12 Eylül 2003 Tarihli Chat:

 

selam selam barış barış.

El Hamid'e hamd; Eş Şekur'a şükür olsun. Hoşbuluştuk nasip eden etti.

Hayat'ın ta kendisi EL-HAYY, Hayat'ından bize Hayat veren El-Muhyi! Ya HAYY! Ya Muhyi!YaHAYY >>> YAHYA'nın hayatını veren; Ya Hüve, Ya HU! Beni bir kez daha kurtardı.

Bu konuya girmeyeceğim, bir gün öğreniriz Allah inşaa! Allah hepinizin ömrünü bu yaşamda; bundan sonraki Şehidlik yaşamında ve Naim yaşamda daim kılsın! Allah ömürlerinize bereket versin!

Rabbim'dir o benim, El Mucib'dir, dualarım KENDİME değil sizedir. Rabbena Atina fiddünya, Maliki Yevmiddin! Ya HAYY! Ya Hayyül Kayyum! Bizzatihi ZİKRETTİREN O'dur, kalbim emre uyuyor.

Ya Metin, Ya Kavi! Metanet ve Kuvvetimizi artır! Ya Rabbi, Ya Alim ilmimizi artır! Allah'ım seni tesbih etmekteyiz! Seni zikretmekteyiz! sohbet odalarında / chat beytlerinde. Sen bizi var edensin, o halde biz senin için varız! Onun için buradayız! Ya Alim, Ya Macid! Resulullah efendimize selam ve dua ile.

Euzü Bismi Rabbi, Er Rahmanir Rahim! Ya Melik, Ya Kuddüs, Ya Selam,Ya Müheymin, Ya Aziz, Ya Cabbar! Ya Musavvir! TASVİR etmeme güç ver!Amin ve Amin!

Yeniden dünyadayım! Din gününden bugüne ancak gelebildim. Söylemem gerekenleri KALBİM söyledi, kalbim şevkullah ile huzur buldu. Ya Bedii! Vira bismillah candaşlar. Saygıdeğer başkanımıza, sevgideğer OPS'lara ve tüm katılımcı özbeözkardeşlerime selam selam!

<> hüwel hüllezi la ilahe illa hüwel hayyul kayyum

Zikreden, tesbih eden ağızlarınıza sağlık! Ürperen sırtlarınıza; duacı dudaklarınıza ve yüreklerinize sağlık! Ya eyyühelleziyne Amenu; Amenu billah! Selamen selame! Rızaül Mabud; Rızaulabid! Radyallahü anhü/anhuma!

Evet, artık hizmetinizdeyim! Başkanım KONU'muz?

<> Hataları;İnsanların İlahı'nı >>> İsrailoğullarının İlahı diyerek, kayıtlamaları mı?

Sorunun yanıtı zaten basit: Soru içinde zaten yanıt vermiş! Allah'ın kendi isimlerinden meleklerine ve dilediği kullarına verdiği isimler var. Mesela EL CEBBAR ismindan CEBRAİL (Cibril) (Tıpkı Ya Hayy'dan Yahya gibi).

Elif ile başlayan isimlerini de sırayla İDRİS, İBRAHİM, İSMAİL ve İSRAİL'e vermiştir.İdris bir yana; İbrahim atamızın OĞLU İsmail.Ama SIR BURADA: Öteki oğlunun değil; onun oğlunun yani kendi torununun adı ise İSRAİL! Bana oğlu ve torununun adlarını yazar mısınız?

<> İshak ve Yakup; Yakup => İsrail.

Sır burada işte! Aslında, bir oğlu İsmail ise; diğer oğlu İshak da "İSRAİL" olması gerekirken; Yakub ss "İSRAİL" oldu. Şimdi başka elif (i) ile başlayan Peygamber adlarına bir bakalım: İshak ve İsa! Başka var mı?

<> İdris
<> Elyasa, İlyas

Ezra (Üzeyr). Ama İS ile başlamıyor ve zaten Resul değil! GEREK  e l i f  gerek  A Y N  ve gerekse (i gibi okunan) Y harfleri AYNI kategoridendir. Yakub ve Yusuf da öyle! Başka Y ve Ayn ile Resul var mı? (Siz araştırıyorsunuz, ben yanıtı zaten biliyorum.)

 

<> Eyyub
<> Yunus

Evvet!

<> 6(Enam)/84. Biz ona İshak'ı ve Yakup'u hediye ettik. Hepsini doğruya ve güzele kılavuzladık. Daha önce Nûh'a ve onun soyundan olan Dâvud'a, Süleyman'a, Eyyûb'e, Yûsuf'a, Mûsa'ya, Hârun'a da kılavuzluk etmiştik. Güzel düşünüp güzel davrananları böyle ödüllendiririz biz.

Şimdi nasıl ki HAYY >>> MUHYİ; ĞANİ >>> Muğni; Ahir >>> Muahhar gibi ya da daha basitçe Kitab >>> MEKTUB gibi. Mim önekiyle diğer tüm isimler de AYNI kategoriye sokulabilir. İsa >>> MESİH ise, Musa da >>> ASA peygamber oluyor! Bu önbilgilerden sonra "İSRAİL" kelimesini açmaya hazırız. İS ile başlayanlar >>> İSM (isim) kelimesidir. (İsmail'den söz ettim.) İSR ile başlayanlar da İsrafil ss gibi kökenini İSRA'dan alıyor!

Cebrail >>> CEBİR (Cabir) isminden talim ediliyor. İsrafil de İSRAF (sarf/tasarruf vb.) kökenine bağlı. Mikail >>> İKA eden güç anlamında! Azrail ise kökenini "Üzeyr" den alıyor. İbrahim atamızın babası (Azer) da bu köke bağlı bir isim.

Böylece Resul ve diğer Kur'an'da adı geçenlerin tamamının İSM'lerinde bir "OPERATÖR" güç var. YUNUS ss gibi. Bu isimleri kullanarak "OPERATÖR" sayıları bulabiliyoruz. Mesela YUNUS ss doğrudan HUD ss GENLERİNİN taşıyıcısı! İçinizde Arapça bilen var ise HUD'un anlamını bana verebilir. Bu arada HUD'un AD kavminin nasıl yok olduğuna ilişkin ayetleri de rica edeceğim.

