24 Ağustos 2003 (Gece) Tarihli Chat:
sss (EsSelam) hoşbuluşturana hamdolsun.
Hiç de "normal" olmayan bir gün yaşıyorum, umarım bundan sonra bir aksilik olmaz. KONU? Veya soru? Gündüz yeşile yapıştım. :(((
Oysa çok iyi bir chat çıkarıyorduk. Sanırım 35 dakikalık bir yazım KAYBOLDU. Buna çok üzüldüm. :((( mirc kapanmadı, discconect olmadım, ama yazdıklarım KAÇTI uçtu. Sanırım "yağmur" ayetiydi.
<> Topraklayacak kimse yok mu yanında?
Pusulam vardı, bir salak almış, eğlencelik yapmış, anahtarlık niyetine. Densiz o kadar çok ki, hem de evinize geliyor ve size selam veriyor, yatıp kalkıyor. Sonra da sormadan compas'ı alıp gidiyor. ŞIMARIKLIK bu! Kalp hastasının ilacını alıp gitmek gibi bir şey. Genç olduğu için bir şey söylemedim.
"Sana istediğin kadar pusula alırım, olayı büyütme!" dedi. Hata bende, dün onun haline acıyıp, yatak verdim. (Aksi halde kumsalda sabahlayacaktı.) Sabahleyin giderken de bir "HATIRA" almış! "Zaten
iade edecekmiş" miş miş miş. "Ben uyuduğum için sormaya kıyamamış", “uyandırmak istememiş” miş miş miş...
Ve ben de basit bir pusulayı çok "BÜYÜTMÜŞ" oluyorum. Ne kadar mal mülk düşkünüymüşüm :((( Alt tarafı bir pusula, boynumda kolye gibi asılıydı. "Özenmiş" miş miş. DENSİZLER dünyasında benim ne işim var. Pusula onun boynunda.
Yani yönünü kaybedecekmiş, asker veya boy scout gibi, izci gibi pusula lazım olmuş, bana yaptığını affetmek mümkün değil! Koca chat onun yüzünden durdu! Yazdıklarım uçtu. Ben de DIRDIRCI olup çıktım.
<> İyi de, o adama acıyıp eve alan kim?
BEN tabii! Belli bir saatten sonra eve gidemiyor. Ben de her zaman kanatsız meleğim ya, bana geliyor, yatak veriyorum yatıyor. O uyurken ben de sabaha kadar ZigZag ile chat yapıyorum. Tam ben
uyuyorum, o uyanıyor. Sıkılıyor, etrafı karıştırıp, bir sürü şey dururken, gelip pusulayı alıp gidiyor. Bir de not yazıyor. Notta aldığını SÖYLEMİYOR, yoksa ben tedbirsiz oturur muyum?
Şu anda maşallah gibi bir pusula boynumda :)))) Spil dağı dışında her an her yerde bu paranormale yakalanabilirim. Saralı olmak gibi bir şey sanki. (Allah korusun.)
Bu toplumu eşantiyona alıştırdılar. Siz vermeseniz de insanlar -sormadan- eşantiyonlarını alıp gidiyorlar. Saat 21'i az geçe kendime geldim. Baktım candaş aramış. (Nasıl yanıt verebilirim ki? Ashabı Kehf'e soru sorsan yanıt verebilir mi?)
Video akışı durunca "telefona yanıt veremem". Veririm de normal sesin 1080 kez hızlanmışı olan bir ıslık duyulur, hepsi bu. O sesi kaydedip 1080 kez devrini düşürürsen ancak ne söylediğimiz ortaya çıkar. Ve bu ıslık SES ÖTESİ (süpersonik), yani insan kulağının dışında kalıyor. Ancak bunu Kehf Ehli deşifre edebilir/duyabilir.
Öyle her mahallede bir Ehli Kehf yok ki! Kozmik yalnızlığıma devam. Kozmik yalnızlığın bir türküsü var dilimde, her pusula yokluğunda hep bu türküyü terennüm ederim.
Aşık Nesimi. "Kâh çıkarım gökyüzüne; seyreylerim alemi!" "Kâh inerim yeryüzüne; seyreyler alem beni." Nesimi'ye sormuşlar böyle demiş! Nesimi ve Mahsuni Şerif, "İntikamı alınacak TASAVVUF şairlerinden, felsefecilerinden".
Şimdi ben bunu yazdım ya, tutar bana "Hah işte ağzından kaçırdı, bu adam ALEVİ" derler. (Çoook dediler zaten. Sanki Hanif'e bir mezheb gerekiyormuş gibi.)
Adama/kadına (=> kişiye) diyorsun ki ben HANİF'im! O diyor ki, "Ben de senin gibi HANEFİYİM". İşte mealcilerin Kur'an'ı da bu halde.
Hani hatırlar mısınız? Nerelisin diye -bir avukat- sormuştu. "Danimarkalıyım" demiştim de. "NE MARKA?” diye sormuştu. Tam bu ayıbını örtüp "Danimarka bir ülkedir" dediğim anda ikinci gafını yapmıştı: "Danimarka'nın içinden mi?" Allah'tan şu soruyu sorunca hemen kaçmıştım: "Kimlerdensiniz, zümre adınız var mı?"
Hayır benim kabilem, aşiretim yok. Şeyhim falan da yok. Yani ben "Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır" hadisi uyarınca şeytani şeyh edinmiş oluyorum. İşte böyle bir yanda hadisi şerif, öteki yanda "Aşık Mahsuni” Şerif. Böyle olunca ehveni şer olarak "ikincisini" kendime yakın hissediyorum.
Keşke, Resulullah'ın 40 tane çocuğu, 400 tane torunu olsaydı. Hepsini Yezid ve ebeveynleri ne biçim yok ederdi?
Yahu, eski bir olay ama biz SÜNNİLER (1) neden ve niçin ve de niye EHLİBEYTİ öldürenlerin yanında değil de karşısındayız? Bana bir yanıt verecek var mı? (Allah şahidim ki, ben alevi değilim ve Allah şahidim ki, benim bir mezhebim yok. Ben sadece Hanif müslümanım.) Ama Sünnilik (Hanefilik, Şiilik ve Hanbebilik) üçü de YEZİD'den yana!
<> Benim bütün sülalem Alevi. Sünnetullah değişmiş mi ki biz değişelim?
