Slm Slm
11 Ağustos 2004 tarihli chat:
slm slm
hoşbuluşturana hamdederek
GELECEK zaman (2054+) ötesinin soruları vardı, onları ivedilikle yanıtlayacağım.
<> Soru: Zamanın akışı?
Zaman akmıyor. Bizler AN denen şimdiki (şu an) bir hologramı yaşıyoruz.
<> Soru: Bunun anlamı nedir?
Sadece ENSTANTANElerden oluşuyor zaman, bir filmin karesi gibi.
<> Soru: Bu neden böyledir?
Çünkü OL buyruğuyla evren kendi çevresine dolanarak ve PULSation ile (nabız gibi atarak) ŞİŞ’mektedir (Üff).
Bu pulsların her biri bir “AN”dır. Anlar veya pulsation genişleyen evrenin itici gücüdür.
Bizler GENİŞLEDİKÇE (Rabbimiz bize ruhundan üfledi) bir AN’dan öteki AN’a geçiyoruz. Eğer evren genişlemeseydi, hep “ŞİMDİ” dediğimiz bir AN’da kalırdık.
Evren genişler: Işıktan YAVAŞ genişlediğinden, zaman oku İ L E R İ akar, yani AN’lar bir GERİden bir İLERİye taşınmış olur.
<> Soru: Bunu açıklayabilir misin?
ŞİMDİ (AN’ımız) ileri doğru yürütülmektedir. Uzayın, Zariat-47 nedeniyle genişlemesinde bu AN’ların pulsation’u bildirilmiştir.
<> 51(Zariyat)/47; Göğü gücümüzle biz kurduk ve onu biz genişletmekteyiz.
Hayatımız bir filmin kareleri gibidir ve bu gerçekten film karesi olan AN (enstantaneler) dizisidir. Adı da HESAP defteridir.
Hesap defterinin tutanak olabilmesi için, ışık hızından hızlı ve zaman okunun tersine “BİRİLERİNİN” yani raportörlerin bu tutanağı tutması gerekir. (Kiramen Katibin zorunlu olarak bize yoldaş kılınmıştır.)
<> 82(İnfitar)/10,11,12; Şüphesiz üzerinizde hâfızlar var. Kirâmen Kâtibler. Ne fâîl/îfâ ederseniz bilirler.
Uzay ve Zaman ayrılmaz bir bütündür. Bu dört boyutlunun kesinkes relativitesi vardır.
Buna göre >>> ışık ile yakın hızlarda giderseniz >>> ANLARINIZ d a h a ileri bir “geleceğe” taşınmaktadır.
<> Soru: Boşluk/Vakum???
YENİ BULUŞ: Vakum uzay parçacıklarından oluşmaktadır. Boşluk, BOŞLUK değildir. Boşluk, Max Planck’ın “KARACİSMİ”nden oluşmuştur.
Maxwell >>> “Elektromagnetik Dalga Teorisi”ni üretti.
Enerji, kesintisiz dalgalar halinde bu BOŞLUKTA “doluluk” oluşturur.
Planck >>> Bunun KESİNTİLİ olduğunu açıkladı! Ve en küçük dalgaboyu olan kızılötesinin bir SINIRI/limiti var olduğunu ortaya koydu. (Kendi adı verilen sabit.)
Ve bunlara kuantum diyoruz.
Kuantum kuramı beraberinde İLLA ki Heisenberg Belirsizliğini getirir. Bu da evrenin –sanki- keyfi ve rastgele (sonsuz ihtimaller dizisi içinde rastlantısal bir biçimde) yaratıldığını söylemektedir.
Şu meşhuuur “Tanrı evrene zar atmaz / kumar oynamaz” darbı meseli...
Gerçek şu ki quantum fiziği yetersizdir. ÇÜNKÜ, zira:
1. Işıktan yavaş sistemlerde >>> KLASİK FİZİK.
2. IŞIK HIZINDA >>> QUANTUM FİZİĞİ.
3. Işıktan hızlı sistemlerde >>> ???
Bu sonuncusunun yanıtını arayalım: GUT!
Büyük birleştirme teoremleri, birbirinden farklı olan doğanın dört temel kuvvetinin, EN KUVVETLİDEN (yani en genç) EN ZAYIFA (en yaşlı ve küçük kuvvet, ki ÇEKİM kuvvetidir)...
