Slm Slm

29 Temmuz 2004 tarihli chat:

 

selamen selame
Allah'ın yegane dostu olan, İbrahim'in Hanif Milletinin candaşlarına. Teşekkür ve hamd olsun Hanifliğin banisi Allah'ımıza.

Selam getiren ve selam söyleyenlere, selametli olanlara, hoşbuluşturana, hoşbuluşturan Es-Selam'a. Ve bulunan bulunmayan, toplu katılan tüm candaşlara.

CAN ve DAŞ. CAN >>> YAHYA. Dünyanın en eski kelimelerinden biri. Tek C ile yazılırsa CAN (Sanskritçe). Çift C ile CANN;

1. Canlar
2. Cinler (çoğul bağlamında)
3. Ceninler
4. Cennetlikler
5. Generasyon (Sanskritçe Cenom)
6. GEN (Çen, Jen)
7. Genom (İnsan) Gnom (Cin)

Ama hepsinde hayat bulma (CAN+lanma) var, canlandırma var, Yahya'nın adresi var, imzası var, MİSAK'ın ta kendisi var.

Selam selam CAN+DAŞ'lar.

Daş ise kariyer demek; ortaklık, imece demek; birbirini İKİZ gibi hissetmek demek. Daş >>> İKİZ demek; yol+daş ile yol ikizi demek; arka+daş ile “Arka çıkan, sırtını yaslayacağın dostun adı” demek.

Buna şaşıracaksınız: Allah dostu ise ULDAŞ demek, İbrahim gibi...

İbrahim ATAMIZ Milletin “CUMHURBAŞKANI”, onunla aynı kanı taşımak önemli değil; o başkanımız, President'imiz. O kurucu/bani, ATA+TÜRK gibi.

Allah onu ATANIZ İbrahim diye bize lanse etmiştir.

Resulullah onun ahfadının bir SON NEBİSİDİR, efendimizdir. O bulunduğu çağ itibariyle EN YÜKSEK AHLAKLIDIR. Çünkü ondan sonra Resul/Nnebi gelmedi ve gelmeyecek.

ZORUNLU olarak efendimiz Üsveyi Hasene sahibi en en en son yüksek ahlaklıdır. EN SON YÜKSEK ahlaklıdır.

Bu kronoloji itibariyle böyledir. Çünkü Üsveyi Hasene ile Hatemül Enbiya'yı birleştiriniz, ZORUNLU olarak o çağın (vel Asr) en yüksek ahlaklısıdır.

Ama onun ahlakı diğer öncekilerden hiçbirinden ÜSTÜN değildir. O sanki (amiyane deyimle) Mohikanların sonuncusu gibidir.

Efendimizin ahlakı SONUNCU EN YÜKSEK AHLAKTIR. Bunu yorumlayabilir miyiz?

Konuyu şu anda İLK KEZ -uzun bir aradan sonra- GELECEK okuyor (aynı anda), nihayet gelecekle senkronize olduk :))))

Rabbime şükür-teşekkür ve hamd. Yazdığımız anda okunuyoruz artık. Filtre (2054) kalktı, eski günler gibi. OKÇULAR yüzünden bocalasak da, sonunda senkronize olduk.

Bunun için yorumlarınızı rahatça ve cesurca yazınız CAN+DAŞlarımız. Çekinmeyin ve yazın, anında okunacaksınız. Bunun tadını çıkarın, bunun için yazın, söz sizde. Konu üsvei hasene...

<> Okçular şimdi de yerlerinden ayrıldılar mı?

Candaşım, bizim site hack'lanmadan önce kaç kişiydik????? (500 cıvarında) Şimdi kaç kişiyiz?

<> 140 civarında

OKÇULAR NEREDE?????????????????????????????

“Okçular şimdi de yerlerinden ayrıldılar mı?”
“Okçular şimdi de yerlerinden ayrıldılar mı?”
“Okçular şimdi de yerlerinden ayrıldılar mı?”

Ben 500 rakamına -sürekli- itirazdaydım, çünkü 500 içinden zaten 313 MÜRSEL çıkardı -çıkmalıdır-. Anlatabildim mi??

OVERVİEW şunun içindir: 313 GERÇEĞİNİ (realitesini) sahiden oluşturmak için...

313 >>> Ebcedi Sanskritte >>> RAsul'dan >>> MÜRSELLER demektir. 313 mürselleri search edebilir misiniz? (Sanskrit'in yeni adı Ebcedi HİNDİ.)

Mehdi neden RASUL? (Resul değil.) İsa Resul idi, neden yeni gelişinde MESİH RASUL? Bize ilk ipucu Ali İmran 104'tür?

<> 3(Aliİmran)/104; İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa eren onlardır.

“bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa eren onlardır.”
“bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa eren onlardır.”
“bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa eren onlardır.”

Tam tercemesi >>> İSLAM BİLGİ BİRİKİMİ oluştuktan sonra bundan bir topluluk ayrılsın.

MEZHEB'ler ayrılmadan, siz ayrılamazdınız. Mezhebler, ortodoksluk ve katolikliği öne çıkardı, ayrılması gereken ise protestantlardır. (Hanifler.)

<> 3(Aliİmran)/104; velteküm minküm ümmetüy yed'une ilel hayri ve ye'mürune bil ma'rufi ve yenhevne anil münker* ve ülaike hümül müflihun

“velteküm minküm ümmetüy yed'une”

ÜMMET nedir, MİLLET nedir?

Yanıtı vermiştim >>> Resulullah ümmetindeniz, Ama resulullah MİLLETİNDEN değiliz. Resulullah ümmeti 110. ayette tanımlanır. (Arapça’sıyla birlikte lütfen.)