Sen Yezidilerden ON GÖMLEK üstesin. Sen İslama en eleştirel bakabilen bir yapıya sahipsin. Yezidiler ise asla burunlarından kıl aldırmazlar. Varsa hadis yoksa hadis! ŞEYTAN en büyük tuzağını bu H A D İ S L E R L E ve de 220 yıl sonra kurdu. Öyle bir tuzak ki, mezhebe bölündükten başka, ayrıca da DİN DIŞINA çıktık.
Vay o kitabı elleriyle değiştirenlere, vay onların yaptıklarına, vay onların kazandıklarına. "Doldun mu CEHENNEM, doldun mu?" Duygulandım, bir aspirin almalıyım.
<> 50(Kaf)/30. O gün cehenneme diyeceğiz: "Doldun mu?" O da: "Daha fazlası var mı?" diyecek.
<> 2(Bakara)/79. Yazıklar olsun ki o kişilere ki, Kitap'ı kendi elleriyle yazarlar da sonra onunla basit bir karşılık satın alsınlar diye, "işte bu, Allah katındadır" derler. Vay haline onların, ellerinin yazdıkları yüzünden! Vay haline onların, kazanıp durdukları yüzünden!
Aspirin => Salat idi. Salat daha çok duygu verdiğinden, "büyük acı küçük acıyı unutturur" misali duygularıma fren vuruyorum. Ama Ehli Beyt için içim yanıyor. Neden bu vahşet? Niçin bu zulüm? Niye bu sülale boyu soykırım?
Babalarımıza annelerimize soralım bunu: NEDEN BİZ KATİLLERİN YANINDA => EDEBALI yanında olduk, hem de 700 yıldır? Sorun anne-babanıza, mahalle imamına. Amcamıza, dayımıza, babaannemize ve anneannemize.
NEDEN BİZ EHLİ BEYTİN yanında değil de karşısındaydık? NEDEN -sanki yanındaymışız gibi- çocuklarımıza "Ali, Hasan, Hüseyin, Cafer" adlarını verdik. Neden ATALARIN DİNİ böylesine ikiyüzlü? Dörtyüzlü? Sekizyüzlü...
Tarihi sorgulamak BANA düşüyor maalesef. Görevim T A R İ H İ s o r g u l a m a k ! Bunun için bu zamanda bu yerdeyim!
Geçmişi kaşımıyorum, yaralara dokundurmuyorum. Ama onlardan sonra ABBASİ'ye, sonra dili Farslaşmış ama DİNİ YEZİDİ olan Selçuklu'ya, Türkiye Selçuklusuna ve onların uzantısı olan EDEBALI yarma ve kakma aşısıyla takviyeli OSMANLI hanedanına.
NEDEN onlar BUMİN-İSTEMİ-TONYUKUK gibi olamadılar. TÖRE'yi Edebalı itinin geleneğiyle değiştirdiler. Orkun kitabelerinde ana tematik "TÖRE"nin bozulmaması üzerinedir. Bu kan davası değil ama vicdanım da rahat değil!
EHLİ BEYT bize KUR'AN'DAN sonra emanet edilmişti. Kur'an yerine HADİSLERİ, Ehlibeyt yerine (maktul yerine) KATİLLERİ benimsedik. Vicdanım sızlıyor. Duygularımı bastırmalıyım. BARIŞ BARIŞ BARIŞ. Hayır halen müsekkin olmadım, teskin olmadım.
Konuyu değiştirelim bari. Bugün chat’te neler oldu? Araya çoooook uzun bir zaman girdi. Sakallarım -gerçekten- yeniden uzamıştı.
<> Jana'nın sorularına yanıtları bitirmiş miydin?
Onları okudun mu? Çok ÖNEMLİ yanıtlar vermiştim. Ama ne kadarı çıktı bilmiyorum. 40 dakika chat'ten ve daha sonra da 21.30'a kadar günden kayboldu. Güpegündüz güneş gitti, yerine gece gelmişti. Bir anda.
Bir anda sakallarım çıktı. Başkaları buna şaşırmasın diye hemen traş oluyorum. (Yoksa hayretler içinde kalırlar.) Allah'ımızın katından (ölüm dahil). herşey hoş ve amenna. Ama içimi bilen Rabbim biliyor ki, ZİLZAL denen şu zaman enerjisinden HOŞNUT değilim.
MEKAN (arz) titriyor, bu normal ama, zaman boyutunun gel-git yapması biz üç kişiyi çok hırpalıyor. Zaman bir yaratık -mesela insan- olsaydı onu eşek sudan gelinceye kadar döverdim, bunu en barışçı olan ben söylüyorum.
GERİ DÖNÜŞ biletinde tutarsızlık var: MEKAN (Arz) a y n ı ama zaman a y r ı . Bu acımasız bir çelişki. Aynı mekanda ayrı zamanda olmak demek, Arz'ın enerjisinin AYNI, fakat ZAMAN paradoksunu
yaşayan SİZİN enerjinizin AYRI olduğu bir isyan konusu.
Bir pilim vardı: İleriye giderken yarı yarıya boşalıyordu. Sonunda bitecekti. (Normal olan da bu.) Ama bu pil ŞEHİD oldu; biteceğine, yeniden doldu. Zamanda geriye biten pili sonsuz özenerji DOLDURUYOR. Dünya bunun farkında değil, çünkü mekân; ama ZAMAN olarak bu bir ölümcül bela.
Eğer birimizden biri o zaman enerjisini (enerji birbirine çevrilebilen bir niceliktir) MEKAN enerjisine çevirseydi, NE OLURDU? (Yanıtı Zilzal suresinde.) Zaman gezmeni bunu ÇEVİREBİLİRDİ ama KENDİSİNDEN ENERJİYİ uzaklaştırsa bile, bu enerjiyi toprağa(arz'a uzay boyutlarına) dönüştürse bile kurtulamazdı.
Çünkü bu kez onu MEKAN ZİLZALI vuracaktır. Yani yıkıntı altında kalacaktır. Bir kesilme olup olmadığını anlamam için arada bir hiç değilse nokta koyunuz.
<> 2(Bakara)/286. la yükellifüllahü nefsen illa vüs'aha* leha ma kesebet ve aleyha mektesebet* rabbena la tüahızna in nesına ev ahta'na* rabbena ve la tahmil aleyna ısran kema hameltehu alellezıne min kablina* rabbena ve la tühammilna ma la takate lena bih* va'fü anna* va fir lena* verhamna ente mevlane fensurna alel kavmil kafirın
Aşar mı? (Bakara suresinin on ayeti anlamında aşar => öşür diyoruz.)