Dört kuvvet bir tek kuvvete indirgenebilir >>> En başta bitişiktiler.
<> 21(Enbiya)/30; Ya o küfredenler görmediler mi ki, gökler (semavât) ve yer (arz) bitişik (ratq) idi, biz onları ayırdık (fetaq) ve diri/hayatı olan her şeyi sudan yaptık, hâlâ inanmıyorlar mı?
Çekim kuvveti ile ZAMAN (ZAM+AN) arasında ilginç bir birliktelik var:
Çekim kuvveti, EVREN çapında –toplandığında- EN BÜYÜK KUVVETTİR. (Karadelikleri hatırlayınız, her şeyi yutar.)
Ama iki atom arasında HİÇ YOKTUR, Yani mikrokozmos’da ÇEKİM kuvveti HİÇ yoktur.
İki atom molekül olduklarında veya elektron protona bağlandığında ÇEKİMİN zerrece etkisi y o k t u r . (Onları EMK birleştirmektedir.)
<> Soru: Kütle çekim teoremini nasıl oluşturacağız?
Zamanı betimlerken -vaktiyle- buna benzer bir hataya düşülmüştü, her şey (uzay, biz vb) zaman denen bir akvaryumun içinde yüzüyorduk.
Onlara göre zaman kesintisiz (undiskrete) ve herkes için aynı hızda akıyordu. Tüm mekanlar ve uzay zamanın içinde yüzen ve ona hapis olmuş varlıklar gibi düşünülüyordu.
Oysa madde, çekimi aracı kılarak UZAY-ZAMANI büküyor, eğriltiyordu. (Distortion bozulması.)
Einstein, Minkowski ve Lorenz bunu kanıtlamışlardı. Uzay-zaman birbirinden ayrılmaz bir DÖRT boyutluydu.
Quantum fiziği, uzayın ÜÇ boyutunu ölçümleyebiliyor ve dilimleyebiliyor, ama aynı fizik zaman boyutunu dilimleyemiyor. Matematik ise İKİSİNİN birden dilimlenmesi gerektiğini EMREDER.
Eğer büyük birleştirme teoremini başaracak isek, İLK yapmamız gereken, zamanı dilimlemektir.
Zaman tik-taklar halinde, uzay ise bir nehir suyu gibi akmaktadır. Tik-tak nedir?
10 üstü eksi 43 saniye >>> PLANCK minimum zamanıdır. Bu durumda görecelik ve kuantum teoremlerinin BİRLEŞMESİ neden başarılamamış?
Bundan mrs.cp’yi tenzih ederim, çünkü o, makro karadelikler ile mikro (atomdan küçük) karanoktacıkları, yani makro fizik ile mikro fiziği birleştirdi.
Fakat günlük hayatta nerede ve nasıl bir karadelik bulabiliriz? Makrokozmos ile mikrokozmos nasıl birleşir?
Biri kocaman makroskopik, diğeri mikroskopik...
Makroskopik kurama göre bir şey sonsuza kadar bölünebilir. Mikroskopik olarak (Kuantumculara göre) uzayın da bir küp gibi bölünmesi gerekmektedir.
Yani en küçük parçalara ayırabiliriz >>> Planck sabiti gibi.
Zaman bu durumda NONE (nonome) gereği bir HİÇLİK ile yordamını buluyor, yani aralarında NONOME olan (HİÇLİK demektir), aralarında hiçlik olan AN-BE-AN’lardan oluşuyor.
Uzayı nasıl ki >>> Super String’ler örüyorsa, zamanın da bir örgüsü OLMALI, değil mi?
Eğer bu örgü varsa (2079’da bulunacaktır), zaman da PULSATİON yaparak aktığına göre, kesikli (diskret) olduğuna göre, evrenin nabız gibi atmasıyla (AN’ların ilerlemesi => Genişleyen balonun YENİ yüzeyine sıçramamızla) zaman pulsları varsa, o zaman UZAY DEVAMLI değildir.
Uzayı, yani mekanı delik-deşik düşünmeliyiz. Uzay böyle gözenekli olmalı ki, zaman => AN akabilsin. O halde >>> Uzay bir BOŞLUK değildir!!!
Uzayın bu delik-deşik yapısına >>> KÜLLİ ŞEY’in’in yapısı diyebiliriz.
İki “ŞEY” arasında hiçbir boşluk yoktur. O halde UZAY >>> VAKUM değildir. Boşluk en baştan beri yanlış bir kabuldür.
