Slm Slm
01 Ağustos 2004 (Nehar) tarihli chat:
ss hoşbuluştaran ESSELAM'a hamd ve teşekkürler CANdaşlar
herkes-body çok selam ve selam
Selam getirmişem selam
Hemen bir sure numarası ve bir ayet numarası lütfen (iki ayrı kişiden).
<> Tevbe, 128
Tek sure ve tek ayet numarası (iki ayrı kişiden).
Bu gelene kadar Tevbe 128'i yazar mısınız? Ve öncesi-sonrası. (Aslında sure bitiyor.)
<> 9(Tevbe)/128; Le kad caeküm rasulüm min enfüsiküm azızün aleyhi ma anittüm harısun aleyküm bil mü'minıne raufür rahıym
<> 9(Tevbe)/128; Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.
“rasulüm”
“rasulüm”
“rasulüm”
RESUL değil ????????????????????????????????
“rasulüm”
<> 9(Tevbe)/127; Ve iza ma ünzilet suratün nezara ba'duhüm ila ba'd hel yeraküm min ehadin sümmensarafu sarafellahü kulubehüm bi ennehüm kavmül la yefkahun
<> 9(Tevbe)/127; Bir sure indirildi mi “Sizi birisi görüyor mu?” diye birbirlerine bakar, sonra da sıvışıp giderler. Allah, kalplerini yamultmuştur. Çünkü gereğince anlamayan bir topluluktur bunlar.
<> 9(Tevbe)/129; Fe in tevellev fe kul hasbiyallahü la ilahe illa hu aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azıym
<> 9(Tevbe)/129; Eğer aldırmazlarsa de ki: “Bana Allah yeter! O'ndan başka ilah yoktur! Ben O'na dayanmaktayım ve O, o büyük Arş’ın sahibidir!”
“Eğer aldırmazlarsa” >>> (O kavl vaki olduğunda... >>> Bu ayeti yazınız) >>> “Bana Allah yeter!” >>> ŞAHİT olarak Allah yeter! >>> İMSAK ayetini yazınız...
“O'ndan başka ilah yoktur!” >>> Bunu İLK kez RESMİLEŞTİREN İbrahim'dir >>> İlgili ayeti yazınız...
<> 27(Neml)/82; O qawl onlara wâqî olduğu (üzerlerine wûqû bulduğu) zaman, onlara arz’dan bir dâbbe çıkarırız da, onlara “İnsânların, âyetlerimize yâqîn/qânî/îqnâ olmadıklarını (gereğince inanmadıklarını)” teklim eder (kelimelerle söyler).
<> 43(Zukhruf)/26,27’de;
<> “... inne nî berâün min mâ ta~büdûne in lâ elledhî fetara nî fe inne Hü se yehdî ni”
<> “... doğrusu ben tapıyor olduklarımızdan berîyim, ancak ki beni fatreden/yaratan dışında, doğrusu o beni doğru yola doğrultacak.”
“Ben O'na dayanmaktayım” >>> DABBE tül ARZ (Dayanılacak en son nokta, bunun bir arkası daha yoktur)...
“ve O, o büyük Ars'in sahibidir!” >>> HIZIR'dan başka hiç bir kimse (melek, insan vb) O ARŞ'a Azamı/Alayı İZLENCE yetkisine sahip değildir...
Şimdi TEVBE 128'i TOPARLAYINIZ ltf.
<> 9(Tevbe)/128; Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.
“rasul”
“rasul”
“rasul”
Vallahi RESUL değil!
MEHDİ'nin >>> SONUCU >>> 300 yıl sonra. Bunlar bir ekip. Mehdi'nin NEDENİ >>> ??? “Result of Mighty”, daha sonra “Reason of Mighty” (KARN+EYN'in iki ucunu tutanlar).
RASUL mü? Resul mü?
<> “Yemin olsun, içinizden size onurlu bir rasul gelmiştir.”
(ONUR => ŞERİF/Şeref'ten...)
Bu ayet efendimizi bağlamıyor. Bağlasaydı >>> HATEMÜL ENBİYA (En en en sonuncu, zincirin sonuncusu NEBİ) olamazdı, çelişki doğardı. ( Bu çelişkiyi siz anlayabilirsiniz, ama Edip Yüksel asla.)
Hatemül Enbiya (Nebilerin Hitamı) olan efendimizdir ve Resul diye bile anılmamıştır >>> NEBİ denmiştir! N E D E N ???? NİÇİN?
NABİ, NEBİ, RASUL, RESUL farkları nedir?
YAHYA (ölümsüz fakat selef), HIZIR (ölümlü fakat HALEF), MESİH (önce İsa RESUL, sonra Mesih RASUL). ÜÇLER MECLİSİ.
RAHİM, RAUF (Raf raf derecelendirilmiş >>> Örneğin Levhi Mahfuz'u (Yahya dahil) ondan başkası üst irtifalara çıkarak okuyamaz. Yahya, sadece Hızır'ın öldürülmesini bekler.)
Hızır'ı bu evrende hiçbir varlık öldüremez. Öldürülmesi için???
<> Deccal.
EVET! Hızır'ı bu evrende hiçbir kimse öldüremez. Yahya'yı da hiçbir evrende kimse öldüremez!
Allah'ımız, YAHYA'nın yaratılmasından sonra, adı Izrail (Azrail) olan meleğinin adını KALDIRIP “Melekül Mewt” adını verdi.
İndirilen Kur'an'dan (Levh'den değil) Azrail adı silindi. Çünkü Cibril-Cebrail gibi ismen verilseydi, Yahya'yı da öldürmek ZORUNDAYDI.