<> 99(ZilZal)/
<> 1. Arz şiddetli bir sarsıntı ile sarsıldığında;
<> 2. Ve arz içindeki gizli ağırlığı dışarı çıkardığında;
<> 3. Ve insan "buna ne oluyor" dediğinde;
<> 4. Arz bütün haberlerini açıklar,
<> 5. Rabbinden vahiy alarak!..
<> 6. O anda insanlar gruplar halinde fiillerini görmek üzere çıkarlar.
<> 7. Kim zerre ağırlığında bile hayır işlediyse onun sonucunu görecek..
<> 8. Kim de zerre ağırlığında bile kötülük yaptıysa onun sonucunu görecektir.
ARZ'ın sansıntısı “Uzay=Mekan”ın sarsıntısı. BU enerji ise aslında ZAMAN ENERJİSİNDEN (Kozyrev) geliyor.
Zaman enerjisi normalde AZALIR. Ama biri-birileri onu (boş pili) DOLU olarak o Arz'a getirmişse, yani uzay ve zaman boyutları birbirine DÖNÜŞEBİLİR enerji taşıdıklarından; ARZ şu ayet uyarınca,
<> 99/2. Ve arz içindeki gizli ağırlığı dışarı çıkardığında;
Zaman enerjisini (H.A.A.R.P) bırakabiliyor.
<> 99/3. Ve insan "buna ne oluyor" dediğinde;
VE İŞTE BEN BU SORUYU SORUYORUM! Deprem ARZ'da değil; ZAMANDA :((((((((((((((((((((((
<> 99/3. Ve insan "buna ne oluyor" dediğinde;
<> 99/3. Ve insan "buna ne oluyor" dediğinde;
<> 99/3. Ve insan "buna ne oluyor" dediğinde;
Hep bu soruyu soruyorum.
<> 99/4. Arz bütün haberlerini açıklar,
(GELECEKTEN DÖNÜŞ BİLETLERİ GİBİ.)
Arz der ki: "Benim sistemim dengedeydi. Bu bir kaç kişi yüzünden enerji deşarjına mecbur kalıyorum."
Arz saçmalamasın! Zaman diye bir İKİZ KARDEŞİ VAR. Bencil olmasın ARZ (uzay, mkekan boyutları). Zaman boyutları da onun öz kardeşi. 4 boyutlu bir çift kardeş! Ama GERİDE 7 BOYUT saklı >>> ALLAH'ın şahdamarı >>> VAHY oradandır. 11 boyutlu HABLİLVERİD'in içi. Dışı sağır ama içi ALLAH ile rabıta halinde VAHY alıyor. (VAHY sadece alınır.)
İkinci olarak "Allah'ın şahdamarı" yanlış bir kelime (Allah bundan da bize yakındır, 7 boyutun içinde BİZİMLEDİR). Kişisel VAHY alınır (İnsan bunu 7 boyutta bilmez; bildiğimiz tek VAHY, dışarıdaki, dış uzaydaki "dört boyutluda" olandır. (Kur'an gibi.)
Kitaplar böyle indi. 4 boyutludan indi. Ona VAHY tebşiri deniyor, nezirlik deniyor. Ama bizim GÖRÜNMEZ VAHYİMİZİN adı nedir biliyor musunuz?
Şahdamarımızın içinden gelen o vahyin adı şu: "HİDAYET!" Allah El Hadii'dir >>> Hidayete/dosdoğru yola yönelticidir. İşte insanın VAHYİ de budur. Onun için namazda ZİLZAL'ı okurum arada bir.
<> 99/4. Arz bütün haberlerini açıklar,
<> 99/5. Rabbinden vahiy alarak!..
ARZ+DABBET dersem bu daha kolay anlaşılır mı?
HABERLER/AHBAR >>> ARZ'dan ama Arz'ın "şahdamarı içindeki Kehf'den yani derindekinden gelir. Orada olan biri var aranızda... Ve İKİ BAĞ'ın savaşı/zamanda geri gezmenlerin getirdiği FAZLA ENERJİ.
<> 99/6. O anda insanlar gruplar halinde fiillerini görmek üzere çıkarlar.
Onlar gruplar halinde iki bağ halinde ve YAŞ DURUMUNA GÖRE aşamalı olarak (1 güne karşı 14 gün)
<> 99/6. O anda insanlar gruplar halinde fiillerini görmek üzere çıkarlar.
“O anda.. O anda.. O anda..” Start verildiği anda İKİ GRUP; “insanlar gruplar halinde.. insanlar gruplar halinde.. insanlar gruplar halinde.. insanlar gruplar halinde..” (Robotlar veya hybridler değil, İNSANLAR) “fiillerini görmek üzere.. fiillerini görmek üzere..” geleceğin değiştirilmesi için geçmişteki eylemler.
Onları HA/VET olarak görmeniz gerekiyor. Bir GRUBUN Schrödinger kedisi SAĞ ise; diğer Schrödinger kedisi MUTLAK ölüdür. HA/VET de budur! KİM kazanacak acaba? Kim ölür kim kalır?
<> İnşa ALLAH diyen taraf.
Dedik bile! ALLAH İNŞAA >>> ETSİN HA/VET'den >>> BANA HAYIRLI OLANI anlamında İnşaallah diyorduk!
“fiillerini görmek üzere; fiillerini görmek üzere; fiillerini görmek üzere.” Geçmişe yapılan rotüjler acaba GELECEĞE nasıl yansır? İşte bu YAMAN bir sorudur!
“fiillerini görmek üzere; fiillerini görmek üzere; fiillerini görmek üzere..” (yola) çıkarlar; “fiillerini görmek üzere” Y O L A çıkarlar.. “fiillerini görmek üzere” Y O L A çıkarlar. “fiillerini görmek üzere” Y O L A çıkarlar. (Yol öteki anlamıyla >>> SEBEB. Örneğin: Zülkarneyn'in yol tutması => SEBEB diye geçmektedir.)