<> 3(Aliİmran)/110; Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten vazgeçirmeğe çalışır ve Allah'a inanırsınız. Kitap ehli de inansaydı kendileri için elbette daha hayırlı olurdu. İçlerinden iman edenler de var, ama pek çoğu yoldan çıkmışlardır

<> 3(Aliİmran)/110; küntüm hayra ümmetin uhricet lin nasi te'mürune bil ma'rufi ve tenhevne anil münkeri ve tü'minune billah* ve lev amene ehlül kitabi le kane hayral lehüm* minhümül mü'minune ve ekseruhümül fasikun

“küntüm hayra ümmetin uhricet lin nasi” “hayra ümmetin” “ümmetin” “ümmet” “ümmet” “ümmet”

Bu Resulullah ümmeti ve sahabisi vb’dir.

Efendimize emredilen neydi? “İbrahim milletinden bir hanif olması.” Ümmet mi üstte? Yoksa MİLLET mi üstte???

<> MİLLET

110 >>> ÜMMET. 104 >>> MİLLET olarak ayrılanlar. Nereden ayrılanlar??? ÜMMET'ten ayrılanlar. MİLLET oluşturanlar.

Yeni bir akım mı? Hayır, çooooook eski bir akım. ATALARIN hatasız dini olan HANİF kuruculuğun Allah dostu'nun mirası olan bir akım.

İbrahim ÜMMETİ diye asla geçmez, İBRAHİM MİLLETİ diye geçer.

SONUÇ: Biz Resulullah efendimizin Ümmetindeniz (yani müslümanız, amenna) ama İbrahim Milletindeniz. (Elhamdülillah HANİF MÜSLÜMANIZ.)

110 böyle bir ümmetten ileride fırkalar mezhepler çıkacağı ve daha sonra bu kaosu  104 ayetine uyan 313 kişilerin tamamlayacağıdır

114 ZATEN 313 kişidir. 626 olacak değiliz!!! Her kişi (Zip-Zap) 313 kişi olacaktır.

Doğu-Batı bitti. Millenium bunu bitirdi. Herkes TAKVASI kadar bu yarışın içinde olacaktır. Bir futbol takımında, ilk onbire girmek yarışı gibidir.

Böylece ümmet ve millet kavramlarını açımsamış oluyoruz.

Biz Musa ümmeti falan değiliz. Biz bütün ümmetlerin çıkışı, kaynağı, kökü olan MİLLET amaaaa İBRAHİM milletindeniz.

Ümmet bize vız gelir, aştık ve geçtik bunları. Ümmet kavramı kavmiyetçilik, faşistlik, arabistlik olarak dejenere edildi. Miyadı doldu. Güle güle ÜMMET kavramına ve de Kavim kavramına.

Hoşbuluştuk MİH!

<> 49(Hucurat)/13; Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli ve en üstününüz O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdar olandır.

<> Bu âyette “millet” kelimesi yok.

<> 49(Hucurat)/13; ya eyyühen nasü inna halaknaküm min zekeriv ve ünsa ve cealnaküm şüubev ve kabaile li tearafu inne ekrameküm ındellahi etkaküm innellahe alımün habır

EVET yok, ama MİLLETİ İBRAHİM var. Buna dahil olmayanlar için bir de CEHENNEM MİLLETİY var. Ya Sabıkuna ya da Cehenneme.

Bu ikisi millettir. Cennetlikler (ashabı meymene) ise MİLLET değildir. İki millet var sadece: İbrahim milleti ve Cehennem milleti.

Tercih bizim irademizde. Orta katta millet yok. Cennetlikler millet değil! Türlü ÜMMETLERİN kabail düzeninde bir otele yerleştirilmesi gibi...

Belki oraya Usame 1000 Ladin de gidecek. (Allah bilir.) Onun öldürdükleri de... Katil ve maktul AYNI yerde, bunlardan MİLLET olur mu? Olur mu? Olur mu? Anlatabildim mi?

Daima Sabıkun'a Mukarrebun olunuz, Naim mekanda makamı İbrahim'de bulununuz.

<> Muhakkak ki Allah yanında en değerli ve en üstününüz O'ndan en çok korkanınızdır.
<> “ama MİLLETİ İBRAHİM var”

Evet :)

Nereden nereye, rastgele girdik, ama rastgele çıkmadık. Kendi değerimizi bilelim. Hanifliğin (Hanif müslümanlığın) değerini çok iyi bilelim.

ALLAH'IN üzerinize olan nimetini (Naim cennet) hatırlayınız. Siz birbirinizin (biri katolik, diğeri ortodoks) candüşmanı-kanlısı iken, gönüllerinize sevgiyi koyarak uzlaştıran ve sizi KARDEŞLER kılan Allah'ı anınız.

Sevgi, barış (selam 2), hoşgörü, tolere etmek. Bunlar ÜSVEİ HASENEDE'den değildir. EVET  d e ğ i l d i r , bu doğrudan İBRAHİM AHLAKIDIR.

Efendimizden değildir. Tıpkı namaz, oruç, hacc, zekat ve tevhid gibi efendimizin değil, İBRAHİM ATAMIZIN hasenatlarıdır.

Eğer öyle olsaydı, biri Makamı İbrahim, ötekisi Makamı Mahmudiye olmak üzere, iki ayrı katta, iki ayrı makam olmazdı. UMULUR Kİ...

Size evrenin bir iltimasının sırrını vereceğim: Efendimizi Makamı Mahmud’a, SİZ, DUALARINIZLA taşıyacaksınız.

Onun defteri ve ecri bitmiyor. Yani ne kadar DOSDOĞRU (ki sadece Hanif diyebiliriz) müslüman varsa onların duasıyla efendimiz MAKAMI MAHMUD'a gidecektir.

DURMAYIN devam ediniz: Efendimizi MAKAMI İBRAHİM'e götürmeye devam ediniz.