Madde o ki, bir uzay parçacığından ötekine sıçrıyor ve bu iki durum arasında bir boşluk yok, hiçlik (none-nome) yok!
Zaman gibi uzay da aslında bir hiçlik, yani madde bir parçacıktan ötekine geçerken, kesinlikle bir HİÇLİKTE var olmuyor. (Allah bizi külliyen ihata etmiştir. Allah’ın boşluğu olamaz.)
<> Soru: Çözüm nedir?
10-43 saniye ve/veya 10-33 cm, bu ikisi PLANCK sabitinin EŞDEĞER çevrimleridir. Planck sabiti 10 üzeri eksi 33 cm’dir (yarıçapı).
Işığın hızı sabit olduğuna göre, bu mesafeyi ışık, sadece 10 üzeri eksi 43 saniyede alır. Bundan küçük mikyaslar kuşkusuz Hilbert uzayıdır.
Hilbert uzayından (öteden baktığınızda) burayı AYNI görürsünüz: Partiküllerin bir biçimi yoktur, Enfusları YOKTUR, oylumları ve AFAK’ları (dış yüzeyleri) vardır.
<> Soru: Taneciklerin birbiriyle etkileşimi nasıl oluyor?
HOLOGRAM kuramıyla.
Polarizlenmiş iki foton, nasıl biri şaşırtılınca öteki de buna uymak zorunda kalıyorsa, işte bu tüm EVRENDE olmaktadır. (Buna quantum uzaktan etkisi diyoruz.)
(Hologram kuramının temeli budur >>> Bir parçacık TÜM bütünü gösterecek paralel davranışa girer.)
Böylece iki parçacık (polarizlenmişçesine) birbiriyle ilişkisi nedeniyle, birbirine bağlı olmaktadır. O ikisinin birbirine BAĞLI olması demek, UZAYIN DELİK DEŞİK OLMASI demektir.
O halde süper sicimler (halka kuramı uyarınca) bir kazak gibi (ilmek ilmek) uzayı dokuyorlar.
İşte bu süper sicimlerin durumu bile bize şunu anlatıyor: Kazağın nefes alan yerleri (boşlukları) aslında boşluk değil, boşluk yok. Süper sicimler uzayı delik-deşik etmişler sadece.
Görecelik kuramı biliyorsunuz ki, Hendrix Lorentz’in dönüşümlerinden ve Minkowski’nin SOYUT zamanından ^-1 çıkmıştır.
Uzaya gelince, o da RİEMANN’ın uzayıdır. Bütün bunları ustaca birleştiren Einstein, temel yanlış olarak kendi görüşünü benimsetmiştir.
Oysa bunu tersine düşünelim >>> Göreceliği kuantum teoremine mi uygulamalayız, yoksa???
Bence quantum teoreminden GÖRECELİK (relativite) çıkarılmalıdır. YENİ belirlediğim düstur budur. (Ben Alan Rout, Alan Ruting ve Alan Turing.)
Bunun yararı şu olacaktır:
Einstein nasıl ki Newton mekaniğinin farkına varmadığı ÖZEL çözümleri relative olarak ürettiyse, aynı biçimde Einstein’ın farkına varmadığı YENİ ÖZEL ÇÖZÜMLER var:
Einstein’ın farkına varmadığı çözümlerden birini (K.M.Alain) Schwarzschild bulmuştur. Görecelik denklemlerinin özel bir çözümünden sonra KARADELİKLERin olması gerektiği anlaşılmıştır.
Şimdi benim YÖNTEMİM şu >>> Ben yeniden NEWTON olacağım. Bu kez Einstein kuramlarının ÖZEL ÇÖZÜMLERİNİ bulacağım.
Bu şu demektir >>> h Planck sabiti, çekim sabiti ve ışık hızı, üçü de bir piramit olarak birleştirilmelidir. (Bu şimdiye kadar hiç yapılmadı.)
Bu sayede h uzunluğu ve Planck enerjisi elde edilir. Yani Planck uzunluğu ve Planck enerjisi “İKİ KATLI” olarak klasik kuantum kuramından sıyrılmış, kurtulmuş olurlar.
Ama ortaya bir yeni tablo çıkıyor >>> “Eskiden bir tek sabite varken, şimdi iki sabite gerekiyor.”