Yahya, Hızır'a ölesiye muhtaç. Ve İsa, Yahya'ya ölesiye muhtaç. Ve Hızır, ölesiye Ruhül Kuddüs'e muhtaç. (İsa'ya değil!!!!)
Melekül Mevt, elinden iki kişiyi kaçırmıştır:
1. Ölümü taddırıp öldürmediği İDRİS'i.
2. Hiçbir zaman öldüremediği-öldüremeyeceği YAHYA'yı.
“Külli nefsün Zaikatül MEWT” ne demek? ÖLÜM => MEVT Mİ??? (Mevta ölü mü, diri mi? >>> Onlara ölü demeyin, asıl ölü sizsiniz, onlar diridir.)
EMİR olan asla ölmez, ancak geçici bir sure olarak (inikas anlamında değil) M E V T olur.
<> 40(Mümin)/15; O, Refi'dir, dereceleri yükseltendir; Arş’ın sahibidir. Buluşma günü hakkında uyarmak için, emrinden olan Ruh'u kullarından dilediğine indirir.
<> 40(Mümin)/16; O gün onlar ortaya çıkarlar. Hiçbir şeyleri Allah'a gizli kalmaz. Kimindir bugün mülk/saltanat? O Vahid ve Kahhar olan Allah'ın!
RUH Rabbin EMRİNDENDİR. Rabbin emri, görmüyorlar mı, inip duruyor. (Rabbin emrinde kesinti olur mu?)
<> Vefât ne olacak, mevt ölümse?
Yanlış bir T Ü R E T M E :) VEFAT >>> Hologram aleminden REEL aleme geçiş K A P I S I demektir.
Kuantum teoremi der ki: İki PARÇACIK (Beden >>> Biri benimki, diğeri Azrail) çarpışma anı öncesi ve sonrası QUANTUM kuramı içindedir.
İki parçacık tam ÇARPIŞMA anında D A L G A C I K (MEWT) olurlar. (Eylemin adı vefat.)
Çözülürler ve bu arada KUANTUM teoremi (yani ışıktan yavaş her şey) G E Ç E R S İ Z olur!!!!! Geçerli olan sadece (parçacık değil) DALGACIK kuramıdır!!!!
İşte mevta -ki vefat eder- ama MADDECİK/Parçacık olarak bedenini bırakmış DALGACIK (Emrillahi >>> Rabbin emri).
Allah'ın/Rabbin emri PARÇACIK => Ecsam/Beden üzerine D E Ğ İ L !
Bu Sünnetullah’tır (Evren yasalarıdır). Ama evren üstü evren yasaları olan RUH, RABBİN EMRİDİR. Rabbin emri nedir?
Rabbin emri, Kalu Bela'daki sözü tutup tutmadığımızın (hesap defteri aracılığıyla) bize İSBATIDIR.
Allah'ın isbata gereksinimi yok. Şahit olarak Allah yeter.
Alimdir, ezelden her şeyi zaten bilmekte ve kullarının ne yapaCAKlarını da bilmekte, bunları Kiramen Katibin'in zapta geçtiği bir “HISAB DEFTERİ” ile bize tutanak (rapor) olarak sunmaktadır.
Konu ağır mı? Anlaşılmaz mı? İsterseniz mütelaa ederek, başa dönerek SİZLER tarafından yorumlayalım.
İlk soru geldi: Bedenimiz (m) ile bir bedeni olmayan (aslında C kare) Azrail çarpışınca...
O bizi mevta kılıyor ve ne trajikomiktir ki her ölen AZRAİL'i de öldürüyor. Azrail her melekut gibi ölümsüz olduğundan, anladığımız anlamda ölmüyor, ama inanılmaz bir CAN ÇEKİŞİYOR.
İdris onu neredeyse TAM öldürecekti, Allah acıdı da Azrail'i devre dışı bıraktı ve bunun yerine İDRİS yüce bir makama alındı...
Bu soruları sormak nereden geldi aklınıza candaşlar??? Şimdi iyice aklımız karışacak değil mi?
;))
Bana 128(Tevbe)yi hangi candaşımız sordu? (Bugün ay, tam dolunay ve onun etkisinde.)
<> Biz sorduk.
Doğum tarihin nedir? (Yıl değil, ay ve gün.)
<> 10 Kasım.
Atatürk'ü öldüren sen miydin ? ;)))
<> 9(Tevbe)/128; Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.
RAHİM ve RAUF... (Allah'ın iki adını zikrediyorsun.)
...
Ve devam edelim: Tevbe suresinin meşhuuuuuur polemikli SON İKİ AYETİ veya sonraki ayetin (iniş sırasında 112) başı.
Bunu önceden yazmıştım: Son N A SR + Maide içindeki bir pasaj? Maide 111 değil mi? (İNİŞ SIRASINDA MAİDE 111)
<> 110(Nasr)/
<> 1; Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde,
<> 2; insanları bölük, bölük Allah'ın dinine girerlerken gördüğünde,
<> 3; tesbih et Rabbini hamd ile ve bağışlamasını dile! Şüphesiz O, Tevvab’dır!
İniş sırasında Nasr 114 değil mi?
<> Evet 114 NASR.
113 hangisi? (İniş sırasına göre.)
<> Tevbe.
Son iki ayeti ekleyelim NASR'ın başına (hatırlamak için). (Fetih => Nasr. (Kıtal => Muhammed gibi...)
<> 9(Tevbe)/128; Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.
<> 9(Tevbe)/129; Eğer aldırmazlarsa de ki: “Bana Allah yeter! O'ndan başka ilah yoktur! Ben O'na dayanmaktayım ve O, o büyük Arş’ın sahibidir!”