Bu sadece Haniflerin elinde
Bu sadece Haniflerin elinde
Bu sadece Haniflerin elinde
Bu sadece Haniflerin elinde
Bu sadece haniflerin elinde
Bu sadece Haniflerin elinde
Bu sadece Haniflerin elinde
Bu sadece Haniflerin elinde

Milyarlarca olsalar da kuru kalabalık...

Selatüs selam göndermek için yarışsalar da sabahlasalar da, ikindi ve yatsı namazlarını ve tüm sünnetleri kendilerini parçalarcasına selavat getirseler de, “ONLAR KILDIKLARI NAMAZDAN GAFİLDİR” ve efendimize bu boşuna çabaların hiçbiri ulaşmıyor.

Açıkça söylüyorum:

Bu sadece Haniflerin elinde
Bu sadece Haniflerin elinde
Bu sadece Haniflerin elinde
Bu sadece Haniflerin elinde

Efendimize 313 kişi yeter. UMULUR ki ifadesi yerini bir geçiş kapısı olan Makamı Mahmud'a MUTLAK olarak dahil eder.

O kapı aralandı mı, zaten üst platform (Mukarrebun) devreye girer.

Bu sadece Haniflerin elinde
Bu sadece Haniflerin elinde
Bu sadece Haniflerin elinde

313 yeter, diğer milyarcası KURUKALABALIK!

Efendimizin HANİF olup olmadığı konusunda tartışmalara açıklık getirecek şeyleri yazıyorum, FARKINDA mıyız?

İtiraz konusu olan ayetin Türkçe ve Arapça’sını bulabilir misiniz ltf? Yani efendimiz HANİF miydi, değil miydi?

<> 17(İsra)/79; ve minel leyli fe tehecced bihı nafiletel leke asa ey yeb'aseke rabbüke mekamem mahmuda

<> 17(İsra)/79; Gecenin bir bölümünde de sana mahsus fazla bir namaz olarak uykudan kalk. Kur'an ile teheccüd kıl; yakındır ki Rabbin seni övgüye değer bir makarna ulaştıra.

<> 6(Enam)/79; İnnı veccehtü vechiye lillezı fetaras semavati vel erda hanıfev ve ma ene minel müşrimın

<> 6(Enam)/79; “Ben yüzümü tamamen, gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim ve artık ben asla Allah'a ortak koşanlardan değilim.”

Burada konuşan(lar) yani nakledilen kimler veya kim? Efendimiz mi???? Yorumlayınız.

Ene => Ben, İnna => ????? Nasıl ki “inne ma...” muhakkak ki demek DEĞİL ise, “ene ve inniy”i de ayırt ediniz.

<> 6(Enam)/74; İbrahim, babası Âzer'e demişti ki: “sen putları tanrı mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni ve kavmini açık bir sapıklık içinde görüyorum”.

<> 6(Enam)/75; Böylece biz İbrahim'e göklerin ve yerin melekûtunu (muhteşem varlıklarını) gösteriyorduk ki, kesin inananlardan olsun.

<> 6(Enam)/76; Üzerine gece bastırınca, bir yıldız gördü:”Rabb'im budur” dedi. Yıldız batınca da:” Ben batanları sevmem” dedi.

<> 6(Enam)/77; Ay'ı doğarken gördü: “Rabb'im budur” dedi. O da batınca: “Yemin ederim ki, Rabbim bana doğru yolu göstermeseydi, elbette sapıklığa düşen topluluktan olurdum” dedi.

<> 6(Enam)/78; Güneş'i doğarken görünce: “Rabb'im budur, bu hepsinden büyük” dedi. O da batınca dedi ki: “Ey kavmim! Ben sizin (Allah'a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım”.

<> 6(Enam)/79; “Ben yüzümü tamamen, gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim ve artık ben asla Allah'a ortak koşanlardan değilim.”

<> En~aam 6/161 ile Dehr/İnsân 76/3 ikisi birlikte

“İnnı veccehtü vechiye lillezı fetaras semavati vel erda hanıfev ve ma ene minel müşrimın”

“İnnı veccehtü vechiye lillezı fetaras semavati vel erda hanıfev ve ma ene minel müşrimın”

“İnnı veccehtü vechiye lillezı fetaras semavati vel erda hanıfev ve ma ene minel müşrimın”

“veccehtü vechiye”
“veccehtü vechiye”
“veccehtü vechiye”

Cihet ve vech >>> YÜZ kelimesi aynıdır. Nasıl ki iki kez iman varsa, iki kez de veche almak vardır. Bunu kavramaya çalışalım öncelikle, iki selam gibi.

“veccehtü vechiye”
“veccehtü vechiye”

İbrahim atamız bunu BAŞARAN TEK KİŞİDİR. GÖKLERDE ve YERDE. İkisini yaratanın huzurunda HANİF idi.

“ene minel müşrikin” ise ve “ma ene minel müşrikin” >>> “Şirk koşan BEN değilim” anlamında. Bu farkı da ayır edelim.

ENE >>> BEN. İnna >>> BİZ. Bu ALTIN KURALDIR.

İbrahim atamız bir MİLLET dilediği ve duası kabul edildiği için, bunun bilinciyle BİZLER demektedir.

Ama efendimiz için “ENE” kelimesi vardır ve tekbaşınalıktır. Efendimiz bizim dualarımıza, “selam selam”larımıza muhtaçtır. ACI GERÇEK, AMA DOĞRU.

Bunun tersine o bize şefaat etmeyecektir. Efendimizin ciddi olarak başı belada. (Eğer bugün kıyamet kopsaydı, bu yetersiz dua kalacaktı.)

313 kişi yeter bu iş için. Adam gibi adam. 313 kişi... Gerisi yığın, sözde müslüman, kuru kalabalık...

İçlerinde imanlı yok mu? Elbette var. İyi de onların durumu nedir?

