFSÎL OLARAK/AYRINTILAYARAK TAFSÎL ettik.”

<> İsrâ 17/41
<> “BU QUR’ÂN’da TASRÎF ettik/türlü türlü açıkladık... TEZEKKÜR edilsin diye/edilmesi için.”

<> İsrâ 17/89
<> “İNSÂNLAR için BU QUR’ÂN’da HER MESELDEN/MİSiLDEN/MİSÂLDEN/ÖRNEKTEN TASRÎF ettik insânlarıñ eñ çoğu büyüklendi/kendini büyük saydı,sandı/kabûl etmedi küfürden başkasını.”

Kibir şeytanın vasfıdır. Melamilik ve tevazu ise ADEM’in vasfıdır.

Adem bir toprak yığını içinde, yer ile yeksan olmuştu, hemzemin olmuştu. Ondan daha çok YERE YAKIN (alçakgönüllü) bir kul daha çıkmamıştır.

Allah misallerini,

“insânlarıñ eñ çoğu büyüklendi/kendini büyük saydı,sandı/kabûl etmedi küfürden başkasını.”

bunlar bilemez, çözemez.

“İNSÂNLAR için BU QUR’ÂN’da HER MESELDEN/MİSiLDEN/MİSÂLDEN/ÖRNEKTEN TASRÎF ettik insânlarıñ eñ çoğu büyüklendi/kendini büyük saydı,sandı/kabûl etmedi küfürden başkasını.”

<> 29(Ankebut)/43; Hem bu misaller yok mu, biz onları insanlar için darb ediyoruz, ne var ki onlara âlimlerden başkasının aklı ermez.

Benim kendimde en beğendiğim (tek beğendiğim) fıtratım, süpeeeeer mütevazi olmamdır. Belki de başarımızın sırrı budur! Belki de bilgin olmanın, bilge olmanın yolu budur.

O zaman da misaller deşifre oluyor, diyebilir miyiz?

<> En~âm 6/97
<> “... BİLECEK/Bilim yapacak, ilm yapacak  bir topluluk için ÂYETLERi TAFSÎL ettik/AYRINTILILADIK”

 

<> 17(İsra)/24; Onlara merhamet ederek alçak gönüllük kanadını ger ve de ki, “Rabbim, beni küçükken yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı.”

“merhamet ederek alçak gönüllük kanadını ger”
“merhamet ederek alçak gönüllük kanadını ger”
“merhamet ederek alçak gönüllük kanadını ger”

<> “Müminlerin sana uyanlarına kanadını indir.”
<> “Müminlerden sana uyanlara...”

İstemeden ürperip ağladım, alacağın olsun. Veda eder ayak yine ağlattın beni.

<> Seni asla ağlatmak istemem. Keşke hep gülümsetebilsek...

Akacak kan damarda durmaz, zaten ağlayacağım varmış. RUHUM böylece duş alıyor. Gözyaşı vicdanın banyosudur, demek ki iyice dolmuşum...

RZİ
ss mih
hoş-bye

<> Yûnus 10/24
<> “ ... işte böyle TEFEKKÜR edecek bir topluluk için ÂYETLERi TAFSÎL ederiz”