Bu iki ayete NASR'ın tamamını ekleyiniz.
<> 110(Nasr)/
<> 1; Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde,
<> 2; insanları bölük, bölük Allah'ın dinine girerlerken gördüğünde,
<> 3; tesbih et Rabbini hamd ile ve bağışlamasını dile! Şüphesiz O, Tevvab’dır!
Ve buna Maide 3’ün içindeki Kur’an’ın son ayetini ekleyin.
<> “Bugün kâfirler, dininize karşı ümitsizliğe düşmüşlerdir. Onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım. Size din olarak İslâmı beğendim.”
Şimdi bu sureyi baştan toplayıp yazınız. Çünkü bu surenin gerçek adı Hitam veya VEDA suresidir.
<> Veda Sûresi;
<> 1; Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.
<> 2; Eğer aldırmazlarsa de ki: “Bana Allah yeter! O'ndan başka ilah yoktur! Ben O'na dayanmaktayım ve O, o büyük Arş’ın sahibidir!”
<> 3; Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde,
<> 4; insanları bölük, bölük Allah'ın dinine girerlerken gördüğünde,
<> 5; tesbih et Rabbini hamd ile ve bağışlamasını dile! Şüphesiz O, Tevvab’dır!
<> 6; Bugün kâfirler, dininize karşı ümitsizliğe düşmüşlerdir. Onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım. Size din olarak İslâmı beğendim.
EL-VEDA suresi, 6 ayettir. İlk ikisi Tevbe'nin son iki ayeti, üçü Nasr, sonuncusu ise;
<> “Bugün kâfirler, dininize karşı ümitsizliğe düşmüşlerdir. Onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım. Size din olarak İslâmı beğendim.”
Bunun Arapçasını yazınız ltf (sonuncunun).
<> elyevme yeissellezıne keferu min dıniküm fe la tahşevhüm vahşevn elyevme ekmeltü leküm dıneküm ve etmentü aleyküm nı'metı ve radıytü lekümül islame dına
“elyevme yeissellezıne keferu min dıniküm fe la tahşevhüm vahşevn elyevme ekmeltü leküm dıneküm ve etmentü aleyküm nı'metı ve radıytü lekümül islame dına”
“elyevme yeissellezıne keferu min dıniküm fe la tahşevhüm vahşevn elyevme ekmeltü leküm dıneküm ve etmentü aleyküm nı'metı ve radıytü lekümül islame dına”
“Bugün ehli kitab kafirler dininizden ümidi kesmişlerdir.” >>> İslam, bu kafirlere dahildir.
Ana soru >>> Allah katındaki tek ve en makbul yegane din hangisidir? En hoş tek din?
<> Haniflik.
Bu dinden ümidi kesmişlerdir. HANİFLİKTEN ümidi kesmek demek >>> ATALARIN DİNİNİ benimsemek. (Ehli Kitab, mesela Kur’an kafiri olmak.)
Anasoru 2 >>> Korkulması gereken KİM?
<> ALLAH
Ana soru üç >>> Kimler Allah'tan korkar?
<> Alimler.
Ana soru dört >>> Hanif olMAyan alim olur mu? Allah'ın MİSALLERİNİ anlayabilir mi?
Allah'ın misallerini anlamak demek >>> DABBETÜL ARZ'ın “O söz başlarına geldiğinde...” ayetiyle anlatılan ve Kur'an'ın yeterince (dağın bir yamacını görmek) anlaşılmadığını vurgulamaktır.
<> Bugün kâfirler, dininize karşı ümitsizliğe düşmüşlerdir. Onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım. Size din olarak İslâmı beğendim.
“Onlardan korkmayın, benden korkun.”
“Onlardan korkmayın, benden korkun.”
“Onlardan korkmayın, benden korkun.”
<> Bugün kâfirler, dininize karşı ümitsizliğe düşmüşlerdir. Onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım. Size din olarak İslâmı beğendim.
Mütteki olmak budur. İtteka (Tek korkulacak merciden hakkıyla korkmak) budur!!!
EKMELTÜM >>> Kemale erdirdim. Neyi??? İSLAM olan dini.
Kemal ile mükemmellik aynı köktendir, ama farklıdır. The best >>> Mükemmelliktir. Beter >>> Kemal'dir. (Arapça gramerlere bakınız.)
Demek ki MÜKEMMELİK, henüz son ayetle yakalanmamış. O halde asgari olarak >>> “Size din olarak İslâmı beğendim.”
Yani MÜSLÜMAN OLARAK CAN VERİN ayetleri gibi. Çünkü müslüman olanın “ashabı meymene” olma ŞANSI var. Yani cennete girer/girebilir (umulur).
Ama bir sır var: O ÜST CENNET ve şifre şudur:
“size nimetimi tamamladım.”
“size nimetimi tamamladım.”
“size nimetimi tamamladım.”
“size nimetimi tamamladım.”
“size nimetimi tamamladım.”
NAİM CENNET yani?????? (Ni'met ve Na'im aynı köktendir. Nimet'i mukarrebun ve Sabukun'da arayınız.)
<> “ALlâh'tan, kullarından añcak âlimler haşyet eder.” “Şu misâller insânlar içindir, âlimlerden başkası akledemez.”
“size nimetimi tamamladım.”
“size nimetimi tamamladım.”
“size nimetimi tamamladım.”
İşte burada >>> HANİFLERE özel bir mesaj var. Bunu hatırlamak için >>> “Üç sınıf” olduğumuzda, “ashabı meşeme”, “ashabı meymene”, bir de “NAİM CENNETTEKİLER” var. (Vakıa-7 ve devamı.)
“size nimetimi tamamladım.”