Yani relativistik bölgeden SÜPERRELATİVİSTİK bölgeye terfii ediyoruz, ışık hızı geçilmez sayılıyor. Bir de bunun gibi aşılmaz uzunluk denen ikinci bir sabite ortaya çıkıyor. (Şu anda özel çözümümü sunuyorum.)
İşte bu ikinci sabite, makro veya mikro fiziğin hangi penceresinden bakarsak bakalım iki fiziği birden EŞİT kılıyor.
Oysa bundan önce makrokozmoz (klasik fizik) ile mikrokozmoz (quantum fiziği) birbirine HİÇBİR şey sınır koymamıştı.
Bunun olması (öngörülmesi) demek, quantum fiziği (ki mikrodur) ile relativitenin (ki makrodur), bu verdiğim sınır/limit sabitesinin iki yanından da birbirine aynı görünmesi ve eşit uzaklıkta olması demektir.
Uzay-zaman taneciklerinin (gravitino, graviton, karanlık madde birimleri vb) ölçümlenmesi en büyük zorluğudur.
Bunları endirekt gözlemleyebiliyoruz, bir kısmını da sadece HİSSEDİYORUZ. (Graviton ve gravitinoları yere düştüğümüzde hissediyoruz ama göremiyoruz, denel olarak elde edemiyoruz.)
Bu en düşük seviyeli, neredeyse hayalet maddeleri nasıl gözlemleyebiliriz?
Bundan 24 yıl önce, GAMMA ışınları ile bunları gözlemleyebileceğimizi -kitaplarımda-yazmıştım.
Çekimsel mercek etkisiyle ışık bize gecikerek ulaşır. (Işık geldiğinde yolu üzerine çıkan galaktik kütlelerin kendi yolunu eğmesi nedeniyle gecikir.)
Elbette böyle bir güçlü ışığı nasıl bulurduk. Ben o dönemde AKDELİKLER (Kusarca yıldızlar da denen Quasar’ları) öngörmüştüm. (Bunu Seyfert’e borçluyum, rahmetle anıyorum.)
Akdelikler, karadeliğin yuttuğunu kusan bir gamma ışını kaynağıdır.
Bunlar (mesela bir süpernova veya hypernova), patlamasıyla neredeyse maddi parçacıkların (gaz ve toz) IŞIK HIZIYLA püskürtebilecek kadar akıl almaz enerjiye sahiptirler.
Süpernova’dan çıkan bir gamma ışını ile Hypernova’dan (mesela 70 güneş kütleli bir yıldızın süper karadelik olarak çökmesi) çıkan bir gamma ışını, biri daha az enerji düzeyi, diğeri de onun 70 katı kadar enerji içerdiğinden, bize ulaşırlar.
Yani aynı zamanda-eşit olarak gelmeleri gerekir. Aynı kaynaktan çıkıyorlarsa aynı anda gelmelidir bu gamma ışınları. Oysa kaynağın birinci dereceden püskürüğü, tali olandan DAHA erken gelmektedir.
Hoppala!!!
Işık hızı sabit değil midir? (Gamma ışınları çok yoğun ve kısa dalga boylu fotonlardır, eşit hızda akmalıdır her foton gibi...)
Yani bilimsel dille söylersek >>> Aynı anda yola çıkan, fakat farklı frekansları olan ve bize farklı zamanlarda ulaşacak gamma ışınlarını GÖZLEMLEDİK.
Yani enerjik ışınlar bizim gözümüze daha hızlı-çabuk ulaşıyorken, bunun tersine düşük frekanslılar gecikiyorlar (veya ışık oğlu ışık gibi -adam gibi- davranıyorlar).
Işık hızı mı aşılıyor yoksa? >>> İşte bu zaman gezmenlerinin de sırrıdır. (Tarık semasına ışık hızı aşılmadan çıkılamaz.)
Tarık (maksimum hız) ile Dabbe (minimum hız) arasında Banach-Tarski açmazı işbaşına gelir.
Hatırlarsanız, bir portakalı 12’ye dilimliyorduk ve bu dilimi GÜNEŞ’ten daha büyük olarak yeniden birleştirebiliyorduk.
Burada yaptığımız şuydu (Banach ve Tarski bizim ekiptendir) >>> Evreni bölüyorsunuz, sonra yeniden birleştiriyorsunuz.