<> 18/84-85
Sebep => NEDEN; nedeni değiştirirseniz, SONUÇ yani nedeni izleyen ve sonra gelen Nedensellik ilkesinin kapanan parantezi.. Zaman enerjisinin zilzalı/zaman zelzelesi ise >>>>>>
<> 99/2. Ve arz içindeki gizli ağırlığı dışarı çıkardığında;
“içindeki gizli ağırlığı dışarı çıkardığında; gizli ağırlığı.. gizli ağırlığı.. gizli ağırlığı..” Yani GELECEKTEKİ A R Z 'dan getirilen fazla ve katma enerjiyi, enerjinin sakınım ilkesi gereği DIŞARI VERMEK ZORUNDADIR.
“arz içindeki gizli ağırlığı dışarı çıkardığında..”
Bu çok önemli: Nesimi gibi GÖKYÜZÜNE çıktığınızda siz seyreylersiniz alemi. Adınız Tarık; yerinizin adı SEMA (gök). YERYÜZÜNE indiğinizde (Alem seyreyler sizi), adınız Dabbet, yeriniz ARZ (yer) olmuştur. İşte yer (ARZ) bu AĞIRLIĞI taşımaktadır, ona hamiledir. Gebedir!
“içindeki gizli ağırlığı dışarı çıkardığında.. içindeki gizli ağırlığı dışarı çıkardığında.. içindeki gizli ağırlığı dışarı çıkardığında..” İyi ki Doğdun Dabbet diye pasta kesmemiz gerekir.
<> 27(Neml)/82. O söz, baslarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dabbe çıkarırız; o da, insanların bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler.
Dabbet yani GİZLİ ağırlık >>> ZAMAN ENERJİSİNİ vermektedir.
<> 99/3. Ve insan "buna ne oluyor" dediğinde;
<> 99/4. Arz bütün haberlerini açıklar,
ARZ'ın gizli konuğu DABBET >>> Haberlerini açıklamaktadır. Dabbet ALLAH'ın güdümünde ve emrindedir. Dabbet kendinden hiçbir şey yapmaz, çünkü Allah'tan başka onu yönetecek (şeytan dahil) HİÇBİR HİÇBİR kuvvet yoktur.
Allah'ın mevkiine (Şahdamarı içine) Semadan yer kabuğundan DAHA YAKINDIR. O yerin altındadır. O MAHŞERDEKİ mezarın içindedir. Mahşerdeki yarım metrelik ARZ derinliğinin içindedir. Artık alçalan yıldız gibi ve 50 c. yukarı zıplayarak bir anda 300 yıl aşan UFO yolcusu değildir.
Kanadını indirmiştir. Adına Dabbet denmiştir. Dabbet burada olunca da ZAMAN ENERJİSİ kaçınılmaz olarak dabbet olanları inanılmaz etkiler.
İnanılmazın adresi ise "Ashabı KEHF'in durumudur." Onlar DABBET olmuşlardı. Farkımız şuydu: Onlar ZAMANDA İLERİYE gitmişlerdi, enerji sorunları yoktu.
Aslında vardı: Enerji BİTMEK durumundaydı. Nitekim ayeti bulup yazarsanız, yani onların olduğu yere bir RAKİM dikildiği ayetini bulabilirseniz, Ashabı Kehf'in ENERJİ DURUMUNU (state) anlayabilirsiniz.
<> 18(Kehf)/18. Sen onları uyanık sanırsın, oysa onlar (derin bir uykuda) uyuşmuşlardır. Biz onları sağ yana ve sol yana çeviriyorduk. Köpekleri de iki kolunu uzatmış yatıyordu. Onları görmüş olsaydın, geri dönüp onlardan kaçardın, onlardan içini korku kaplardı.
Kehf'in konu bitimine doğru bakınız, orada önemli ayetler var (ZAMAN ENERJİSİNİN TÜKENDİĞİNE İLİŞKİN). Sanırım 65. ayetten önceydi. Hızır'dan önce.
<> 10(Yasin)/67. Eğer dilemiş olsaydık, oldukları yerde (en görkemli çağlarında) onları bir başka kalıba sokardık; böylece ne ileri gitmeye, ne geri dönmeye güç yetirebilirlerdi.
Sağol, YERİNDE bir ayetti.
<> "Onların üstüne bir bina kurun." Bu mudur RAKİM dikmek?
Ondan önce >>> ZAMAN ENERJİSİNİN BİTMESİYLE İLGİLİ ayet. Yaklaştınız :)
<> 18(Kehf)/19. İşte böyle! Onları dirilttik ki, birbirlerine sorup dursunlar. İçlerinden biri şöyle konuştu: "Ne kadar durdunuz?" Dediler: "Bir gün yahut günün bir parçası kadar." Dediler: "Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Siz şimdi birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın; kentin hangi yiyeceği daha temizse ondan size bir rızık getirsin. Ama nazik ve kurnaz davransın ki, sizi kimseye fark ettirmesin."
<> 18(Kehf)/20. "Çünkü onlar sizi ellerine geçirirlerse ya taşlayarak öldürürler yahut da sizi kendilerinin milletine döndürürler. O takdirde bir daha asla kurtulamazsınız."
<> 18(Kehf)/21. Böylece insanları onlar hakkında bilgilendirdik ki, Allah'ın vaadinin hak, kıyamet saatinin de kuşkusuz olduğunu bilsinler. Çünkü onlar, aralarında mağara yaranının durumunu tartışıyorlardı. "Onların üstüne bir bina kurun." dediler. Rableri onları daha iyi bilir. Onlar hakkında görüşleri galip gelenlerse şöyle dediler: "Üzerlerine mutlaka bir mescit edineceğiz."
“Allah'ın vaadinin hak, kıyamet saatinin de kuşkusuz olduğunu bilsinler.”
Burada "ENERJİNİN tükenme/vedalaşma sinyalleri" var. “Çünkü onlar, aralarında mağara yaranının durumunu tartışıyorlardı.. Çünkü onlar, aralarında mağara yaranının durumunu tartışıyorlardı..”
Tartışanlar ASHABI KEHF değil; ONDAN sonrakiler >>> Ashabı KEHF'in "PİLİ BİTMİŞTİ".
"Onların üstüne bir bina kurun." dediler. "Onların üstüne bir bina kurun." dediler. "Onların üstüne bir bina kurun." dediler. Arapçasında "BİNA " yazıyor mu? Veya mescid var mı?