“size nimetimi tamamladım.”
Nimet >>> THE BEST => Mükemmellik. (Kemal değil. Kemal better than...)
<> 56(Vakıa)/
<> 7; Ve sizler üç çift/sınıf oluvermişsinizdir.
<> 8; İşte uğur ve mutluluk yaranı. Nedir uğur ve mutluluk yaranı?
<> 9; Solda solun adamları, ne mutsuzdur onlar!
<> 10; Önde, en öne geçenler, işte o ileride olanlar!
<> 11,12; Naim cennetlerinde (Allah'a) yakın olanlardır.
Mutluluk yaranı, sonra uğursuz yaran ve 11 NAİM CENNET, yani NİMETLERİN verildiği tek CENNET, sadece MİH cenneti.
İnanın burayı görene bir alttaki cennet Arabistan çölleri gibi gelecektir. Buraya niyet edelim. Haklı gerekçelerimiz var üstelik, biz MİH'iz...
İbrahim sorgulayıp protesto ettikçe ona üç nimet verildi:
1. NAİM cennet.
2. Makamı İbrahim.
3. Allah dostluğu (Halillullah).
MİH iseniz -isem- bu üçünü isteyiniz. Bu Nİ'MET'tir. (Adresi Naim cennet.) Ve sizler “selam selam” (barış+barış) diyenlersiniz.
Birinci barış >>> BARIŞ, HOŞGÖRÜ selamet vb.
İkinci barış ise >>> Allah'ın bize verdiği gönül mekanı uzlaşımı ve paylaşımı, yani bizi cehennem çukurundan uzak tutan tek bir SİGORTA, ki bu sigortanın adı >>> KARDEŞ OLMAKTIR!
Ali İmran 102 lütfen;
<> 3(Aliİmran)/102; Ey iman edenler! Allah'tan, kendisinden korkmaya yaraşır biçimde korkun. Müslümanlar olmanın dışında bir hal üzere sakin can vermeyin.
“Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın.”
“Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın.”
“Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın.”
Bu BİZİM İÇİN >>> ÖZEL.
“Müslümanlar olmanın dışında bir hal üzere sakın can vermeyin.”
“Müslümanlar olmanın dışında bir hal üzere sakın can vermeyin.”
“Müslümanlar olmanın dışında bir hal üzere sakın can vermeyin.”
Bu da NİMET olmayan. (Yani her şeye rağmen candüşmanı olmuşsun.)
“Müslümanlar olmanın dışında bir hal üzere sakın can vermeyin.”
“Müslümanlar olmanın dışında bir hal üzere sakın can vermeyin.”
“Müslümanlar olmanın dışında bir hal üzere sakın can vermeyin.”
BARİ MÜSLÜMAN kalınız. Cennet müslümanlar için yaratıldı, NAİM CENNET ise Hanifler için.
<> 10; Önde, en öne geçenler, işte o ileride olanlar!
<> 11,12; Naim cennetlerinde (Allah'a) yakın olanlardır.
<> 10; Önde, en öne geçenler, işte o ileride olanlar!
<> 11,12; Naim cennetlerinde (Allah'a) yakın olanlardır.
<> 10; Önde, en öne geçenler, işte o ileride olanlar!
<> 11,12; Naim cennetlerinde (Allah'a) yakın olanlardır.
<> 10; Önde, en öne geçenler, işte o ileride olanlar!
<> 11,12; Naim cennetlerinde (Allah'a) yakın olanlardır.
<> 10; Önde, en öne geçenler, işte o ileride olanlar!
<> 11,12; Naim cennetlerinde (Allah'a) yakın olanlardır.
<> 10; Önde, en öne geçenler, işte o ileride olanlar!
<> 11,12; Naim cennetlerinde (Allah'a) yakın olanlardır.
<> 10; Önde, en öne geçenler, işte o ileride olanlar!
<> 11,12; Naim cennetlerinde (Allah'a) yakın olanlardır.
<> 10; Önde, en öne geçenler, işte o ileride olanlar!
<> 11,12; Naim cennetlerinde (Allah'a) yakın olanlardır.
<> 10; Önde, en öne geçenler, işte o ileride olanlar!
<> 11,12; Naim cennetlerinde (Allah'a) yakın olanlardır.
NİMET ve NAİM, ikisi aynı şey. Hanif Müslümanlar için. Öteki de MÜSLÜMAN olarak ölenler için, kârdan zarar :((((
<> Nail olmak?
Nail olmak, umduğuna kavuşmak, erişmek demek. NAİM ise NİMETLER (ki sonsuz) demek.
HANİF MÜSLÜMAN DİNİ ÜZERİNE ÖLÜNÜZ! Müslümanlıkla yetinmeyiniz candaşlar!
Museviler de, Nasraniler de müslüman. Bizim katil Müslüman Ehli Kitab da müslüman. Cinler de müslüman. Adem de müslüman. Herkes müslüman. Geniş bir yelpazenin adı...
AMMAAAA HANİF MÜSLÜMAN bunların hiçbiri değildir! İsbatı?
<> 4(Nisa)/125; Vechini muhsin halde Allah’a teslim eden ve Hanif İbrahim’in Milletini tâbî olan kimseden en güzel dinli kim vardır? Allah İbrahim’i dost edinmiştir.
HANİFLİĞE TABİ OLAN MÜSLÜMAN eşsiz, tek, biricik, yegane, ünik bir müslümandır. PARDON HANİF MÜSLÜMANDIR. (Müslüman yetmez! İstemem kalsın!)
<> 4(Nisa)/125; Vechini muhsin halde Allah’a teslim eden ve Hanif İbrahim’in Milletini tâbî olan kimseden en güzel dinli kim vardır? Allah, İbrahim’i dost/Halil edinmiştir.