<> 7(Araf)/72. Bunun üzerine kendisini ve beraberindekileri, yalnız katımızdan bir rahmet ile kurtardık, ayetlerimize yalan deyip iman etmeyenlerin kökünü kestik.

<> 11(Hud)/58. Emrimiz gelince, Hûd'u ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık, onları ağır bir azaptan kurtuluşa erdirdik.

<> 7(Araf)/65. Ad (toplumuna da) kardeşleri Hud'u (gönderdik.) (Hud, kavmine:) "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahiniz yoktur. Hala korkup-sakınmayacak mısınız?" dedi.

Nasıl bir GAZAP verilmiş, onu da yazar mısınız? Yani KÖKLERİ nasıl kesilmiş? Deprem mi, tayfun mu, bir ses topu mu? Burada AD kavmine nasıl bir GAZAP verilmiş?

<> 26(Şuara)/139. Böylelikle onu yalanladılar, biz de onları yıkıma uğrattık. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.

(HUD ve SALİH ss Nuh'dan önceki peygamberlerdir. Hud Ademin 1000 yıl içinde doğan oğullarından EN KÜÇÜĞÜ'dür.) Bu nasıl bir yıkım? Soru sorarak, araştırmaya teşvik ediyorum. Çünkü artık her biriniz, mesela bir ELMALI'dan 300 yıl daha ileride müfessirler oldunuz! Sadece farkında değilsiniz.

<> 41(Fussilet)/13. Eğer onlar yüz çevirirlerse de ki: İşte sizi Ad ve Semûd'un başına gelen kasırgaya benzer bir kasırgaya karşı uyarıyorum!

<> 41(Fussilet)/13. Yüz çevirirlerse söyle de: "Sizi, Âd ve Semûd'a çarpan 4yildirima 12benzer bir yıldırıma karşı uyarıyorum."

<> 41(Fussilet)/16. Bundan dolayı biz de onlara dünya hayatında zillet azâbını tattırmak için o uğursuz günlerde soğuk bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azabı elbette daha çok rüsva edicidir. Onlara yardım da edilmez.

<> 7(Araf)/78. Bunun üzerine onları, o şiddetli sarsıntı/o korkunç titreşim yakaladı da öz yurtlarında yere çökmüş bir hale geldiler.

Bu bir deprem değil! Ne olabilir?

<> 46(Ahkaf)/24. Nihayet onu, vadilerine doğru gelen geniş bir bulut halinde görünce: "Ha dediler, bu bize yağmur getirecek bir bulut." Hayır, o, aceleden istediğiniz şeyin ta kendisi. Bir rüzgar ki, içinde acıklı bir azap var.

<> 7(Araf)/71. Hud: "İşte üzerinize Rabbinizden bir azap fırtınası ve bir öfke indi. Siz, benimle sizin ve atalarınız taktığı kuru adlar hakkında mı tartışıyorsunuz? Oysa Allah onlara hiçbir zaman saltanat indirmedi. Artık gözetin, ben de sizinle birlikte gözetenlerdenim" dedi.

HUD ss Adem ss'ın başını çektiği EVLATLAR kabilesinin EN KÜÇÜĞÜ'dür. (Adem babamız, her yıl çift çift ikiz doğmasına vesiledir. Her -mesela- 20 yaşına gelen OĞLU da kendi çocuklarına vesile olur. Onların çocukları da 20 yaşına geldiklerinde bu zincirleme üremeyi devam ettirirler. Bu arada 1000 yıl boyunca Adem'in her yıl çocuğu olur. Aynı zamanda önceki çocuklarından da torunları olmaktadır vs vs. Bunun için Adem KABİLE'si dedim.)

Hud kavmi diye bir KAVİM yok! Çünkü HEPSİ KENDİ kardeş, torun, yeğen vb'leri. Dikkat ediniz: Hud için "KENDİ KAVMİ" demiyor. "KARDEŞLERİ" diyor. Bunu farkettiniz mi? Yani burada ÜMMET kelimesi yok! Kavim kelimesi yok! BİRİNCİ DERECEDEN YAKIN AKRABALAR tümü. Farkettiniz mi?

<> 7(Araf)/65. Ad kavmine de kardeşleri Hud'u gönderdik: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, ondan başka hiçbir ilahınız yoktur! Hala siz O'nun azabından sakınmayacak mısınız?" dedi.

<> 11(Hud)/58. Emrimiz gelince, Hûd'u ve onunla birlikte iman etmiş olanları bizden bir rahmetle kurtardık.
Biz onları çok ağır bir azaptan kurtardık.

<> 11(Hud)/59. İşte buydu Âd. Rablerinin ayetlerine kafa tuttular, O'nun resullerine isyan ettiler. Ve her inatçı zorbanın emrine uydular.

<> 11(Hud)/60. Bu dünyada ve kıyamet gününde arkalarına lanet takıldı. Dikkat edin; Âd, Rablerine nankörlük etmişti. Dikkat edin, Hûd'un kavmi olan Âd geri gelmez oldu

<> 20 yaş?

(20 yaşı MESELA diye verdim, 1000 yıla kaç tane 20 yıl sığdığını hesaplamak daha kolay. Aslında 13 yaş bir kuşaktır.)

Demek ki tüm BİRİNCİ dereceden akrabalar iki ana bölümden oluşuyor. GELMESİ GEREKEN dal ve buna karşı çıkarak sistemi bozan öteki kardeş. Yani Kabil ve Habil! Kabil dalının adı AD kavmidir! Demek ki HUD ss AD'lıdır. ATLANTİS! İleride NUH ile batacak olan AD toplumu!