<> Ve kezalike a'serna aleyhim li ya'lemu enne va'dellahi hakkuv ve ennes saate la raybe fıha* iz yetenazeune beynehüm emrahüm fe kalübnu aleyhim bünyana* rabbühüm a'lemü bihim* kalellezıne ğalebu ala emrihim le nettehızenne aleyhim mescida
<> “fekalubnu aleyhim bunyanen” >>> “binyan oradaki, mescid en sonunda geçiyor.
(Hayır bu bir YER değil; orası Adler'in ya da Dabbet'in yaşadığı BİR KEHF mekanı.)
Şimdi çözümlemek için PARANTEZİN başına dönelim: Hani "Ashabı K e h f ver R A K İ M "diye geçiyordu. KEHF öteki paranteze kadar anlatılıyor. Ama hep Kehf anlatılıyordu. RAKİM yoktu. İşte 18/19 ayetlerde artık RAKİM de var.
Biny(an); Bina değil >>> BİNARY (İsimleri veren Allah'tır buna şaşırmayınız). (HP => Beygir gücü diyen de ALLAH değil miydi?)
Sırada SJD (mescid) var. Secde ne demektir? Yani şekil itibariyle nedir? Secde eden birini tek kalem ile çiziniz, sırttan giderek yere eğilen ve birleşen bir EĞRİ.
<> Mim harfi gibi.
<> _|\
<> _/o
Tepe noktası belli. Secde noktası ise alın (yere değdiği için alın yerle bir oluyor). Ashabı K E H F böylece R A K İ M oluyorlar. Artık YERÜSTÜNDE KEHF'de değiller; artık DABBET Arz'ının altına alınlarını koymuşlar.
BİNEER olarak bu sinüs dalgasını (BİR GÜN MUTLAKA yazacağım ve RAKİM’in (Rakamın) ne olduğunu göreceğiz. Göreceğiz ki, "PİL/ENERJİ sönüşümlü olarak bitiyor". Artık Ashabı Kehf'in YAŞAMASI gerekmiyor, yaşamaları gerekmiyor.
Yani son yemeklerini yiyorlar/paralarının üç asır öncesine ait olması MUCİZESİ'ni de herkese gösterdikten sonra, ÖLMELERİ gerekiyor. Çünkü 300 yıllık PİL ENERJİSİNİ bitirdiler.
Zamanda ileri gidenlerin DURUMU bu, zaman zelzelesini OLUŞTURMAYIP tam tersine enerjiyi/pili tükettikleri için zaman enerjisi yokluğundan yaşamlarının sonuna geliyorlar.
Ama zamanda GERİ GİDEN GEZMEN'in durumu, zamanda ileri giden Kehf ehlinden FARKLI; PİL yarım veya boş olsun, GERİ GELDİĞİNDE D O L U Y O R !
O halde Kehf ehli'nin DABBET olma şansı yok! Ama zamanda GERİ GELEN tüm Zülkarneyn (iki zamanlıların) iki şansı var: Ya Sema/Tarık! Ya Arz/Dabbet!
İlki "Göğün üstünün üstüne çıkıyor (Secdedeki en yüksek noktamız), ikincisi ise değil ARZ'a yere; BUNUN DA ALTINA İNİYOR (secde). Buradan aldığı enerji baştan zayıf (secde/alın noktası en düşük noktadır) fakat film tersine oynayınca(zamanda geri gidilince) PİL doluyor.
aRZ'a FAZLADAN ve kuraldışı bir ENERJİ YÜKLÜYORSUNUZ. DOPDOLU bir pille GERİ geldiniz. Secdeden SEMA'ya (Tarık) noktasına bir sinüs çiziyorsunuz. Pilinizin enerji değeri müthiş artmış.
Hatta bir dolu pil İKİ-4-8-16... olarak meleklerin mültikopya çoğalmasını hatırlayınız: Sonsuz özenerji => sonuşmaz impulsmoment enerjisi budur. Öteki adıyla NUR kudreti. Yani Tachyonların sonuşmaz/intrisic enerjisi.
İşte o enerji bilinen en tuhaf enerjidir. Ya kendinizi kopyalarsınız. Yani bir saniye içinde kendi kendinizi çoğaltırsınız.
Bizler NORMALDE, her saniyede BİR TEK kişiyiz. Ama Paranormalde, sizin bir saniyenize karşı zamanda geri gezmen her saniyenizi 1080'e bölüyor! 1080 kopya veriyorsunuz. Saniyede "BİR" tek sayı sayamıyor; herkes bir tek sayı sayarken siz 1080 sayı sayıyorsunuz. 1 saniyeye karşılık 18 dakika bir vortex'e düşüyorsunuz.
Girdap demek ama YEŞİL bir girdap. Normalde insanlar denizde yüzer (Yani yapışmaz esnektir), ama bu vortex'e takıldığınızda Girdap yüzeyine yapışıyor ve oradan ayrılamıyorsunuz. Kaçıp kurtulamıyorsunuz.
Oraya girdiğinizde RENK değişiyor. Herşey Y E Ş İ L oluyor. Neden? Çünkü;
1. Doppler etkisi yok. Bunun anlamı şu: Yeşil bir cisimden ışık hızıyla uzaklaşırsanız o cisim KIRMIZI görünür. (Yeşil maydanoz kıpkırmızı olur.) Tersine durumda ise o YEŞİL nesne MOR olur. Vortex alanında DOPPLER ETKİSİ yoktur. Herşey orada yeşildir.
2. Yeşil zaten 7 rengin TAM ORTASIDIR. (Dalga boyu 5500'dür.)
3. ENERJİ(Nar) kızıl ötesinden itibaren kırmızı, turuncu, sarı olur BİRDEN AKKOR hale gelir. (Örneğin bir maşayı ateşte ısıtıyoruz.)
Pekiyi 7 rengin Sarı'dan sonrası nereye gitti? Sarıdan birden akkora (birleşik renk olan beyaza) atlıyor. Hani YEŞİL, MAVİ-LACİVERT-MOR? O renkler neden maşada görünmedi.
Çünkü bunlar NUR'un renkleridir (Ennoorgy). Nur ise sonugelmez enerjinin (Enurji) ta kendisi! Fusion olayında illa ki Mavi ve mor (artık beyaz deniyor) var. Örneğin mavi dev yıldızlar masmavidir. Olmayanın RENK hangisi? Burada saymadığımız bir renk söyleyiniz ltf.