İmanlı dostlarımız, İKİNDİ ve YATSI namazlarını, gündüz namazlarının evvel ve son sünnetlerini kılmaktalar ve selatüsselam ile ihlas ile dua etmekteler. Çok da samimiler...

İyi ama, temelde bir şeyler yanlış.

Bana öyle bir ayet bulunuz ki (ilk iniş sırasına göre başlarda), orada “Sizin gündüz işleriniz olduğundan” “Allah geceyi seçti” kabilinden bir kavl olsun. (Alak kalem, müddesir müzemmil gibi.)

<> 73(Müzemmil)/20; Filhakıka rabbın biliyor ki sen muhakkak gece üçte ikisine yakın ve yarısı ve üçte biri kalkıyorsun beraberindekilerden de bir tâife, halbuki geceyi gündüzü Allah takdir eder, bildi ki siz onu bundan öte başaramazsınız, onun için size lutf ile ircaı nazar buyurdu, bundan böyle Kur'andan ne kolay gelirse okuyun, bildi ki içinizden hastalar olacak, diğer bir takımları Allahın fazlından bir kâr aramak üzere Yer yüzünde yol tepecekler, diğer bir takımları da Allah yolunda çarpışacaklar, o halde ondan ne kolay gelirse okuyun ve namazı kılın ve zekâtı verin ve Allaha karzı hasen takdim edin, kendilerinizin hisabına hayr olarak her nede takdim ederseniz onu Allah yanında daha hayırlı ve ecirce daha büyük bulacaksınız, hem de Allaha istiğfar edin, şübhesiz ki Allah gafurdur rahîmdir

<> 73(Müzemmil)/
<> 2; Birazı hariç, geceleri kalk namaz kıl.
<> 3; (Gecenin) yarısını (kıl). Yahut bunu biraz azalt.
<> 4; Ya da bunu çoğalt ve Kur'an'ı tane tane oku.
<> 5; Doğrusu biz sana (taşıması) ağır bir söz vahyedeceğiz.
<> 6; Şüphesiz gece kalkışı, (kalp ve uzuvlar arasında) tam bir uyuma ve sağlam bir kıraata daha elverişlidir.
<> 7; Zira gündüz vakti, sana uzun bir meşguliyet var.
<> 8; Rabbinin adını an, bütün varlığınla O'na yönel.

<> 5; Doğrusu biz sana (taşıması) ağır bir söz vahyedeceğiz.
<> 5; Doğrusu biz sana (taşıması) ağır bir söz vahyedeceğiz.
<> 5; Doğrusu biz sana (taşıması) ağır bir söz vahyedeceğiz.

Bu söz nedir acaba?

<> 2; Birazı hariç, geceleri kalk namaz kıl.
<> 3; (Gecenin) yarısını (kıl). Yahut bunu biraz azalt.
<> 4; Ya da bunu çoğalt ve Kur'an'ı tane tane oku.
<> 5; Doğrusu biz sana (taşıması) ağır bir söz vahyedeceğiz.
<> 6; Şüphesiz gece kalkışı, (kalp ve uzuvlar arasında) tam bir uyuma ve sağlam bir kıraata daha elverişlidir.
<> 7; Zira gündüz vakti, sana uzun bir meşguliyet var.
<> 8; Rabbinin adını an, bütün varlığınla O'na yönel.

<> 6; Çünkü gece kalkışı hem daha etkili, hem de söz bakımından daha sağlamdır.

Şimdi bu namazı irdeleyelim: Birincisi sadece efendimize ait olanı (İsra 79 sanırım). Onu biz kılamayız.

<> 17(İsra)/79; Gecenin bir bölümünde de sana mahsus fazla bir namaz olarak uykudan kalk. Kur'an ile teheccüd kıl; yakındır ki Rabbin seni övgüye değer bir makarna ulaştıra.

Bu sadece efendimize ait bir tecehhüddür, sadece eşlerinin cilbab giymesi gibi. Biz eşlerimize giydiremeyiz. Biz bu namazı da kılamayız. Ama biz Müzemmil'deki NAMAZI kılarız.

Bu taşınması zor sır şu: Gündüz iki tarafta ikişer rekat farz kıl, geceleyin de iki rekat farz kıl ve gündüz bu dört rekattan başka kılma.

<> 7; Zira gündüz vakti, sana uzun bir meşguliyet var.
<> 7; Zira gündüz vakti, sana uzun bir meşguliyet var.
<> 7; Zira gündüz vakti, sana uzun bir meşguliyet var.

Patrondan, işyerinden ÇALMA, vakitten çalma. Sana Allah uzuuuun bir gece veriyor. (Kışın 17 saat, ekinokslarda 12 saat ve yazın ise 7 saat.)

GECE kalk ve dilediğin kadar (gecenin uzayıp kısalmasıyla orantılı), dilediğin kadar, GECENİN BİR YERİNDE kalk ve namaz kıl, ikişer rekattan sınırsız namaz kıl veya KILMAsan da olur. (Emir kipi değil, ricadır.)

Şimdi elimizde böyle bir hüküm varken, tutup da sabahın sünneti, öğlenin evvel ve son sünnetleri, ikindinin (???????????????????) sünneti, akşamın sünneti, yatsının evvel ve son sünnetleri!!!!!!!!!! diye bir sürü MAVAL namaz kılabilir miyiz?

<> 7; Zira gündüz vakti, sana uzun bir meşguliyet var.
<> 7; Zira gündüz vakti, sana uzun bir meşguliyet var.
<> 7; Zira gündüz vakti, sana uzun bir meşguliyet var.

Buyrun her şey belli, bunu tartışalım lütfen? İçimize sindirelim ve ata dinindeki gibi (İbrahim namazını kastediyorum) AYNEN kılalım.