Tufandan önce GAZAP geldiğinde, sadece HUD'a inananlar bu gazaptan korunmak için (Ayete dikkat ediniz) ÇOK ÖZEL BİR BİÇİMDE "SU ALTINDA" korundular. Nasıl ki İsrailoğulları 40 yıl zorunlu ÇÖLDE sürgün kaldılarsa; HUD'un kurtardığı müminler de buna benzer biçimde SU ALTINA ADAPTE oldular!

<> 7(Araf)/72. Böylece onu ve onunla birlikte olanları KATIMIZDAN BİR RAHMET İLE kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayarak inanmamış olanların kökünü kuruttuk.

Arapça bilenlere soruyorum: HUD ne demektir? Arapça BALIK ve BALİNA'ya bakınız.

Burc al-Hud >>> BALİNA (balık) BURCU DEMEK! Hamel-Sevr-Cevza-Seretan-Esed-Sümbüle. Mizan-Akreb-Kavs-Cedi-Delu ve HUD! Demek ki >>> HUD >>> BALİNA demek!

İSRAİL kelimesine dönelim: MUSA kavmiyle sürgüne çıktı ve çölde 40 yıl boyunca KUDRET HELVASI, BILDIRCIN ve SU ile beslendiler. Bunu hatırlıyor muyuz?

<> 7(Araf)/160. Biz onları (İsrailoğullarını) ayrı ayrı oymaklar olarak on iki topluluk (ümmet) olarak ayırdık. Kavmi kendisinden su istediğinde Musa'ya: "Asanla taşa vur" diye vahyettik. Ondan on iki pınar sızıp-fışkırdı; böylece her bir insan- topluluğu su içeceği yeri öğrenmiş oldu. Üzerlerine bulutla gölge çektik ve onlara kudret helvası ile bıldırcın indirdik. (Sonra da söyle dedik:) "Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin." Ama onlar bize değil kendilerine zulmediyorlardı.

<> 2(Bakara)/57. Ve sizi bulutla gölgeledik, size kudret helvası ve bıldırcın gönderdik ve "Verdiğimiz güzel nimetlerden yeyiniz" (dedik). Hakikatte onlar bize değil sadece kendilerine kötülük ediyorlardı.

<> 20(TaHa)/80. Ey İsrailoğulları, sizi gerçekten düşmanınızdan kurtardık, Tur dağının sağ yanında size söz verdik ve sizlere kudret helvası ile bıldırcın indirdik.

Şimdi şifreler elimizde (Misaller bizim işimiz):

1. GÖLGELİK bir KUVÖZ'e alınmışlar (Bulut dediği).
2. Su ASA ile 12 yerden fışkırıyor.
3. BILDIRCIN
4. KUDRET HELVASI!

Şimdi yeniden HUD'a dönelim: Dönerken de mantığımız şöyle olacak:GÖKYÜZÜ ve YERYÜZÜ diye ikiye ayırılıyor.Ama "GÖKYÜZÜ SUYUNU TUT; YERYÜZÜ SUYUNU YUT" ayeti (Nuh'a indirildi) uyarınca bir de SU unsuru var: Yani GÖKYÜZÜ,HAVA şemsiyesini (GÖLGELİK) tutarken bir de YERYÜZÜNÜN ALTI olan "DENİZALTI ALEMİ" var. SU ŞEMSİYESİ!

Allah'ın R A H İ M oluşu var ayetlerde. Alın HUD kavmini koyunuz RAHİM içindeki mekana! Sıvı dolu, besleyici! İçinde 9 ay yaşıyoruz. KUYRUĞUMUZ var, önce balığa benziyor embriyo, kurbağaya vb. BU EVRİM Mİ? Bir düşünün bu EVRİM Mİ? Evrim gereği mi böyle? Bir daha düşününüz.

Evrim, biliyoruz ki, ADEM daha çamur halindeyken (Salsal) ADEME bağlı olarak milyarlarca yıllık bir izdüşümüyle oluştu. ADEM'den aldı tüm canlılar özelliklerini. Karınca da domates de. Algea'lar tek hücreli yosunlardı. Sonra gelişmiş -bildiğimiz- deniz yosunları oluştu. Onlar KARA YOSUNU olarak karaya çıktılar.

Bir daha dikkat: Embriyo halindeyken bizim kurbağaya balığa benzememiz "EVRİM" sonucu mudur? Tam tersine KURBAĞA, BALIK vb  b i z e  (Adem Salsalına) BENZİYOR olmasın? İşte tabular ve inançlar, evrim vb yıkılıyor.

Kurbağa denen yaratık, Embrio halindeyken DOĞUYOR gibi. Ama sırayla Maymun ve insan o tek KOD (panspermia) üzerinden devam ediyor! Algea'lar da böylece devam ettiklerinde yüksek yapılı bitki sınıfından SU YOSUNU oluyorlar.

Ayet ne diyor? "HER DİRİYİ  S U D A N  çıkarttık." Bunu elbette ilk anlam olarak "Hayat sulardan başlamıştır"; daha sonraki anlamı "Annenin sıvısı", yani içinde 9 buçuk ay yaşadığımız AKVARYUM!

Şimdi de üçüncü anlamını veriyorum: "Tüm canlılar -istisnasız tümü / insan dahil- SUDA yaşayabilir / yaşadılar da." Balıklar erimiş oksijeni solungaç ile solurlar. Ama MEMELİ balıkların tümü "Oksijeni" depolayarak uzun süre su altında kalabiliyorsa, TUFAN ÖNCESİ böyle bir ırk/tür (species) VAR İDİ demektir.

Hud kavmi "ANNE SIVISI" benzeri bir kavanoz -su altı- dünyasına girerek, yukarıdaki felaketten kurtuldular.

Asıl adı olmamakla birlikte ALLAH'ımız Kur'an'da HUD için " B A L İ N A " lakabını takıyor. Boşuna değil, MİSAL ve SIRRI var elbette. İşte böylece Tufan öncesi mutantlarına bir de AKVARYUM ırkı ekleniyor. Onların "Bıldırcın"ları zaten balıklar. (Yani et ihtiyacı görülüyor.) Kudret helvası (Ekmek, unlu, karbonhidrat ve proteinler ile VİTAMİN yerine geçiyor.)