Allah ile DOST olmadan buraya gelmeyin! (Burası Allah'ın adının anıldığı evlerdir, adreslerdir ve burası bir danışma merkezidir, size NAİM CENNET'in adresini veren bir bürodur.)
ALLAH İLE DOST OLMAYAN, yani,
“Allah İbrahim’i dost edinmiştir.”
“Allah İbrahim’i dost edinmiştir.”
“Allah İbrahim’i dost edinmiştir.”
gibi MİH olarak dost olmayan, lütfen bizi şu anda bıraksın.
Allah ile dost olmak için, UPGRADE olarak dualarınızı,
“Hanif kullarının yaratıcısı Allah'ımız, bize lütfen senin dostluğun olan Halillullah sıfatını ve bunun adresi olan cemali şerif mekanı NAİM cennetini ver.” AMİN.
Evet Upgrade zamanı. Update'ler bitti, yeni versiyon çıktı. Allah'a müstakıym olarak DİREKT ulaşma zamanı, ÜST-LAİKLİK zamanı.
Üst laiklik demek, beni/bizleri bile araya koymadan, KENDİNİZ için birebir isteyiniz demek. ÜST-LAİKLİKTE birebirlik vardır...
İbrahim, -ki her duası kabul edildi- AZER babasını kurtaramadı... Nuh, oğlunu kurtaramadı...
SUR-LAİSİTE budur. BİREBİR kendiniz için isteyiniz. ŞİMDİ İSTEYİNİZ. Gizlice isteyiniz. BEN iki dk susacağım, siz isteyeseniz diye...
...
Amin...
Bu Allah ile sizin aranızda idi. İbrahim bile arada yoktu, kimse yoktu. RABBİNİZ ve birebir nefsiniz vardı.
Temsemail diye bir melek veya temsail, sanırım adı buydu, mümessil bir melekti, müvekkel değildi, müekkil olarak gönderilmedi.
Tekabbel Al Allah!
Allah HABİRü, Haberdar oldu ve karşılığında HABERDAR etmesi gerekirdi. (Sağır diyaloğu değildi kuşkusuz.)
Temsail geldi, haberdar etti gitti. (Dedemden nakil. Ben görmedim. Ben bugüne kadar hiç melek görmedim.)
Soru bekliyorum??
Melek gören bir tek kişi tanıyorum: Edip yüksel. Ona Cebrail gelir bir geceyarısı. Ve der ki: “Ey Edip, ben Tevbe suresinin son iki ayetini hiç getirmedim! İnsanları kandırıyorlar!”
Oysa biz bu iki sureyi inceledik! Herkes kıyamet alameti olamıyor!
<> Hem de vahiy meleği görmüş :)
Ah bir de ben görseydim şu Cibril'i Emin'i. Gerçekten gelseydi ve bildirseydi, bu YENİ BİR KİTAP olurdu, kitab indirilmiş olurdu. (Ben de peygamber olurdum mesela ;)))
Ama Hatemül Enbiya'ının hitamına getirilen kitabdan başka kitab yok. Demek ki ben peygamber olamam. (İyi ki değilim. 228 bin içinde kaynayıp giderdim.)
Ama Dabbetül ARZ bir tek tane var. Yumuşak-rahmani bir alamet, karşıtları kesinkes EBİ LEHEB tayfası. Böyle ilan edildi 09 Temmuz 2004 yılında.
Ben ilan etmedim, ben mübaşirim sadece, tebşir ederim.
Bir de NEZARET ederim, asla lafı havada bırakmam, RAİNA demem, kıvırmam, kaçmam, muğlak konuşmam, mutmainsizliğe hiç yer bırakmam.
Bana yasaklanan üç-beş şey dışında, asla ve asla bilgimi imece etmekten ve bilgimin infak üz zekatından kaçmam.
Bendeki her şey -her mülk gibi bilgi de- sahibinindir (Allah'ındır). Allah bana cimrilik yapmadıysa, benim CİMRİ olmaya hiç bir hakkım yoktur.
Nekes, pinti olanlar da bu mübarek Allah evlerini terk etsinler. Kimin malını kimden saklayacağım? Mülk kimin? Malikül mülk kim? (Ben kiracıyım.)
<> 39/44; kul lillahis sefaatü cemia lehu mülküs semavati vel ard sümme ileyhi türceun
Evet ayette dünya hayatının İCAR (kira) olduğu açıkça belli...
<> Vicdan nedir, herkeste var mıdır? İsra 14’te, “Kitabını oku. Bugün hesap görücü olarak sana nefsin(vicdanın) yeter, deriz.” Nefs, vicdan yerinde midir?
Hayır, WİJDAN Sanskritçe’dir. Nefs başka, vicdan başka. Ama ikisi birbiriyle işlevsel olarak ilintili.
KALB >>> RUH+BEDEN+NEFS'in ortak ve TEK odağıdır. KALB katıdır. (Şaşırdınız mı?) Mantık çerçevesinde çalışır. Mesela sevgi, MANTIK kapsamında değildir.
Üç merkezli bir sistemde, kalb >>> BEDENİ (katı mantığı) yönetir.
Şimdi WİJDAN (yazıldığı gibi okunur);
a) Yüreklilik (mesela şehadet) için
b) Aşk (Aslında HUB yani sevgi) için
veya DUYGU bağlamında, gereken GÖNÜL MEKANI vardır.
Bu gönül mekanı, KALB gibi değil, KALB gibidir. (Yani ilk kalb gibi değildir, kalpazan kelimesindeki gibi sahtekarlık, yalancı sevgiler vb de vardır.)