<> Meâlci/tefsîrci “asîl, çoğulu âsâl” “akşam üzeri, ikindi/ikinci vakit” kelimesi ile “asr” kelimesini ayni sayıp(?) asr kelimesine ikindi namazı uyduruyor :(

Evet :(

Bu dini şeytandan kurtarma zamanı geldi. Şeytan overview üzerine, artık çevremde cadı kılığında tur atmaya başladı. SOMUTLAŞIYOR şeytan. Ebi Leheb'leri tamamen üzerine aldı.

Konuya dönelim: GÜNDÜZ bize emredilen namazların farzı ve rekatı belli. (Tarafeyn en nehar ve etrafen...)

<> 7; Zira gündüz vakti, sana uzun bir meşguliyet var.
<> 7; Zira gündüz vakti, sana uzun bir meşguliyet var.
<> 7; Zira gündüz vakti, sana uzun bir meşguliyet var.

Meşgalemiz işimizdir, nafaka temin ettiğimiz işimizdir. ONDAN çalamazsınız. O helal rızk içinde sadece (mesela öğlen paydosunda) tarafeyn namazlarını kılabilirsin.

Bunun dışında sen HIRSIZSIN veya MAUN'sun veya kıldığın namazdan gafilsindir. Tıpkı Cuma gününü tatil yapmak isteyen zihniyet gibi Ehli Kitab müşriksindir.

Cihad da böyle esnek bir terimdi hatırlayınız...

“Cihad da cihad” diye gidiyor. “Vatan için gidin ölün, geri dönmeyin, şehid olun, kanınızın son damlasına kadar çarpışın.” Allah böyle mi diyor????

Hani bir ayet vardı, seferi namaz ile ilgili, sanırım 102 idi (Nisa mıydı)?

<> Savaşmak için Qur'aan'da “qâtelû” demiyor mu? Neden “câhidû” kelimesi savaşmak diye çevriliyor?

<> 4(Nisa)/102; Sen onların aralarında bulunup da onlara namaz kıldırdığında içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında diğer bir kısmı arkanızda beklesin. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silahlarını yanlarına alsınlar. Kâfirler arzu ederler ki, silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. >>

103?

<> 4(Nisa)/103; Namazı bitirince de ayakta, otururken ve yanınız üzerinde yatarken (daima) Allah'ı anın. Huzura kavuşunca da namazı dosdoğru kılın; çünkü namaz müminler üzerine vakitleri belli bir farzdır.

<> 101 de var; “ve Arz'ı teptiğiñizde (bu deyim yolculuk añlamına gelir, ama Araplar'da kuşlarıñ yiyecek aramaya gitmesi için de bu deyim kullanılır, bir kuş yiyecek bulmak için kaç km ve kaç sâat gider?) artık değildir size günâh, salâttan kısaltmañız...”

<> 4(Nisa)/101; Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman kâfirlerin size kötülük etmelerinden endişe ederseniz, namazı kısaltmanızda size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler, sizin apaçık düşmanınızdır.

104?

<> 4(Nisa)/104; O (düşman) topluluğu takip etmekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı çekiyorsanız onlar da, sizin çektiğiniz gibi acı çekmektedirler. Üstelik siz Allah'tan, onların ümit etmedikleri şeyleri umuyorsunuz. Allah ilim ve hikmet sahibidir.

YAĞMURDAN söz eden kısım bu ayetlerde yok!!!!! Şiddetli yağmur ve HASTALIK halinde silahı terk edin emrini neden bulamıyorum???

<> 102'de; nezle bile olmamızı istemiyor Allâh.

Evet ama ayeti bulamıyorum, eksik mi yazıldı???

<> Evet eksik yapıştırılmış.

Aman dikkat, bunu TAM olarak yapıştıralım.

<> 4(Nisa)/102; ve iza künte fıhim fe ekamte lehümüs salate feltekum taifetüm minhüm meake vel ye'huzu eslihatehümv fe iza secedu felyekunu miv veraikümv velte'ti taifetün uhra lem yüsallu fel yüsallu meake vel ye'huzu hızrahüm ve eslihatehüm veddellezıne keferu lev tağfülune an eslihatiküm ve emtiatiküm fe yemılune aleyküm meyletev vahıdehv ve la cünüha aleyküm in kane bi küm ezem mim metarin ev küntüm merda en tedau eslihateküm ve huzu hızrakümv innellahe eadde lil kafirıne azabem mühına

<> 4(Nisa)/102; Ve o vakıt sen içlerinde olub da onlara nemaz kıldırdığında içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun, silâhlarını da yanlarına alsınlar, bunlar secdeye vardıklarında diğer kısım arkanızda beklesinler, sonra o nemaz kılmamış olan diğer kısım gelsin seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar ve silâhlarını yanlarına alsınlar, kâfirler arzu ederler ki silâhlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil bulunsanız da size birdenbire bir basgın bassalar, eğer yağan yağmurdan bir eziyyet varsa veya hasta iseniz silâhları bırakmanızda beis yoktur, bununla beraber ihtiyatı elden bırakmayın çünkü Allah kâfirler için mühiyn bir azab hazırlamıştır.

<> “Eğer size yağmur gibi bir eziyet erişir veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda bir vebal yoktur.”

“Eğer size yağmur gibi bir eziyet erişir veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda bir vebal yoktur.”

“Eğer size yağmur gibi bir eziyet erişir veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda bir vebal yoktur.”

“Eğer size yağmur gibi bir eziyet erişir veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda bir vebal yoktur.”

<> Nezle bile olmamızı istemiyor ALlâh

Gördünüz mü???? “Cihad da cihad” diye gidiyor. “Vatan için gidin ölün, geri dönmeyin, şehid olun, kanınızın son damlasına kadar çarpışın.” Allah böyle mi diyor????