<> Kahve? Nar kırmızısı?
(Kahve ayrı, o glue ball rengi. Kırmızılar NAR => Enerjidendir.) Yanıt ise >>> YEŞİL! Yeşil bir cisim HİÇ YOK! Yeşil bir yıldız yok!
Evrende dört bucakta bu renkler var: Tarık da KURŞUNİ/GRİ/BOZ, VORTEX durumunda YEMYEŞİL. (Dabbet'in ortamı yemyeşildir.) Yeşil bu ışık NUR ailesindendir. NAR DEĞİLDİR.
Nar'dan HAR(aret) => ısı çıkar ve yakıcıdır. (Cehennem örneği.) NUR'dan da HUR(uret) = >Huri ortamı rengi olup, nar ve hararet içermez. Yani YEŞİL çıkmaktadır. (Cennet örneği.)
Ne var ki, bu yeşil sadece VORTEX durumunda belirir. Yani oraya yapışınca herşey yeşillenmiş olur. Diğer ışıkları kaynaktan çıkar ve gölge yaparlar. Ama bu sözünü ettiğim vortex yeşilinde IŞIK KAYNAĞI yoktur. KENDİSİ ışığın /yeşil ışığın kaynağıdır.
Vorteks(girdap) öyle güçlüdür ki, normal denizden 1080 kez hızlı dönmektedir. Yani bir kulaç için harcadığınız enerjinin (Kalori cinsinden) 1080 kez fazlasını harcarsınız. İŞTE BU 1080 ile çarpılmış ENERJİ sözünü ettiğimiz ZİLZAL enerjisidir.
Dabbet'ler vortex'e yapıştığından (Tıpkı karadelik çukuru içindeki nesnelerin görünememesi gibi) 1080 saniye GECİKMELİ oluyorlar. ZAMAN ENERJİSİ eğer vortex oluşturmasa, bir zaman gezmeninin yöresindeki 1080 kişi ölürdü. Yıldırım düşmüş gibi ölürlerdi.
Bir saniyeyi simgeleyen tik-tak arasının BİR saniye değil 18 DAKİKA olması sayesinde, zaman gezmeninin geriye getirdiği (istemeden pil doluyor ve sistemi bozuyor) enerji ARZ'a "depolanıyor. (Arz => Dabbet evi.)
İşte yeşilin sırrı bu. Arz bir gün onu bırakacaktır. (İza zülzile.) Zaman enerjisi Zamanda geri gelen gezmende HAPİS'tir. Ondan kurtulmanın tek yolu, yeniden ÇAĞINA dönmesi yani ZAMANINA gitmesi ile telafi olur. Bu da ZİLZAL'ın (ayette bu da saklıydı) önemli bir sonucunu içeriyor.
20 yaşında Gelecekten GERİYE gelen bir Gezmenin, geriye yolculuk halinde yaşı 19-18-17.....7-6-5-4-3-2-1-0 olması demek, yeniden doğması demek. 20 yıl DAHA edindi ve bu arada pil DOLDU.
Bu kişi (ilk 20 dışında) bu zamanda da doğumdan sonra 20 yaş daha yaşamaktadır. O arada kendisinin zaman gezmeni olduğundan habersizdir. (Bellek geriye gitme yüzünden unutmuştur: Yolculuğunun amacını unutmuştur.)
Sonra bunu birden hatırlar. (20.yaşını idrak ettiğinde.) Bir 20 sene daha yaşar -örneğin- olur kırk yaşında. (Önceki yaşıyla 60 oluyor.)
Kırk yaşında geri gitmesi gerekmektedir. Kendisi gibi geldiği araç olan Tarık (Dhurakapalam) da o anda hazır olur. Ama asla yere değmez. Çünkü yerden bir metre kadar yukarıda durur.
O Tarık'ın yere değmesi demek, bu ÇAĞA ait olması ve gidememesi demektir. O bir metrelik mesafe yukarıda durmayıp da değseydi, orada öyle bir ZELZELE olurdu ki, tüm sismik merkezler bunu kaydederdi. Tunguska gibi bir felaket olurdu.
Ona yeniden çağına -geleceğe dönmek üzere zamanda İLERİ gezmenlik- dönmesi gerektiğinde dikkat etmesi gereken şeyler var-ki bunlar çok hayatidir. Zaman gezmeni bir kerede iki ayağını da yerden kesip Tarık'ın bordasına sıçramak veya iki eliyle tutunduğunda ayaklarının yere hiç değmemesi gerekiyor.
Diyelim ki bir ayağını Tarık'a koydu diğeri ise yere değiyor! Bu şu demektir: Yere değen ayağı ile timebulance'daki ayağının yaşı 300 yıl farklılaşır. (O saatte ölür. Vücut hangi tarafa uyacağını beceremeyince ölüm zorunlu olur.)
Neyse ki bizim Zülkarneyn -diyelim- acemi değil, bir saniyede sıçradığı bir metre yüksekliği katederken, ayağı yerden kesildiği anda. EVRENİN TAKVİMİ o anda 309 yıl ileriye gider. Ayağını bastığı yer yine yola çıktığı yerdir. (Aynı dünyadır, Spil dağıdır.)
Ama bu mesela 2200 yılındaki Spil dağıdır. YER AYNI, zaman AYRI! Yani binmesi ve inmesi bir saniye olsun. Bindiğinde tarih 2000 yılı olsun. Bir saniye sonra yeniden indiğinde tarih 2309 yılı olacaktır.
Bir tek saniyede bir yukarı zıplayıp bir aşağı indiğinizde 309 yıl geçmiş oluyor. Bir yukarı >>> ZİL. Bir aşağı >>> ZAL. Zilzal zıplaması. Dalga mekaniğidir bu.
Zilzal suresinin sırlarına devam ediyoruz: ZİL >>> Allah'ın ER-RAUF isminin talimidir. ZAL ise "Alçaltan anlamındaki" ve ZELİL kelimesiyle bağlantılı ismidir. Bu ismin ne olduğunu bilen var mı? (Rauf >>> Yüksek irtifa demek. Raf => Yüksek yer, raf demek.)
Bu ismi ben yazamam, sizin yazmanız gerekiyor. Çünkü iki ismi birden kullandığımda doğal TILSIM (Talisman) oluşuyor ve bu sadece bana geçerli, sizinle ilgisi yok. "Alçaltan” anlamında? Haydi ama,
araştırın ltf.