İhtiyacını da denizaltı bitkilerinden (Yosun başta) karşılayarak, sığındıkları yerde, ÜSTTEKİ felaketin kalıntılarının bitmesini (Mesela 40 yıl ama illa ki on ile çarpınız. Hud da bin yıl kadar yaşadı.) beklerken, ADEM kabilesi de KENDİ mutant toplumlarında devam etmektedir. Gazap biter ve sonra yeniden suyüzüne çıkarlar.

HAVA ihtiyacını nasıl gördüler? Yani BALİNA gibi soluyorlarsa, bir yerden hava almaları gerekirdi! Ayeti yazar mısınız? HUD kavminin nasıl yok olduğu, GAZABIN biçimi üzerine ayeti!

<> 7(Araf)/78. Bunun üzerine onları dayanılmaz bir sarsıntı tuttu da kendi yurtlarında diz üstü çöke kaldılar

<> 41(Fussilet)/15. Ad (kavmin)e gelince; onlar yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve dediler ki: "Kuvvet bakımından bizden daha üstünü kimmiş?" Onlar, gerçekten kendilerini yaratan Allah'ı görmediler mi?O, kuvvet bakımından kendilerinden daha üstündür. Oysa onlar, bizim ayetlerimizi (bilerek) inkar ediyorlardı.

<> 41(Fussilet)/16. Böylece biz de onlara dünya hayatında aşağılanma azabını tattırmak için, o uğursuz (felaketler yüklü) günlerde üzerlerine 'kulakları patlatan bir kasırga' gönderdik. Ahiret azabı ise daha (büyük) bir aşağılanmadır. Ve onlara yardim edilmeyecektir.

<> 11(Hud)/58. Emrimiz gelince, Hûd'u ve onunla birlikte iman etmiş olanları bizden bir rahmetle kurtardık. Biz onları çok ağır bir azaptan kurtardık.

<> 11(Hud)/59. İşte buydu Âd. Rablerinin ayetlerine kafa tuttular, O'nun resullerine isyan ettiler. Ve her inatçı zorbanın emrine uydular.

<> 11(Hud)/60. Bu dünyada ve kıyamet gününde arkalarına lanet takıldı. Dikkat edin; Âd, Rablerine nankörlük etmişti. Dikkat edin, Hûd'un Âd kavmi geri gelmez oldu.

Ayetlerden toplu olarak şu sonuç çıkıyor: YUKARIDA (yeryüzünde, sığındıkları KORİDOR/GALERİ kaya kentlerinde) Ultrasonik bir sestopu patlaması oluyor. Bu kaçınılmaz bir GAZAP!

Şimdi RAHMET'in ne olduğunu anlamak için hemen ANNE ADAYI kadınları göz önünde canlandıralım. Diledikleri gibi (çok az kısıtlı) hareket edebilirler. Mesela yürüyebilir, hamile jimnastiği yapabilir hatta
ÇALIŞIR! Tüm dış etkiler, darbeler ve neredeyse ölümcül kazalara karşı, EMBRİO (müstakbel bebek) KORUNUR!

Nasıl korunuyor? >>> Anne sıvısı sayesinde. ALLAH'ın ARŞ'ı da su üstünde. Neden? Çünkü Allah'ın emir ve kazasının kuvvetini "Süspanse" ederek, yani sıvı ortama geçirerek "YUMUŞATIYOR".

Toprakta kıyamet gibi depremler olurken, faylar kırılırken, hatta adalar batarken, denizde sadece "ÇAT" dalgası oluşuyor. Yani deniz KARA GİBİ tir tir titreyip KIRILMIYOR! Denizin/sıvının bu özelliğini biliyoruz.

<> Tsunamiler de olabilmekte değil mi?

(Evet tsunami => Çat dalgası. En fazla bunu yapar.)

<> Çat Kuran'dan bir terim mi?

(Hayır, "ÇAT"lamaktan türetilmiş bir deyim. Dev dalga anlamında; Tsunami; Türk dil kurumunun.)

Örneğin, karada bir otomobil çarptığında hurdahaş olur. Kara araçlarının ne hale geldiğini görüyorsunuz. Ama denizde böyle bir SERTLİK yoktur. İster iki deniz aracı çarpışsın, isterse devrilsin! SERTLİK olmaz! Yüzme bilen kurtulur!

Böylece HUD'un  t e k  ş a n s ı  SU ALTINA inmek idi. Musa'nın kavmi gibi kendi gölgeliğini (akvaryum) oluşturdu. Bunun içinde "Anne adayındaki SIVI vardı. Yani 12 pınar burada da oldu. O besleyici ve içilebilir su idi. Her türlü protein vb içeriyordu.(Tıpkı ana rahmindeki dokuz ay gibi.) Allah HUD ve imanlılara bir tür "BILDIRCIN HELVA ve SU sağlamıştı".

Sonra ne oldu? Bu ırk da diğer tüm mutantlar gibi NUH tufanında yok oldu. Ama bellek ve genlerin gizli devamlılığı İLKESİ vardır. Yıllar sonra YUNUS'da çıktı! BALİNA ile olan serüvenini biliyorsunuz.
(Yunusların tümü Balinagiller familyasındandır.) Yunus=Bir tür Balinadır. Bunu da biliyorsunuz.

Şimdi Resullerin isminde önemli bir CİFİR sırrı vereceğim:

YUNUS
YUSUF
YAKUB
YAHYA!

(Sanırım Y ile başlayan başkaca da Resul adı yok.) Bunların dördü de LAKAP, hiçbiri kendi adı değil! ALLAH'ın adları bunlar. HUD (Balina) peygamberden Yunus (dolphin) peygambere kadar bir SUALTI macerası var!

Yunus >>> Akvaryumda kalma becerisini DEVAM ettiren tek peygamberdi ve BALİNANIN karnında 
K A R A N L I K T A  kaldı! Su ve karanlık!

YUSUF >>> KUYU'DA SUDA KALDI ve KARANLIKTA kaldı. ZİNDAN HAYATI DA KARANLIKTAYDI. Kuyuda ve zindan da UNUTULMUŞ gibiydi. Suda ve Karanlıkta kaldı.