KALB gibi değil, ama KALB gibi demek, “insanı HALİFE yarattım” kelimesiyle aynıdır. (Halife => İktidar ve/veya Halife => Muhalefet eden. Hem iktidar, hem muhalefet gibi.)
KALB kelimesinin de, gerçek KALB veya KALPAZAN kalb olarak iki türevi vardır.
Ama kalblerinde maraz (arıza, hastalık) olmayanlar için, işte bu WİJDAN kelimesi vardır.
Bize Aort damarımızdan daha yakın olan ALLAH'ımız, sevgilerimize, yürekliliklerimize, kalbi mantıklara MÜDAHALE etmez.
Onun tek MÜDAHALE girişimi vardır: WİJDAN.
Sevgim samimi miydi, geçici miydi? Bunları Allah bize bırakır. Ama WİJDAN bambaşkadır.
Adem ve Havva’da WİJDAN yoktu. (Evet yoktu.) Oğlu Habil'de de WİJDAN yoktu. (Evet yoktu.) Katil olduğunda KAABİL'de de WİJDAN yoktu. (Evet yoktu.)
İyi ama bir eksik var: WİJDAN!
O öyle bir azaptır ki, Allah'ın RAHİM+RAHMAN=MERHAMET >>> WİJDAN adaletini KULların kalbine taşır (Kulubihim) ve ALLAH'ın adaleti VİCDAN olarak size bağırır.
Katiller bile 20 yıl sonra vicdan azabından gelip teslim olurlar. (Örneği çok bunların...)
YENİ SORU veya bununla ilintili soru var mı?
<> 27(Neml)/14; Ve vicdanları bunlar(ın doğruluğun)a kesin bir kanaat getirdiği halde sırf zulüm ve kendilerini büyük görme yüzünden onları inkar ettiler; fakat bak o bozguncuların akibeti nasıl oldu!
<> 27/14 âyetindeki kelime “wijdan” değil “enfüs”.
Evet, NEFİSLER demektir...
VİJDAN azabı nefse en büyük RAHATLIKTIR. Zalimlerin vicdanı yoktur, onlar nefslerine en büyük eziyeti yaparlar.
<> 43(Zuhruf)/76; Biz onlara zulmetmedik, ancak onlar zalimlerdi.
Vicdan azabı (Allah'ın direkt adaletinin sesi ve tecellisi) ise nefsi öldürür.
Nefsinizi öldürün ama asla zulüm yapmayınız. Nefse zulüm yapanların wijdan'ı yoktur. Kimse bir diğerinin nefsine zulmetmez. Ancak kendi nefsine zulmeder.
Wijdan'ın sesini duyabilirsiniz; a) önce, b) sonra.
Bir iyilik yaptığınızda o rahatlık POZİTİF vicdan sefasıdır veya bir şeye zarar verdiğinizde (istemeden otomobiliniz bir hayvanı ezdi diyelim) o KALBİN sesi size NEGATİF bir uyarı verecektir. İkisi de bizim İYİLİĞİMİZ İÇİNDİR.
Pekiyi vicdan kelimesi nereden geldi? Bilen var mı?
Sanskritçe ve yaşayan Ari dillerinde “özkimliğinizin size İTİRAZ etmesi” demek, kendinize İTİRAZ demek.
Bakın ne güzel bir anlamı var: KENDİNİZE i t i r a z edebiliyorsanız, siz zaten dabbe tül Melami'siniz demektir. Bildiğinizi okumuyorsunuz, subop veya freniniz var demektir.
WİJDAN >>> İc hesaplaşma demektir, yani kendi kendinizin muhasebesini yapmak demektir.
İç hesaplaşma. >>> Bu, İslamın ve insanın EMRİDİR. Mesela >>> “Bugün Allah için ne yaptınız?”
Bunun yanıtında ALLAH'a giden bir şeyler varsa, iyi amellerdir. (Bugün Allah'ı bilme borcu olan kulluk adına ilim yapıyorsunuz, bu da ALLAH için yapılıyor.)
Wijdan'ın iki unutkanlığı vardır:
1. Şeytan'ın unutturduğu. (Yani zalimler, zulme devam ederler.)
2. Allah'ın -terapi- unutturduğu. (Ben kaç kere karınca yuvasına basmıştım????)
İkincisi Allah'ın bir lütfu ve ihsanıdır. (Ala suresini anımsayınız, 6 ve 7. ayetler.)
<> 87(Ala)/6; Sana okutacağız da artık unutmayacaksın.
<> 87(Ala)/7; Allah’ın dilediği hariç. Şüphesiz Allah, açığı ve gizleneni bilir.
<> 6. Senukriüke fela tensa.
<> 7. Illa ma saallahü innehu ya'lemülcehre ve ma yahfa. 87-ALA
Bunlar Allah'ın OLUMLU anlamda unutturdukları: “Artık unutmayacaksın. Allah’ın dilediği hariç...”
<> NDE (Near Death Experience) denilen olayların, şehitlik veya ömrün uzatılmasıyla ilgisi var mı?
NDE denilen olaylar BİREYSELDİR, kategorize edilemez.
Beden (elektrik alan) ile soyut beden (bilinç, takyonik ruh gibi, magnetik alan) birbirlerinden düğüm noktalarında (dikgenler ya) ayrılırken (vedalaşırken), tam dik olmayabilirler.
Dik olunmadığında, mesela 45 derece polarizlendiğimizde, ŞEYTANİ/ECCİNNİ alana düşeriz.
En sevdiğimiz -mesela karşıt cinsten biri- gelip der ki: “Ben müslüman olarak öldüm ama hataymış, bari sen kendini kurtar musevi ol.”