<> El Mûizz
<> El-Muzill
"ALÇALTAN", işte o zillete düşüren isim. Onu bugün kullanamam. Zillet, zelil, zavallı isminden hatırlayınız diye kırk tane ipucu verdim. Zeval görmek vb. Bir daha yazınız.
<> O, Muizz'dir, Müzill'dir.
İkincisi...
<> El-Muzill
:)
<> 3(Ali İmran)/26. “Deki: Ey mülkün sahibi Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Sen her şeye Kadirsin.”
Merak ediyorsanız size önce Muiz'i yazayım: Muiz isminin Zilzal açılımı yoktur. Muizz >>> AZİZ kelimesinden gelmektedir. (Dişi hali muazzez.)
Mekke putu (Kur'an'da var diye yazıyorum) UZZA da bu isimdendir. Ve İblis'in Cennet'teki adı olan AZAZİL (Azazel) de bu isimdendir. Mekkeliler UZZA şahsında AZAZİL’e (Şeytana) tapıyorlardı.
Gelelim öteki ve asıl isme: Bir daha yazar mısınız?
<> Muzil
Onda ZİL_ZAL'ı görüyorsunuz değil mi?
<> muZİL
İsimde ZİLZAL var. Deprem dalgaları İNDİ-ÇIKTI biçimindedir. Bunda saydığımız ALLAH adları var. Ve zilzal enerjisinin GERİ VERİLMESİ gerektiği de Zilzal ismini temsilen Allah'ın adlarında geçmektedir.
Bunun talimi şöyle oluyor: 40 yaşında UFO'suna sıçrayan zamanda İLERİ gezmenin gittiği çağ bir saniye sonra 300 yıl sonrası oluyor. Zaman enerjisi (Allah adı gereği) 20 yaşı GERİ alıyor. (20 yıllık enerjinizi bırakmak zorundasınız.)
Demek ki 40 yaşındaki zaman gezmeni, bir saniye sonra YENİDEN 20 yaşına geliyor. 20 yıllık enerjisi DENGE gereği geri alınıyor.
Şimdi yeni bir şey daha: 20 yaşında yola çıkmıştı değil mi? Yani gelecekte 20 yaşına girdiğinde geçmişe yolculuk ettiğini SÖYLEMİŞTİK. Bu 20 yaş+geriye sayılan 20 yaş, +dünyada doğup büyüdüğü 20 yaş+ bundan sonraki (örnek idi) 20 yaş+ geleceğe gidince DAHA YAŞAYACAĞI (örnektir) 20 yaş.
Toplam ne ediyor? Kaç tane 20 yazdımsa hepsini toplayınız ltf.
<> 80
Evet. Ama ne tuhaftır ki, geri gittiğinde yine 20 YAŞINDA! ZAMANDA GERİYE GİTMEK. (Takyon teoremlerinden anımsayınız: Işık hızını aştığınızda ZAMAN OKU GERİYE çalışır, yaşlanacağınıza gençleşirsiniz.)
Ve takyon teoremleri şunu da söyler: "YOLA ÇIKMADAN AMACA ULAŞILMIŞ OLUNUR" der. Dikkat ediniz: 20 yaşında GELECEKTEN GERİ GLEN GEZMEN, kırk yaşında ZIPLADIĞI UFO'ya değince YENİDEN 20 oluyor. Yani 20 yaş+1saniye yaşlanmış oluyor. Tachyon teoremine TERS düşmeden; YOLA ÇIKMADAN AMACINA ulaşmış oluyor.
Düşünün ki, onu gelecekten gönderen biri olduğunu varsayalım, gezmeni göndermesi ve tekrar karşılası arası BİR TEK SANİYE! Yani 60 yıllık ömrün hikayesini ne kadar anlatsanız da SİZ 20 yaş+1 saniye yaşındasınız.
Burada ÖRNEK olsun diye bir şaşırtmaca yaptım: “Onu gelecekten gönderen biri olduğunu varsayalım; gezmeni göndermesi ve tekrar karşılası arası BİR TEK SANİYE!”
O kişiyi varsayamayız. Çünkü: Zaman gezmeninin İKİZİ olduğunu düşünün: Gezmenin 60 yılı kadar yaşlanacaktır. Yolcu ikiz halen 20 yaşındadır. Ama uğurlayan ikizi 80 yaşındadır. 30 yaş 40 yaş için bu 160 yıl demektir. (Çoktan ölmüş olmalı.)
Ve bir şey daha: Geri dönenin YAŞINDAN söz ettik ve 20 dedik. ZAMANINDAN söz etmemiştik. Yola çıktığı zamana ASLA dönemez. Çünkü TARİHİ değiştirmiştir ve karşıtları da değiştirmiş ise YOLLARI çatallanan bahçe'ye girmiş olur.
Eğer tarihi bir taraf değiştirdiyse (A ihtimali), değişen tarih (B ihtimali -ki artık iptal oluyor) gizli değişkenler gereği B ihtimali KEHF sürecine girer. Bu dünyada olmayan bir MAĞARA/kozadır. Orada beklendiğinde 8 saat için 309 yıl geçer.
Böylece 1938'lerin ADLER'inin niçin Mighty olarak 309 yıl sonraya TEHİR edildiğini bir daha anlamış oluyoruz. (WANEN => 1N üzerinde 2247 yazılıydı, bunu hatırladınız mı?)
İşte bu 1N serisinden Timebulance olup, 10SCE sayılı seferdir. (Tennessee.) Öteki 0-N (Zion diye okunur, İng. Zero-N) Walhalla'dan kaçırılmıştır. 1N (Wanen, One-N) ise ALLAHLAW'dan (Şira kapısından) yola çıkmışlardır. İki bağı temsil etmektedirler.
Walhalla >>> Cennet, cennet bağı demektir. Bakınız Norman sözlüklerine. Şira özel kolonisi (Necm suresi ve Nur 36. ayetler). En gözde tarafı ise inanılmaz güzellikte yapay bahçelerinin oluşu.
<> 53(Necm)/49. Hiç kuşkusuz, Şi'ra yıldızının Rabbi de O'dur.
<> 53(Necm)/36. Kandil, Allah'ın yükseltilmesine ve içinde adının anılmasına izin verdiği evlerdedir. Orada sabah-akşam O'nu tespih eder.