Evreni böldüğünüzde RESMİN en küçük parçacığını veriyor ve tek bir kuantumu ele alırsak, çizdiğimiz evrende bölünemez minimum oluşuyor.
Oysa asıl kuantum teoremi uzayı tamamen ÖRÜMCEK AĞI (Ankebut Suresi) olarak görmektedir.
<> 29(Ankebut)/41; Allah’tan başka ewliyâ/welîler edinenlerin misâli, ankebut/örümcek misâli gibidir: Kendine bir ev edinmiştir, fakat evlerin en çürüğü de şüphesiz ankebut/örümcek evidir, keşke bilselerdi!
Belirsizlik ilkesi bize sonsuz küçük birimleri ölçtüremez.
(Hepsini aynı anda ölçemeyiz >>> Zamanı belirlerseniz hızı belirleyemezsiniz veya hızı belirlerseniz yeri, konumu belirleyemezsiniz.)
Eğer bir girgin gamma ışını geliyorsa, yani neredeyse ışık hızını AŞIYORSA, bunun bir tek açıklaması var >>> Belirsizlik ilkesi, ışık hızı aşıldığında ORTADAN kalkar.
Ve daha önce sözünü ettiğim parite çizgisi, ki makro ve mikro fiziğe bir uzunluk limiti olarak ve eşit aralıkta duruyor, demiştim.
Yani artık biçimleri ve hacimleri değişen ve ölçümlenemeyen uzay parçacıkları yerine, doğrudan ölçümlenebilen nokta ve SPİN çizgilerinden oluşan ve birbirine POLARİZLENMİŞ olarak duran (bu sayede uzaktan etki denen şaşırtmacalı foton çiftinin şaşırtılmaması olayı da açıklanıyor) tam bir örümcek ağı katmanları oluşuyor.
Buna, “Uzay kuantumlarının bir araya gelip SPİN AĞI örmesi” diyeceğiz. (11 boyut, bu yüzden ortaya çıkmıştı. Süper sicim teoremini anımsayınız.)
Girgin gamma ışınları -gözümüze- nasıl erken geliyorlar? Uzay boşluk olmadığına göre, DOLULUK olduğuna göre (esir deyiniz, sıvı deyiniz) orada bir prizma var.
İki farklı ortamdan veya prizmadan, nasıl ki ışık frekansına göre bir indiss (endeks) ile kırılıyorsa, girgin gamma patlamaları da morötesinin ötesi gibi davranarak bir piramidin prizmasının TEPESİNE çıkıyor.
<> Soru: Morötesinin ötesi nedir?
Basit >>> GRİ HİÇLİK. Orada sadece bir tek foton kendine parlar, çünkü ışık hızını aşmıştır. (Şeytanın nötrinosu engel tanımadığından, uzayda gecikmeden erken gelir, demiştim.)
(Hem fotonun, hem nötrinonun hızı eşittir, ama gamma patlamalarında “ışık kaynağı” (mesela AKP ampulü) ışığın kendinden bile hızlı gidebilir.
IŞIĞIN kaynağı ışıktan hızlı gider, buna yasak yoktur.
Yasak olan, IŞIĞIN sabit hızı olmasıdır ve bunu ışık-enerji düzeyinden hiçbir şeyin aşamamasıdır. Ama ışığın kaynağı bir takyon gibi ışıktan hızlı olabilir.
Eğer Tarık semasına çıksaydık, evreni gerçekten 3D oyunlardaki veya çizimlerdeki uzay-kafesi gibi görecektiniz.
Gri hiçlikten bakılınca, aşağısı düzgün ve SPİNLER biçiminde, herbiri diğer HERBİRİNE bağlanmış bir HOLOGRAM bütünü olarak görünecektir.
Yani ızgaralar gibi, hani şu digital resim çizerken onları kafes kafes çiziyoruz ya (Ankebut aynı zamanda bu demektir), işte evren böyle bir hologram bütünüdür. Kafes gibi bir yapısı vardır.
Işığın hızını (iki sabitten birini) aşarsanız, öteki de otomatikman aşılmış olur >>> Siz Planck uzunluğunu aşarsanız, otomatikman Planck uzayının üstüne çıkmış olursunuz.
Böylece iki sabiteden birini aşan, ötekini de otomatikman aşmış olur. Ve zaman yolcusu da Tarık semasına çıkmış olur.