<> Savaşmak için Qur'aan'da “qâtelû” demiyor mu? Neden “câhidû” kelimesi savaşmak diye çevriliyor?

Allah canlı bomba olarak intihar edin mi diyor? Allah bizlerin yağmurdan taciz bile olmasını istemiyor, silah bıraktırıyor.

“Cihad da cihad” diye gidiyor. “Vatan için gidin ölün, geri dönmeyin, şehid olun, kanınızın son damlasına kadar çarpışın.” Allah böyle mi diyor????

<> Onlara Türkçe'de niyazi deniyor :)

Yazık değil mi,
onmilyonlarca ŞEHİDE. Şehitler mi acaba?
Kaçı gerçekten şehid?

Ayetlerin pazarlığı yapılmaz dostlar!

Allah “GÜNDÜZ NAMAZ (4 rekat dışında) kılmayın” diyorsa, pazarlık yapmayın! “GECE kılın” diyorsa, gece kılın, pazarlık yapmayın! Gece dilediğiniz kadar kılın veya kılmayın, bunda da size VEBAL yok.

Hele bu kısa yaz gecelerinde bunu bile yapamıyorum. 6 rekat => 3 vakit farzımı kılıyorum. (Zaten seferi => Mobile'im.)

Şimdi halen pazarlık yaparak, “Ben ikindi namazının sünnetini kılacağım” diyecek halimiz kaldı mı?

İçinize sindirmeniz için söylüyorum: MUTMAİN olmadığınız bir durum var mı? Sünnet namazları gibi, gündüz kılınan sünnet namazları gibi, açıkça tartışalım.

Atamız, babası Azer ile tartıştı, Allah ile tartıştı.

BİZ NEDEN TARTIŞMAYALIM???? MUTMAİN olmak için, kendiniz için tartışın. Bunlar anında gelecek tarafından YENİDEN okunmaya başlandı.

<> Meâlciler/tefsîrciler 25/5; 33/42; 48/9; 76/25; 7/205; 13/15; 24/36 âyetlerindeki “asîl” ve “ âsâl” kelimeleri “akşamüzeri” demek “elif sad lam” ile bunu nasıl oluyor da “ayn sad re” ile yazdıkları “asr” ile ayni diyorlar?

Gündüz sünnet namazları ve uydurma bir de ikindi kılınabilir mi? Bunun pazarlığının olmayacağı konusundaki mutmainliğinizi oluşturunuz ltf.

<> Bu noktada şunu da ekleyelim; Sünnîler namâzı 5 vakit derken, hakkında hiçbir âyet olmadığı hâlde Hacc'da Arafât Dağı'nda ve Müzdelife'de 3 vakit kılarlar, güyâ cem ediyorlarmış/birleştiriyorlarmış J, Nisâ' 4/103 açık olarak yazılı; VAKİTLİ/SÜRELİ olarak farz kılındı diye, mâdem ki 5 vakit nasıl olur da öğle ikindi vaktinde ya da ikindi öğle vaktinde kılınır ya da akşam yatsı vaktinde, yatsı akşam vaktinde kılınır? :)

:)

“Cihad da cihad” diye gidiyor. “Vatan için gidin ölün, geri dönmeyin, şehid olun, kanınızın son damlasına kadar çarpışın.” Allah böyle mi diyor????

Sünnet namazlarının da durumu BUDUR!!!!!!!

<> Üstelik Hanefîler'e göre 49,5 derece eñlemiñ kuzeyinde (coğrafyaya göre ılıman bölge sınırı burası 50. derece eñlemi) yılıñ belli zamânlarında hîç tam karañlık olmaz, ama şafak olur (hem sabâh hem de akşam), alacakarañlık olur, buralarda YATSI için uydurulan vakit hîç olmaz yılıñ belli zamânlarında, Hanefîler'e göre bu zamânlarda yatsı kılınmaz, hani 5 vakit FARZ idi J

:)

<> ALlâh burasını unutmuş mu hâşâ? Yoksa 5 vakit diyenlere göre añcak kuzey ve güney 50 derece eñlemler arasındakiler mi müslüman olabilir? 

;))

<> Hûd 11/114; “we eqım is salâte tarafeyn in nehâri we zülefen min el leyli...” “we salâtı iqâmet et gündüzüñ iki tarafında/yanında, geceden de bir zülef olarak...”

<> Burada Elmalılı Mehmed Hamdî Yazır da, 5 vakit için kulp aramış, “zülef” kelimesi çoğuldur demiş, saçaklar demiş.
<> Kelimeniñ añlamını Elmalılı'nıñ dediği gibi saçaklar desek de, geceniñ saçakları demek için “zülef el leyli” denir Arapça'da. Zülef için, Farsça zülüf (saç,saçak) kelimesiniñ çoğulu demiş Elmalılı, çoğul olduğu için de üçtür demiş,  zülüfler için, akşam, yatsı, sabâh namâzı demiş, sabâh namâzını gece namâzı yapmış(!) , gündüze de elbette  öğle ile ikindi kalmış, ama tutturamamış gene de Elmalılı; âyette “gündüzüñ iki yanında” yazıyor, öğle ile ikindi namâzları gündüzüñ ayni tarafında /bir yanında,  nerede gündüzüñ ilk yarısınıñ namâzı? Üstelik sabâh namâzına n'asıl gece namâzı diyor Elmalılı?

<> Hasan Basrî Çantay, burada üstâdı Elmalılı'nıñ saçmalamasına katılmaz, meâlinde bu âyet için düştüğü dip notta “gündüzüñ iki tarafındaki namâzlar, sabâh, öğle, ikindi, gecedeki namâzlar da akşam ve yatsıdır” deyip işiñ içinden sıyrılır. O da kaçamak bir ifâde ile añlatır.
<> Farsça'da “zülüf” alna düşen saça denir ki ak alnı ayıran kara çizgi olur değil mi? Bu zülef kelimesi añlaşılacağı üzere Arapça değildir, bir de şu var; Farsça zülüf kelimesinden çoğul da olmuyor..          