Ve sırada YAKUB var, ama onu İSRAİL diye açacağım için, şimdilik es geçiyorum.

Son olarak da YAHYA >>> VAFTİZCİ (su) YAHYA (St.John the Baptist). Ve YAHYA da karanlıkta kaldı. (Halen ölmediği için KEHF alanında -ta ki Hızır'ın ölümüyle BİZE göre karanlıkta / kendine göre muhteşem bir yerde- kalmakta.)

Bakalım İSMAİL ve İSRAİL nasıl bir AYRIM içindeler.

Öncelikle, İBRAHİM gibi İSHAK ve İSMAİL'in üçünün de YAHUDİ (veya Arap) olmadığını artık AYETLE biliyoruz. O bir ırkın içinde yer almıyor. Ondan ARAP ve YAHUDİ türüyor! Bunları biliyoruz değil mi? Yazmama gerek var mı? Ayette İbrahim'in ırkının NASRANİ ve YAHUDA olmadığı açıkça bellidir. İsterseniz Ayeti yazınız.

<> 3(Ali İmran)/67. İbrahim, ne yahudi ne de hıristiyandı; ancak o, hanif bir müslümandı, müşriklerden değildi.

Yani Yahudilik ve Hristiyanlık Onun TÜREVLERİ'dir. Kendi kaynağı değildir. Böyle olması için babası Azer'in YAHUDİ veya HRİSTİYAN olması gerekirdi. Daha önce ırkların kökü tamamen kuruduğu için, biz GEN'in gizli devamlılığını Nuh Tufanı sonrasından itibaren irdeleyeceğiz.

En başta NUH bir YYy idi. Bu gen, 7 kuşak atlayarak "Taşıyıcı" olarak ASIL ulaşacağı kişiye doğru zaman ve jenerasyon içinde ilerler. Bizdeki XX ve XY genleri daima YY'ye karşı dominanttır. Onu imha eder. Ona yer vermez. Bu imhayı Ana rahminde gerçekleştirir.

Bir sarışın ile mesela bir esmer evliliğinden doğan çocuklar içinde ESMERLİK dominasyonu hakimdir. Sarışınlık resesiftir (çekinik). Sanki başat olan esmerlik öteki geni imha etmektedir. Yine de sarışınlık seyrek biçimde süreğen olarak çıkar. Hatta bu yüzden bazı zenci çiftlerinin SARIŞIN mavi gözlü ve tamamen beyaz çocukları olmaktadır. (Kölelik çağında, sarışın efendiler, köle zenci kadınları kullandılar. Doğum kontrolünün bilinmediği bu dönemlerden kalan bir ÖZEL uzantıdır bu.)

Ve (Adiyat => Beygir gücü => HP diyen Kur'an) bu kez de Y geninin adını vermiştir:

Y-UNUS
Y-AKUB
Y-USUF
Y-AHYA

(Sadece erkekler için geçerli kuraldır. Yoksa Belkıs, Meryem vb de YYx. Ama bir istisna olarak merYem de >>> dişi peygamberdir; vahy almıştır ve o da Y genini isminde saklamaktadır.)

Demek ki İbrahim as, İsmail ss ve İshak ss YY cinsinden değildi. Yani baba ve iki oğlu HURİ değillerdi. HURİ (YYy) İshak'da değil; oğlu YAKUB'da çıktı! İsmail soyu için >>> XX/XY diyebiliyoruz. Bu aynen İSHAK için de geçerli. Ama İSRAİL soyu YAKUB ile başlıyor ve HEMEN babadan oğula YUSUF'a geçiyor.

Pekiyi bu geçiş sırasında her YY taşıyan (Jana gibi) illa ki İSRAİL kökenli mi? Hayır! Çünkü bu Yakub ve Yusuf ile BAŞLAYAN bir şey değil! Taaaa NUH ve ondan da 7 kuşak atlayarak YAFES ırkında çıkan bir ardışıklık. İbrahim as'a YAHUDİ diyemeyeceğimiz gibi, Jana ve benzerleri (Danseden kraliçeler vb) YAHUDİ değildir.

Bu 7 kuşak olayını da açıklayalım.

Normal hamilelikte (Rahim doğumunda) baskın olan XX ve XY, YY genini imha ediyor. (Kur'an'da BASKIN kelimesi => Semiz koyun / Çekinik misali de => CILIZ KOYUN" diye bildiriliyor.) Bu M İ S A L 'de neden illa ki KOYUN kullanılmıştır, hiç dikkatinizi çekti mi? Neden sığır değil! Aslında hekim candaşlarımız bu soruyu yanıtlayabilirler: Koyunun kromozom sayısı kaç?

<> 45?

(Yaklaştın ama tek rakam değildir.)

<> 46

(İnsan 23 çifttir => 46.)

<> 47

(ÇİFT olmak zorunda.)

Koyununkini bilen yoksa ben yazayım: 24 çift. Kromozom sayılarının GELİŞMİŞ olmakla ilgisi yoktur. Yani insan EN YÜKSEK kromozoma sahip değildir. Bunu anladıktan sonra, ikinci olarak,

<> Sinekler çok yüksek kromozoma sahip.

Evet, çünkü insan uçamıyor, ama sineklerin uçma ve Trake becerisi gerekiyor. Bu yüzden sineklerdeki FAZLA diyebileceğimiz kromozomlar sadece  S İ N E K  k a n a d ı  becerisine vakfedilmiş durumda.
Sinek kanadı ile ilgili ayetler lütfen.

<> 22(Hac)/73. Ey insanlar bir misal verildi, şimdi ona iyi kulak verin! Haberiniz olsun ki sizin Allah'tan başka taptıklarınız bir sinek yaratamazlar, hepsi onun için bir araya gelseler bile; şayet sinek onlardan bir şey kaparsa onu ondan kurtaramazlar; isteyen de güçsüz, istenen de!