89 açı derecesine kadar geri gelmeye şansımız var.
Mesela ameliyat-narkoz vb etkisinde olabiliriz, koma veya hayati bir şok-travma yaşayabiliriz.
Sonra bu YAPAY ÖLÜM HALİNDEN çıkabilir ve geri dönebiliriz. O zaman ölüme yakın deneyimlerimizi anlatabiliriz:
“Bir tünele çekildim, ucunda ışık vardı, kendi(bedeni)mi yukarıdan seyrediyordum ve acılarım dinmişti...”
“Birden acılar içinde kendime geldim, kendi bedenime yeniden girdim; beni bedenimle bir arada tutan bir KARIN ve DÜĞÜM noktası kordonu vardı, onu koparmaya çalışıyordum,
ama koparamayınca geri geldim... vs. vs. vs.”
Bir başka deneyimde >>> “Anne bizi bırakma diyen çocuklarımın sesi üzerine geri döndüm.”
Bunlar BİREBİR olan şeyler.
KİMİNİN ÖMRÜNÜ UZATIYORUZ ayetinde ise, uzatmadan, MUSA-YUŞA öyküsündeki YUŞA'yı gözönüne getiriniz. Bu tür bir fonksiyon işbaşındadır, bir işlev vardır.
Elektromagnetizmanın beşinci boyutu olan tünel (kuantum tüneli) ağzındaki MAGNETİK alanın NDE'leridir bunlar.
Allah bizim her gece canımızı alır ve dilerse sabaha bırakır. Burada GECE >>> TÜNEL İÇİ, SABAH >>> TÜNELİN AĞZINDAN GERİ DÖNÜŞ misalleridir.
<> 6(Enam)/60; O, odur ki, geceleyin sizi öldürür. Gün boyunca neler yapıp neler kazandığınızı bilir. Sonra, belirlenmiş süre işletilip tamamlansın diye, gün içinde sizi diriltir. Nihayet O’nadır dönüşünüz. Sonra, yapıp ettiklerinizi size haber verecektir.
<> 6(Enam)/61; O, kullarının üstünde yegâne kudret ve tasarruf sahibidir. Size koruyucular gönderir. Nihayet birinize ölüm geldi mi, elçilerimiz (görevli melekler) onun canını alırlar. Onlar vazifede kusur etmezler.
“O, kullarının üstünde yegâne kudret ve tasarruf sahibidir.” (Sur Laicitee.) Bizi her an ölümden koruyan bir KALKAN vardır. (Size koruyucular gönderir.)
Quantum yarı ömür ilkesine göre, bir gün yaşamaya devam edemeyiz. (Bilimsel adı şudur: Hiçbir öz/quant, sonlu bir uzayda SONSUZ süre kalaMAz. Mutlaka bozunur, enerjiye dönüşür.)
Evrenimiz sonlu bir uzaydır (Riemann). Bunu bir kurşun mahfaza gibi düşünün (case); buradan en tutuklanabilir ve sızmayan parçacıklar olan ALFA tanecikleri (Helyum çekirdeği) bile kaçıp çıkabilir.
Bu Alfa radyoaktif bozunması HELYUM denen bir CAN'ın ölümü demektir. Bir kurşun kab bile onu tutamıyor. Yani dünya hayatı G E Ç İ C İ bir kabdır.
“Size koruyucular gönderir.” Amaaa o gün,
“Nihayet birinize ölüm geldi mi, elçilerimiz (görevli melekler) onun canını alırlar. Onlar vazifede kusur etmezler.” “... ölüm geldi mi, elçilerimiz onun canını alırlar.”
NEDEN AZRAİL TEK DEĞİL????
<> Multicopy
Ayrıca, insan asla tek bir bütün değildir, HÜCRELER DENEN yüzmilyonlarca CANLI içeriyor. (Ulu çınar gibiyiz.) Her biri ayrı ayrı bağımsız birey.
Organizmalar biliyorsunuz, sembiyoz ve tekbaşına olarak iki türlüdür. Hatta bir tek hücreli varlık düşünün, onun organelleri (mytocondri denen enerji jineratörü organelleri) gibi hücrealtı yapılar bile başlıbaşına bir yaratık ve bileşendir.
Yani bir hücrenin de bir kaç organelden vücut bulduğunu söyleyebiliriz.
Hücrenin organelleri veya insanın hücreleri, afak içinde enfuslardır veya ufuk ardındaki görünmeyen ufuklardır.
<> 41(Fussilet)/53; İleride biz onlara hem âfakta hem enfüs/nefislerinde âyetlerimizi öyle göstereceğiz, tâ ki onun hak olduğu kendilerine tebeyyün edinceye değin. Rabbinin külli şey’in’e (her şeye) Şâhid olması yetmez miş (kâfî değil mi)?
Bedenimiz TEK BİR PARÇA değildir; hücre denen, bağımsız yaşayan, ama bizimle sembioz (Yani ücret olarak oksijen vb alan) bir kompleks yaşam türüdür.
Bedenimiz, bir dizi hayvancıklar-mikroorganizmalar bileşimidir. Bedenimiz, bedenimiz bile değildir, HAYVANCIKLARDAN oluşmuş bir muhteşem organizasyondur.
Bunlar nicelikle anlatılır. NİTELİĞİ ise, yani demir tozlarını organize eden seyelan (akı)ları ise KİRLİAN NEFS ALANI oluşturur.
Eğer biz bir bütün olsaydık, mahvolmuştuk. (Cennet'te iyidir ama, bu dünyada asla!)