<> Efendimiz kaç vakit kılmış?

<> Hadîslere göre mi? Efendimiz Qur'aan'a uymayacak mı? Öyleyse nasıl nebî/resûl olabilir?

<> Siyeri Nebiye göre?

<> ALlâh, Salâtı mü'minlere vakti belirli farz kılacak, bir nebî de kalkıp bunu değiştirecek? Efendimiz öldükten 140 yıl soñra yazılan Siyer adlı kimi kitaplar, Qur'aan'ı değiştirebilecek?

<> İLK SİYERLERİÑ hiçbiri yok. ALlâh, Salâtı mü'minlere vakti belirli farz kılacak, bir nebî de kalkıp bunu değiştirecek???

<> Hadîs denen saçmalıklara bakarsak, SAHİH HADİS'e göre Efendimiz işi çok olan İKİ VAKİT namaz kılabilir diyor, kütüb-ü sitte'de var. OLACAK iş değil!

<> Bir Resûl/Nebî olacak, kendisiniñ aracılığıyla gelen El Kitap'tan olan Qur'aan'a uymayacak, olur mu öyle şey? Ya da ALlâh -haşa-, “ya Muhammed, ben 3 dedim, ama isterseñ sen 5 yap” mı diyecek????

<> ALlâh ve O'nuñ âyetlerinden başka, soñradan olan herhangi bir nesne ya da kimse, inanmak yönünden BİZi ilgilendirEmez.

<> Dr. buyuruñ gene gevezeleğim tuttu, böldüm

<> 69(Hakka)/
<> 45; O bize isnaden bazı lâflar uydurmağa kalkışsaydı,
<> 46; elbette biz onu, ondan dolayı yemîniyle yakalardık.
<> 47; Sonra da ondan vetînini (iliğini) keser atardık.
<> 48; O vakit sizden hiç biriniz ona siper de olamazdınız.
<> 49; Ve o hiç şüphesiz unutulmayacak bir öğüttür, korunacaklar için.
<> 50; Bununla beraber biz biliyoruz ki, sizden inanmayanlar var.

Eline ve yüreğine sağlık.

Tartışılmasını istediğim bir konu da, şu gündüz namazlarının SÜNNETLERİNİN (yani bir tür nafiledir)  V A K T İ  olur mu?????????????

Hacet namazının vakti olur mu? Öğlenin evvel sünnetini taaaa geceleyin NAFİLE olarak kılarsam (aslında VİTİR vacib budur) efendimiz beni lanetleyip hutameye mi gönderecek? Şefaat etmeyecek mi?

SÜNNET denen namaz(!)ların VAKTİ olur mu? Hani GÜNDÜZ bizim için meşguliyetti???

<> 72(Cinn)/22,23; “DE! Doğrusu beni ALlâh'dan hiç kimse/bir kimse bile kurtaramaz ve O'nuñ aşağısındakilerden bir sığınacak da bulamam añcak ALlâh'tan ve O'nuñ risâletinden/gönderdiklerinden teblîğ yapabilirim.”

Sünnet namazlarını TOPTAN KALDIRIN! Yerine Vacib gibi olan (dilek kipidir, emir sığası değildir)  V İ T İ R  namazını (üstelik dilediğiniz kadar, ikili rekat kombinezonları halinde) kılınız.

DEMEK Kİ namaz, HANİFLİKTE ikiye ayrılıyor (üçüncüsü de var):

1. Altı rekat, ÜÇ VAKİT FARZ, ki bu EMİR KİPİDİR ve kaçınılmaz.

2. Dilek kipi (Vitir vecibesi) olan ve dilediğiniz kadar kılabileceğiniz GECE nafile namazları. (Bunlar asla gündüz kılınamaz.)

(3 >>> Sadece efendimize özgü, onun kılacağı namaz türü, ki bizi hiç bağlamıyor.)

Bunu NET olarak çok iyi anladık mı? (Hanifliğin kitabı yazılıyor burada.)

Gece istediğiniz kadar VİTİR ediniz, adını koymayınız ama, tüm gündüz sünnetlerini ikişer ikişer, selam vererek, dilediğiniz gibi VİTİR vaktine ekleyebilirsiniz.

Üstelik kısıt yok, 0 ve 2 den başlayarak 22222222222222222 rekat kılabilirsiniz. Bunun adı VİTİR olacaktır, bunu net gördük mü?

<> FARZ OLMAdığı için her gece kılınaMAz.

İsra 79 ile sakın Müzemmil ayetini karıştırmayın. İlki efendimize, ikincisi BİZLERE. (Ve emir de değil, yani farz bile değil.)

Dikkat ediniz, sadece size değil, tüm GELECEĞE yazıyorum:

Ben Hans, sizleri “NAMAZ KILMAKTAN MEN ETMİYORUM”, geceleyin daha çok namaz kılmanızı öneriyorum. Yani sabah, öğlen, ve gecenin müekkede sünnetleri denen 2+2+4+... gibi sünnetlere.

Sünnetler ile KISITLI kalmayın, gündüz sünnetleriymiş gibi DAHA ÇOK namaz kılın diyorum veya hiç kılmayın. Allah Feraiz için bizi kredi borcu sığasına çeker, vecibe için çekmez. Kılmasanız da size bir şey olmayacak.

Bu kadar açık konuşuyorum. Ben sizi namaz kılmaktan men etmiyorum, sizlere DOSDOĞRU NAMAZ kılmanızı (Allah emri olarak) naklediyorum.

DOSDOĞRU NAMAZI KILINIZ. Dosdoğru namazı kılınız lütfen.  D O S D O Ğ R U . Dosdoğru din HANİFLİĞİN dosdoğru NAMAZI olarak...