"Allah için EVRENİ yaratmak ile BİR SİNEK kanadını yaratmak AYNI ŞEYDİR" diyor ayet. Ben birini verdim. Diğerlerini de siz bulabilirsiniz. Ankebut suresinde de vardı sanırım. (Örümcek ağına bağlantılıydı.)

<> 2(Bakara)/26. Şu bir gerçek ki Allah, bir sivrisineği hatta onun da üstündeki bir varlığı örnek göstermekten sıkılmaz. Böyle bir durumda, inananlar bilirler ki o, Rablerinden bir gerçektir. Küfre sapmışlar ise şöyle derler: "Allah, bunu örnek vermekle ne demek istedi?" Allah onunla birçoğunu saptırır, birçoğunu da onunla doğruya ve güzele kılavuzlar. Allah onunla yoldan çıkmışlardan başkasını saptırmaz.

Daha da ayetler var. Sinek ve kanadı olara geçiyor. Neyse sonra bulalım, zaman kaybetmeyelim. Şimdi bir MİSAL'i daha sizden AYETi bularak yazmanızı rica edeceğim, zahmet olmazsa: Yusuf'un ZİNDANDA iken gördüğü rüya. Zindan arkadaşı onu unutmuştu. Sonra hatırladı da Firavun'un rüyasını yorumladı.

<> 12(Yusuf)/36. Onunla birlikte zindana iki genç daha girmişti. Bir tanesi dedi ki : "Rüyada gördüm, şarap sıkıyordum." Öteki de şöyle dedi : "Ben de gördüm ki, başımın üstünde ekmek taşıyorum, kuşlar ondan yiyor. Bunun yorumunu bize bildir. Biz senin, güzel düşünüp güzel davrananlardan olduğun kanısındayız."

<> 12(Yusuf)/41. "Ey zindan arkadaşlarım, ikinizden biri efendisine şarap içirecek, diğeri ise asılacak, kuş onun başından yiyecek. İşte hakkında fetva istemekte olduğunuz iş (artık) olup bitmiştir."

<> 12(Yusuf)/43. Kral dedi ki: "Düşümde yedi semiz inek görüyorum. Bunları yedi cılız inek yiyor. Ayrıca yedi yeşil başak, yedi de kuru başak görüyorum. Ey bendelerim! Eğer rüya tabir ediyorsanız, bu rüyam hakkında bana bir fetva verin."

<> 12(Yusuf)/45. Zindandaki iki adamdan kurtulanı, uzun bir zamandan sonra eskiyi hatırladı da şöyle dedi: "Onun yorumunu size ben haber veririm. Siz beni zindana gönderin."

Son olarak bir rica: "KOYUNLARDAN, İNEKLERDEN SEKİZ ÇİFT YARATTIK."

<> 6(Enam)/143. Sekiz çift; koyundan iki, keçiden de iki. De ki: "İki erkeği mi haram kıldı? Yoksa iki dişiyi mi, ya da o iki dişinin rahimlerinin, kendisini kapsadığı (yavruları) mı? Eğer doğru sözlüler iseniz bana bir ilimle haber verin."

(Kelime aslında BÜYÜKBAŞ ve KÜÇÜKBAŞ diye çevrilmeli. Bir inek ve koyuna takmış gidiyoruz. İşte sözünü ettiğim KOYUN buydu.)

<> "min EL DA'NİSNEYNİ ve min EL MA'ZİSNEYNİ"

<> 39(Zümer)/6. Allah sizi bir tek nefisten (Âdem'den) yarattı, sonra ondan da eşini yarattı. Sizin için hayvanlardan sekiz eş meydana getirdi. Sizi de annelerinizin karınlarında üç katlı karanlık içinde çeşitli safhalardan geçirerek yaratıyor. İşte bu yaratıcı, Rabbiniz Allah'tır. Mülk O'nundur. O'ndan başka tanrı yoktur. Öyleyken nasıl oluyor da (O'na kulluktan) çevriliyorsunuz?

Bunu tamamlayan Misal ise CILIZ BAŞAK'ın geçtiği Rüya yorumu ayeti.

<> 6(Enam)/143. Sekiz çift; koyundan iki, keçiden de iki. De ki: "İki erkeği mi haram kıldı? Yoksa iki dişiyi mi, ya da o iki dişinin rahimlerinin, kendisini kapsadığı (yavruları) mı? Eğer doğru sözlüler iseniz bana bir ilimle haber verin."

Şimdi bazı düzeltmeler yapalım: Önce "Allah sizi bir tek nefisten (Âdem'den) yarattı"; NEFS dediği burada ADEM değil; ADEM'in içinden (Salsal'ından) TÜM BİTKİ VE HAYVANAT ÇIKTI anlamında.

"Allah sizi bir tek nefisten (Âdem'den) yarattı, sonra ondan da eşini yarattı." Bu da Havva olarak sınırlanamaz. (Havva XX, pekiyi YY ne olacak.) Burada bildirilen SEKİZ ÇİFT anlamında.

Matematik katlamalar kare olarak 64'e kadar gidiyor. Kare kök olarak 8'de kalıyor. Mesela: Soyut madde (takyon) somut madde (tardyon) bir çift, madde ve anti madde (öteki de antitakyon takyon) etti 4. Bunun gibi. Yani ayette İKİLİ sistem bildiriliyor. Binary'sini zaten biliyoruz; diğeri de 2-4-8-16-32-64 olan (Beşli sistem gibi) ikili sistem.

"Allah sizi bir tek nefisten (Âdem'den) yarattı, sonra ondan da eşini yarattı. Sizin için hayvanlardan sekiz eş meydana getirdi." Yukarıdaki ayet devamında yine 8 eş demesi bu sistemi doğruluyor. (Allah misalleri zor anlaşılır ama kolay açılır.)

"Sizi de annelerinizin karınlarında üç katlı karanlık içinde çeşitli safhalardan geçirerek yaratıyor. İşte bu yaratıcı, Rabbiniz Allah'tır. Mülk O'nundur. O'ndan başka tanrı yoktur. Öyleyken nasıl oluyor da (O'na kulluktan) çevriliyorsunuz?"