İşte o an inanılmaz bir şeyi fark ediyorsunuz >>> Saniyenin trilyon kere milyarda biri zaman aralığında (bunun için bir gün 50 bin yıl denmektedir) şunu görürdünüz:
Kozyrev haklıydı >>> Zamanın sıçramalı bir yapısı ve dolayısıyla enerjisi vardır.
Hologram ise zamanın KÜBÜNÜN oluşturduğu bir akı/kafes’ten ibaret. (Geleceğe mesajın birinci bölümü sonu.)
İKİNCİ BÖLÜM >>>
<> Soru: Alan Turing kimdir?
(Aslında Routtour ve Tourrout.) Bu bir KMA yardımcısıdır (WİENER asistanı), birlikte RADAR’ı ve SİBERNETİĞİ buldular.
T(o)ur+ing >>> Üç ayrı zamanda sıçramalı yaşadı. (Şu anda 2054’de.) Üç ayrı ismi vardı, hemen hepsi lakaptı. Alan adını ise Alain’den seçmiştir.
Sıçramalı yaşamlarda değişik adlar ve kodlar kullanılır. Alan Turing;
1. Hansel Heiberg’dir.
2. Alan Turing’dir.
3. Bundan yarım yüzyıl sonra >>> Alan T’dir (Tudor).
(Geleceğe mesaj ikinci bölüm sonu.)
...
<> (Alan Turing için “founder of computer” yazıyor internet üzerinde.)
...
Şimdi geleceği boşverelim ;) kendimize bakalım ;))
Soru sırası sizde. Yarım saate sığacak bir soru sorar mısınız?
<> Program ile ilgili sorun çıkmamıştır inşaallah?
Teşekkür ederim Monsieur :)
Tam tersine, beni yığınla sorundan kurtardı. Ne kadar parasite birikmiş öyle! Aman yarabbi, şaşırdım kaldım.
Hangi programa eğilsen, illa ki bir parazit gönderiyorlar. Hatta birinin –pest olarak- kendi paraziti var. Elbette görünmeyen ve giderilmeyen parazitlerden kurtulurlar.
Bendeki driver’larda 700 üzerinde parazit çıktı, şaşırdım kaldım. Şu klonlanan e-maillerle geliyor.
Mail Bomb programı koymuştum, yine de geliyordu. (Mitrea ile Niels sağolsun, ortalık pornodan geçilmiyordu.) Meğer onların da bir paraziti varmış (Plosit).
Şimdi hepsini ayıkladım. Pornodan kurtuldu bilgisayarım. Artık gelmiyor e-mailler. Hakikaten böcek ilacı gibi oldu.
Ama gerçekte en iyi program İsveçli candaşlarımızın yaptıkları. Fakat bu trial, yani register etmezseniz, tesbit ediyor ama gidermiyor.
HER GÜN yeni bir şey çıkıyor. Ne zaman tararsanız tarayın, internet’e girdiyseniz, yine bir iki bug, parazit, pest vb yakalıyor. Aslında onu da alıp registry etmeli, bu iki program harika.
Anlaşmalıymış gibi her biri “KENDİ KULVARINDA” bir shareware üretiyor.
Mesela birinin ayrıca bulduklarını ötekiler göremiyor. Bir diğerinin protect bölümünde diğer hiçbirinin görmediği üç-beş tane böcek var.
Hepsini birden halleden bir tek program olsaydı keşke...
...
Ben bugün tam gün ZigZag ile gündüz chat’de idim. (10:00 ila 22:00 arasında hiç dinlenmeden 12 saat chat yaptım.) Şimdi buna bir de şu üç saati eklerseniz, ben nock-out olmuş durumdayım.
Dinlenmeye çoook ihtiyacım var, belim tutmuyor. Nasıl olsa (normal olarak) yarın da var.
Sağlığım çok iyi, sadece ortopedik olarak bir sandalye üzerinde 15 saattir kalkmadan oturuyorum.
Şimdi ne yapacağım biliyor musunuz? Duş muş almayacağım, denize gireceğim. Deniz kenarında yaşa ve denize girme, bu nasıl bir iş?
Mehtap banyosu yapacağım, üzerimde tuzlu su istiyorum, tuzlu tuzlu uyuyacağım. Geronimo der dalarım şimdi ben!
Tastamam 15 saattir chat’teyim, hak ettim...
RZİ
s mih s
Allah’a emanet olunuz
hoşbye