Çünkü eğer bütün olsaydık, bir yerimiz yaralandığında, TOPTAN ÖLMEK ZORUNDA KALACAKTIK. Oysa kolu ve hatta belden aşağısı bile amputee olan insanların yaşadığını görürsünüz.
İyi ki onmilyonlarca hayvancıktan oluşmuşuz ;)
<> Zaten her gün milyonlarca hayvancıklarımız ölüp, milyonlarca yeni hayvancık doğuyor/oluyor.
Onun için bir tek AZRAİL'in görevi, somut ve soyut iki bedeni ayırmaktır. MATRİS Azrailler ise (mesela beyine oksjen gitmediğinden) diğer hayvancıkların ölümünü gerçekleştiriyorlar.
Böylece GÖREVLİ sayısı çoğalıyor. Yani o kadar çok hayvancık bizimle can veriyor ki, bir MATRİSS dizisi halinde AZRAİL gerekiyor.
Mesela traş olurken biraz kanadı, şu kadar alyuvar öldü. (Ben ölmedim ya.) Onların AZRAİLLERİ var, bunu demeye çalışıyorum.
MELEKÜL MEWT ise beni, nefsimden (Kirlian seyelanlardan) ve bedenimden (hayvancıklardan) ayıracak olan A M İ R meleğin adıdır.
Türkçem yetersiz ama meramımı anlatabildim mi bilmiyorum?
Sıkıcı yazmamak için elimden geleni yapıyorum veya her kesimin anlayabileceği YEPYENİ bir tarz/söylem oluşturmaya çalışıyorum. Az teknik cümle kullanıyorum, çok miktarda günlük dil kullanıyorum.
Aslında yepyeni falan değil, KUR'AN'IN MİSALLLERİ anlatma yöntemini kullanıyorum. Anlaşılır bir dille, az kelimeyle çok şey anlatmayı denemeye çalışıyorum.
Tabii ki ben bir beşerim, elbette şaşarım...
<> Hanif olmayan müslümanlarda vicdanın sesi duyulur mu?
VİCDANSIZ HANİF olur mu? Ama vicdansız MÜSLLÜMAN olur. (Gonca Kuriş'i Rahmetle anıyorum.)
<> 19(Meryem)/97; Biz onu, senin dilinle kolaylaştırdık, ki korunanları onunla müjdeleyesin, inatçı bir kavmi de onunla uyarasın.
<> 44(Duhan)/58 Öğüt alsınlar diye senin dilinle onu kolaylaştırdık.
Evet, teşekkürler. Ben Kur'an'ı taklit ediyorum. (Kötü bir taklitçiyim ama, ne yapayım benden bu kadar.)
<> Darısı başımıza.
Bu dua beni ürpertti.
BEN yokum, BİZLER VARIZ. BENİM olan her şey SENİNDİR, BİZLERİNDİR. Allah tüm ilmimi sana/BİZLERE olduğu gibi versin.
AMİN Yarabbi! Amin yarabbi!
Benim de infakım bu. İlmimden başka bir şeyim yok, bunun zekatını veriyorum.
Bu bir saatlik ders ücreti falan değil, TAŞAN bir şelalede boğulmamak için, size kapak açan bir barajım sadece. Bunları vermezsem ben boğulurum.
Melekler zikretmezse (nefes almazsa) BOĞULUR. Bunun gibi bir şey...
Allah'ım bana ne kadar nimet verdiyse/verecekse, hepsini tek tek hepinize versin, sizin olsun. Vallahi bir tek şey istemiyorum.
Bir tek bilgi bile bende saklı kalmasın, hepsi sizin olsun. Allah da bu samimiyetime şahit olsun. O din gününde, o fecaat gününde, size tüm içtenliğimi ve ihlasımı malum etsin.
Ben Allah'tan bir şey istemedim, O verdi.
Bu adaletsizlik olmasın diye, Allah'ım tüm candaşlarıma ver, hem de benim üstümde kat kat irtifa ile ver.
Hayatta tanımadığım bir duygudur >>> Kıskanmak, haset etmek, kendime saklamak, kibirlenmek, ben demek.
Muhlis olduğumdan beri bu duyguları unuttum
<> Tüm içtenliğine ve ihlasına inanıyorum.
Zaten öyleyim be! Bu kadar yıldır bir yerde FİRE verirdim, bir gaf yapardım, kaç yıldır birlikteyiz...
...
Ben bir KMA'yım. Bu sıfat benden alınana kadar, uzak kalacağım, oysa çıldırmak üzereyim tanışmak için.
Böyle bir kural kondu. KMA kişiler ortada görünmeyecek, posta/mail yoluyla haberleşecek diye.
Çoğu kimse, benim gerçekten ben olduğuma bile inanmıyor. Kimi de beni Malatyalı bir ilkokul mezunu sanıyor. Ama bu, her KMA'nın kaderidir.
<> 36/1~6; Ya-Sin. Ve Hakîm (olan) Kur'ân. Şüphesiz sen mürsellerdensin, sıratın müstaqîm üzeresin. Azîz ve Rahîm'in tenzîlidir. Ataları uyarılmamış ve o halde gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için.
Ben gocunmuyorum. Tam tersine onlar mahvoluyor. Kiminin çocuğu intihar ediyor, kimi ölüyor.
Ben sağım, namusluyum ve dürüstüm. Ben bozulmadım.
Ama Kanal 7'nin spikeri, başbakanı gibi MASON olabiliyor. (O sayede Sabah gazetesine geçti ya.) Masonluk moda değil mi ;)
<> Dinç Bilgin'in Başbakan’la işlerini halletmek için Sabah’a alındı.
Başbakana yaranmak isteyen herkes MASON olabilir...
...