Özellikle: "Sizi de annelerinizin karınlarında üç katlı karanlık içinde çeşitli safhalardan geçirerek yaratıyor. Annelerinizin karınlarında üç katlı karanlık içinde çeşitli safhalardan geçirerek yaratıyor." RAHİM'den söz ediyor >>> XX ve XY doğumlarından. Bir de RAHMAN doğumu var! (Kaburga omurga KEHF'i karanlığı da üç karanlıktır.)

Rahim'deki doğumun ucu, bir elif noktası (ki sıfır mesafe) olarak Nefhi Sur'a (Horn Hole) ANINDA bağlıdır. KARIN/Göbek (dış yüzey itibariyle vurgulandığından) o elif noktası NOKTA durumunda SIFIR uzunluktadır (buradadır) ama TÜNEL olarak açıldığında, doğrudan 50 bin yıl olan BİR TEK günde katedilecek HORN HOLE (Sur borusu) içine kadar girer.

Karın/göbek sözü edildiği için ben zamanında GÜMÜŞİ GÖBEK KORDONU demiştim. Hayat ANNENİN göbek kordonuyla olan bağından başladığı gibi; tersine o kordon koptuğunda biz YUKARI ÇEKİLMİŞ ve yeniden ölmüş olarak geldiğimiz mekana (Horh Hole) dönüyoruz.

Karnınızdaki ünlü işaret NOKTA olarak Elif'tir. Ama açıldığında inanılmaz uzunlukta bir TÜNEL (gümüş göbek bağı kordonu) olarak "ALLAHÜS SAMED" sırrınca en yukarıdaki TEK KUTUBA (Horn Hole) bağlanır. O Sur borusunun geniş ağzından giren biri, giderek onun darlaşıp bir BERZAH olarak yani tekillik olarak bittiğini görür.

-Haşa- Sanki o berzah da Rabbin -tekrar haşa/örnektir- göbek bağı gibidir. Bilim bakın nereye gidiyor? Bilimin güncel şehvetinden tiksiniyorum. Yani heva heves olarak görmüyorum bilimi.

Daha onlarca yıl önce bizim dev bir evren olduğumuzu anladık. (Yani galaksiyi falan geçin dendi bize.) Çeyrek asır önce de bizimki gibi SONSUZ sayıda (her ihtimali tek tek barındıran ve de indeterminizmin ihtimaliyat (probability) kurallarına göre SÜPER UZAYI bulduk.

Nasıl bulduk? Karadelik var ya, onu bulunca arkasından bir Corn Hole/Worm Hole quantum tünel süreci ve quantum köpük süreci oluştuğunu anladık. Arkasındaki akdelik bizi Süper uzay'a götürüyordu. (Wheeler uzayı) Bunun üzerinde de Hyper uzay vardı! (Sarfatti uzayı) Bunlar kanıtlandı ve iş bitti.

Aynı anda 11 boyutlu süper string teoremleri bizi daha da ÜSTE götürdü ve sonunda tüm süper uzay ve hyper uzay CORN HOLE'larının hepsinin birden bir tek yerde SON BULDUĞUNU, yani ana bir HORN HOLE'da bittiğini bulduk.

Ondan sonrası zaten bilim olarak MUTLAK TEKİLLİK olduğu için, yani mekan/uzay/zaman bittiği için, artık taban tavan veya zemin zaman betimlemesi yapamayacağımız için işi orada bitirmek zorundasınız. Çünkü bizim yapacağımız matematik, elif kez elif'de biter. Ondan BİR fazla olan sayı ise ALLAH'ın taaaaaaaaaaaaaaaa kendisidir! Allah'ımızı da ölçecek halimiz yok ya?

Ne diyordum: Bakın bunları bulan hem bizden ama pek çoğu da hristiyan vb bilim adamları. Bir hevesin peşinde halen araştırıp gidiyorlar. Bir Heva içindeler. Onların her bulduğuna biz bir karşılık buluyoruz.

Karadelik => Babüs sema. Bu neyin kapısı? Worm Hole (Kurtçuk/solucan) deliği/tüneli. Biz ne diyoruz? MİNİ MİNNACIK SUR BORUCUKLARI (Corn Hole). Bunlar nereye gidiyor? Her babüs sema yani sema kapısı, buradan geçtin mi arkaya çıkarsın/daha doğrusu sonsuz kişi sonsuz evrene çıkar. Oraya Super Space diyor Wheeler ve bilim adamları. BİZ de aynı bağlamda AŞAĞI MİSAL ALEMİ diyoruz.

Sonra bu GEON evreninin Statik katı var ki oraya da Hyper space diye buldular. Biz de ona YUKARI misal alemi diyoruz. Bundan yukarıdaki alem için HORN HOLE (corn Hole değil Horn Hole) diyorlar. Biz ne diyoruz? "NEFHİ SUR/Sur borusu/Berzah alemi" diyoruz.

Onun için bendeki amaç acaba bir quark daha keşfedebilir miyim? değil! ALLAH'a nasıl giderim/gideriz! Biz bunun için BİLİM yapıyoruz.

Kozmolojiyi de kozmogoniyi de kaolojiyi de kaogeniyi de BİZDEN (grubumuzdan söz ediyorum) daha iyi bilen/bilecek hatta asırlarca bunun üzerine çıkamayacak nice bilim adamları gelip geçecek. Ama biz HEPSİNİ daha yüzyıl önce ŞİMDİDEN aştık!

Keşke Kur'an müfessirleri bunu yapabilseydi. Sur borusu deyip kaldılar. Misal alemi deyip kaldılar. Ve onlara şimdi bu yazdıklarımızı anlatsak bile / anlasalar bile yine yerli yerine oturtamazlar. Yine tefsir edemezler. Tutturdular bir MANA alemi.

<> Müfessirler bunu yapsaydı Dabbet'e gerek kalmazdı.