Anlaştık mı?

<> 2(Bakara)/43; Namazı dosdoğru kilin, zekatı verin ve rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.

O halde senden başlayarak MİSAK alıyorum.

Dosdoğru namazı kılmak demek, KABUL EDİLEN NAMAZ demektir. Efendimize bu namaz selatüsselam olarak ULAŞIR, diğerleri Ç Ö P E ...

Efendimiz DOSDOĞRU namazın selavat ve selamlarına MUHTAÇ, çöplük ile ne ilgisi olabilir?

Namazı dosdoğru kılın, zekatı da dosdoğru infak edin ve RÜKU edenlerle RÜKU edin.

Üç mezhebiz artık: Ortodoks islam, Katolik islam ve Hanif islam. Bu üçünün R Ü K U 'su (cemaatleri) başka başkadır.

Mesela gidip de Ortodoks islam camisinde İKİNDİ veya yatsı kılamayacağımıza göre... veya Katolik müslüman mescitlerinde EVVEL SÜNNET son sünnet kılamayacağımıza göre... ve sadece HANİFLER dosdoğru namaz kılacağına ve zekat vereceğine göre...

Yine Hanifler, “rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin,” “rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin,” “rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin,” ayetinin MUHATABIDIR.

Bizim mescidimiz olmayacaktır.

Çünkü bir öteki rükunet görmüş cemaatlerde, cemaatlerin yıkılası mescidlerinde, ve parayla satın alınmış imam-papazlarıyla, ve onların EP-EĞRİ namazlarıyla bir cemaat olup (yani onlarla rükun) edemeyiz.

Yollarımız ayrılmıştır. Biz kendi DOSDOĞRU namaz ve infak ve RÜKUNUC (kendi candaşlarımız topluluğuyla) DOSDOĞRU namazı kılabiliriz.

Candaşın verdiği ayet buydu işte...

Neden zekat? Çünkü onlar (Ortodoks ve Katolikler) kendileri yeşil sermaye gibi KENDİ aralarında bu işi birbirlerine destek ve hatta rüşvet için kullanıp, adına zekat diyorlar.

Ama bizim böyle bir MÜSİAD'ımız veya Diyanet İşleri Başkanlığı bütçemiz veya vakıf hovardalığımız YOK. Kendi aramızda REKAT için ZEKAT veriyoruz. Yani Rükun için Zükun veriyoruz.

Aksi halde nasıl bu giderler ödenir? Telefon faturaları (sizinkileri kastediyorum) başta olmak üzere, bu 313 MÜRSEL'i nasıl bir arada tutacağız veya oluşturacağız?

Bizim bir zekatımız, yüz tane veren BEREKETLİ bir buğdaydır. Buğday başağıdır ki, içinde 100 DANECİK vardır.

<> 5/44,63'teki ahbâr için meâlci/tefsîrci ne demiş, 9/31 ve 9/34'te bu añlamı neden yazmamışlar? 9/34'te “EY ÎMÂN EDENLER! din bilginleri, hocaefendiler, rahipler (korkutucular, vaizler)...  insânlarıñ mâllarını bâtıl yere yerler, ALlâh yolundan saddederler, altını ve gümüşü biriktirirler...” diyor

Evet AHBAR, yani yetkili ağız, münadi, tellal, deklarasyon yetkilisi vb. Bunlar DİN SINIFI oluşturmuşlardır.

Ahbar'ın haberleri de yalan hadis, yalan tefsir, yalan evliya masalları ve şeytanın işleriyle doludur.

Allah bizi, maaşa bağlanmış PAPAZ (Ahbar) peşinde cemaat (Rakin/rüku eden) ETMESİN!

Biz, DOSDOĞRU DİN'in, dosdoğru namazının, dosdoğru infakının, dosdoğru rükuncularıyız (cemaatiyiz).

Allah'ın sıratel müstakıymi budur. Bu Hidayet, Atamız İbrahim ve kutsadığı milletinin sıratel müstakıymidir.

<> Bizdeki zekat >>> Baqarat 2/261
<> 2(Bakara)/261; Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, bir tanenin durumu gibidir ki, yedi başak bitirmiş ve her başakta yüz tane var. Allah, dilediğine daha da katlar. Allah'ın rahmeti geniştir. O, her şeyi bilir

Evet. Bu BEREKET'tir. BİR+İKİ+YEDİYÜZ...

<> Ben buna şahidim örnek olarak.

Ben de şahidim...

Sanırım  yorgunum. O halde geronimo aniden kaçıyor ve sizi her zamanki Rabbine emanet ediyor.

Rabbi zıdni ilmi...

<> Teşekkürler.

Ben teşekkür ederim size ve Rabbime. Hamd ederim sadece Rabbime. (İkisinin farkı budur.)

;)
RZİ

<> Bu arada bir yañlış añlaşılam olmasın, ASIL SİYER piyasada yayınlanan kitaplar değil, piyasadakiler Efendimiz'den 150 yıl kadar soñra yazıldı, ASIL SİYER de yarı yarıya tahrîf edildi :(

<> Efendizmiz öldükten 140 yıl soñra yazılan Siyer adlı kimi kitaplar, Qur'aan'ı değiştirebilecek? İLK SİYERLERİÑ hiçbiri yok.

<> 72(Cinn)/21; “De: ben siziñ için ne bir zarâra ne de bir REŞEDe mâlik olabilirim.”

<> 72(Cinn)/22,23; “DE! Doğrusu beni ALlâh'dan hiç kimse/bir kimse bile kurtaramaz ve O'nuñ aşağısındakilerden bir sığınacak da bulamam añcak ALlâh'tan ve O'nuñ risâletinden/gönderdiklerinden teblîğ yapabilirim.”

...