Kardeşim, TAKYON / ESİR evreni diye herkesten önce bulup da yerine koysalardı, MANACILIK (Spirtualizm vb) yaparak bu kadar genci ve insanı tarikatlerde Süfyanist yapmazlardı. "ZUHURAT / uyanık rüya gördüm" der şıh efendi! Zuhurat dediğin, yani ZAHİR'e çıkan şey nedir? "TAKYON eksi koordinatlarının oluşturduğu sanal/kompleks kütle" değil mi?

Esiri biçimlendirerek, RÜYA görüyoruz. "Ben bu anı yaşadım" der gibi, Dejavu'larımızın tamamı bir gezici duru-görü (clair voyance) değil mi? Bedensiz astronomi ne? Alırsın göbek bağını/kordonunu, düşersin magnetik alan dikmesine (z boyutu) yani GÖĞE düşersin.

Onun için ben ve dolayısıyla tüm Kur'an izdaşları BİLİME HEVA heves diye bakmayacağız. Gideceğimiz son nokta, ki elif kez elif+1'in ĞAYB alemine dayanmaktan ibaret. ALLAH'a böyle gidilir. Müttekilik (Allah'a yönelim korkusu) işte budur!

Üstelik biz (yani sizler) tüm bilim adamlarının, kozmografların vb bildiğini yüz ile çarpın DAHA çok biliyorsunuz. Siz 14 asırdır yapılan tüm KUR'AN tefsirlerinden DAHA çok biliyorsunuz. VALLAHİ DE
BİLLAHİ DE sadece SİZLER, 150 yıl sonraki torunlarınızdan bile FAZLA BİLİYORSUNUZ!

Şimdi anladık mı, RABBİ ZIDNİ İLMİ deyince  m u c i z e  olduğunu? Anladık mı? İşte SİZ bunun için inanılmaz ve MUCİZE bir HANİF çekirdeksiniz! Siz Resulullah'dan fazla bilmektesiniz! Yemin ederim
böyle! Siz kendi kıymetinizi biliniz. Siz 104 mucizesisiniz.

Allah sizlere daha geçen chat'de SELAM SELAM demedi mi? Başka Mucize mi bekliyorsunuz? Mucize olarak size KUR'AN YETMİYOR MU?

Allah sizlere daha geçen chat'de SELAM SELAM demedi mi?
Allah sizlere daha geçen chat'de SELAM SELAM demedi mi?
Allah sizlere daha geçen chat'de SELAM SELAM demedi mi?
Allah sizlere daha geçen chat'de SELAM SELAM demedi mi?
Allah sizlere daha geçen chat'de SELAM SELAM demedi mi?
Allah sizlere daha geçen chat'de SELAM SELAM demedi mi?
Allah sizlere daha geçen chat'de SELAM SELAM demedi mi?

O ALLAH'ın selamıydı! Allah sizinle konuştu! UYUMAYIN bakın ne diyorum. Allah sizinle konuştu. Allah size SELAM SELAM dedi!

Allah size şunları da bildirdi:

1. İÇİNİZDE (çekirdekte, core system'imizde, base'imizde) SELAM selam'a aykırı küskünlükler bundan sonra yasaklanmıştır. Kolej takımı gibi olmayı deneyelim. BİZLER olalım.

2. İÇİNİZDE bütün bunları bilip de NAMAZ kılmayan (3 vakit x 2 rekat) BİRİLERİ var! "SELAM SELAM" Naim cennetine NAMAZ KILMAYAN GİREMİYOR! "Aşağıdaki Cennet ile idare etmeyin. ÇOOOK İSTEYİN." SELAM SELAM ayeti bunun için de vardı. Sadece aranızda NAMAZ KILANLAR bunu elde edebilecektir.

Beni anlıyorsunuz değil mi? Dinde zorlama yoktur. Hele ben HİİİİÇ yapAmam.  Ama ALLAH KONUŞMUŞTU! Selam selam diye Allah ile selamlaşmanın yolu NAMAZDAN (İbrahim atamızın namazından) GEÇİYOR.  (Maun namazının cehenneme kadar yolu var. Usame de namaz kılıyor ama Kabe’yi yakmayı düşünüyor İDİ.)

<> 20(TaHa)/2. Biz Kur'an'ı sana, güçlük çekesin diye değil, ancak Allah'tan korkanlara bir öğüt olsun diye indirdik.

Namazı bize ZOR gösteren sadece NEFSANİYET. Yani onu 5 vakit 40 rekat yapıp içine tarikat dualarını ve şiirlerini doldurarak kılanlar; onların cehenneme kadar yolu var.

Gençlere TEYEMMÜM bile aldırmadılar. Cuma günü tatil olsun diye her hafta nümayiş yapıldı. Mitinglere yüz binlerce kişi (Süfyani olduğunu bilse gelmez) koştu! Orucu akşama kadar tutup, yirmi dakika daha beklemeden BOZDURDULAR. Dört aylık HACC farizasını 4 güne indirip dört milyon HAYVANI aynı günde katlettiler.

İşte Ortodoks/Katoliklerin HALİ! Adı önemli değil: Sünni-Şii veya Yezidi-Rafizi. Oysa Kur'an'da MEZHEB yok >>> HANİFLİK (tevhid) esas. Onun için bizim PROTESTANT müslüman oluşumuz, ASLA VE ASLA MEZHEB değildir. Bunu bir daha belirtmek istedim.

İzleyen konumuz "İSRAİL/Yakub'un", İbrani'lerin, Fenikelilerin, Yahudilerin (12 kabileden Yuda olanlar) ve MUSEVİLERİN (Ayrıca sabataylar da var, siboneyler de).

<> Neml suresindeki Hüd-Hüd kuşunun da HUD ile bir cifirsel bağı olabilir mi? (Süleyman'a haber getiren.)

Sanskritçedir. HÜD veya HÜT >>> ÖT demek. ÖT-ÖT diye bunu tercüme edebilirsin. (Biz İSRAİL OĞULLARININ YY'sini inceledik ve bunların tümü ayrıca Meryem de O IRKTAN DEĞİL! CENNET IRKINDAN.)

O zaman geronimooo der ki: "Vamos Amigos!" Saludad!