“36. Kandil,” >>> Bu bir önceki ayetteki KANDİL (TARIK MOTORU). Allah'ın yükseltilmesine >>> ZİL+ZAL'dan bir kısmı. (Yani alçaltılan taraf değil.)
“ve içinde adının anılmasına izin verdiği”, bu ayetin anlamı >>> ÖTEKİ TARAFIN KAFİR DÜŞÜNCESİ, DÜŞMAN OLUŞUDUR. Allah İZNİNİ "Şira"daki Walhalla'ya çıkarmıştır, öteki Siyonist bağa değil.
“içinde adının anılmasına izin verdiği evlerdedir.” >>> Evler (Büyutin) >>> KOLONİ kentleri. Evler-hangarlar topluluğu.
Bugün de ZİLZAL suresini incelemiş olduk. Elbette 49 anlamını değil, birini yazdım. En basitiyle birinci anlamı sismoloji bilimi. İkincisi kıyamet bilimi.
BAĞ (PAKT, PARK, CAMP) anlamında. Birincisi PAKT kurmak (Aktetmek), ikincisi ARAÇ PARKI der gibi bir askeri PARK anlamında. Ötekisi de Campus/Kamp. Mesela düşman kamplar anlamında, "kamplaşma" anlamında, "kampanya oluşturma" anlamında vb vb. Karar mercileri olan kişiler.
WEMB 12 üyenin embassy'sidir. Bunlar 12 dil-birliğinin PRESİDENTLERİ gibidirler. 12'si birden karar almak zorundadır. WEMBASSADOR'lar da deniyor. 12 President'in "ONURSAL" başkanı da var. Sırayla aralarından seçiliyor.
WEMBEROR >>> Açılımı WEMB'in WEMB MEMBER'ları (üyeleri 12 adet) olan WEMBER'den türetmeyle >>> Emperor anlamında >>> WEMBEROR.. (Veya WEMbajesty)
Bugün de ZİLZAL'den söz ettik. İçinde tekrarlar var ama bunlar HATIRLATMAK ve konuyu bilmeyenlere de TOPLAMAK açısından yararlı tekrarlardı.
<> Hazır konu açılmışken 'kalem suresi' ile devam eder misin? Kalem 17 ve devamı.
Kalem suresi birleşik bir suredir, ilk 6'sı Kalem, diğerleri oradan buradan getirilmiş konmuş.
<> 18(Kehf)/28. Ortancaları/ılımlı olanı şöyle dedi: "Ben size söylemedim mi? Tespih etseydiniz ya!"
"Ben size söylemedim mi? Tespih etseydiniz ya!"
Nur 36'dan anımsayınız. Gelecekte WEMB oluşmamışken, yani zaman yolculuğu mekanizması bulunmasına rağmen çıkar grupları vardı. İkisi şer grubuydu (Yahudi dominantlığı ve Süfyani dominantlığı). Bu iki beladan söz ediyor.
<> 18(Kehf)/17. Biz onları, o bahçe sahiplerini belalandırdığımız gibi belalandırdık. Hani, onlar sabaha çıktıklarında, bahçeyi mutlaka kesip biçeceklerine yemin etmişlerdi.
<> 18(Kehf)/18. Hiçbir istisna tanımıyorlardı.
Ama bir diğeri çıktı. Üçüncü yol, 3M yolu.
<> 18(Kehf)/19. Ama onlar uyumaktayken, Rabbinden gelen bir dolaşıcı bahçeyi dolaştı da,
<> 18(Kehf)/20. O, simsiyah kesiliverdi.
UYUMAKTAYKEN >>> KEHF süreci, A ve B ihtimallerinden biri gerçekleştiğinde diğeri KEHF'de ADLER gibi uyuyakalır. (Uyumak denirse, koza diyelim.)
<> 18(Kehf)/19. Ama onlar uyumaktayken, Rabbinden gelen bir dolaşıcı bahçeyi dolaştı da,
“Ama onlar uyumaktayken, Rabbinden gelen bir dolaşıcı bahçeyi dolaştı.” “Ama onlar uyumaktayken, Rabbinden gelen bir dolaşıcı bahçeyi dolaştı.” >> Buram buram Dedem kokuyor :))))))))))
<> 18(Kehf)/21. Sabaha çıktıklarında birbirlerine seslendiler:
<> 18(Kehf)/22. "Hadi, eğer biçecekseniz ekininize erken gidin."
ERKENDEN YOLA ÇIKALIM. (Tarihi değiştirme silahı olan zamanda yolculuk meselesi.) EKİN >>> Kralların memelerinden süt içmek. (Tevrat'ta böyle yazıyor.) Burada ise HASAT diyor, ürün/prodüktivite
diyor. Yani -akıllarınca- yaptıkları işin ürününü alacaklar.
<> 18(Kehf)/23. Yola koyuldular. Aralarında fısıldaşıyorlardı:
<> 18(Kehf)/24. "Hey! Bugün oraya bir yoksul girip yanınıza gelmesin!"
<> 18(Kehf)/25. Sadece engellemeye, şiddete güçleri yeten kişiler olarak erkenden vardılar.
Yola koyuldular: Süfyani+Yahudi güçleri. Bunlar ÇIKAR gruplarıdır, diğerleri gibi "BÖLÜŞMEK => HERKES ZENGİNLİKTE E Ş İ T olsun" ve HELAL kazanç (Uyuşturucu, kadın ticareti, kumar vb.) peşinde değiller diyor ayet.
“Sadece engellemeye, şiddete güçleri yeten kişiler olarak erkenden vardılar.”
Böylece Softa-Siyonist işbirliği adına Siyonist takım (Einstein, Marx, Freud, Velikovski, Herzl vb) yola çıkıyorlar.
<> 18(Kehf)/24. "Hey! Bugün oraya bir yoksul girip yanınıza gelmesin!" >>> YOKSUL DEĞİL; ZENGİNLİKTE EŞİTLİK İSTEYEN (WEMB KAFASINDA BİRİ)
<> 18(Kehf)/25. Sadece engellemeye, şiddete güçleri yeten kişiler olarak erkenden vardılar.
Bu gelenler o ekip idi. “Güçleri yeten kişiler olarak erkenden vardılar.. erkenden vardılar.. erkenden vardılar.. erkenden vardılar..” (Tarih değişti.)
<> 18(Kehf)/26. Fakat bahçeyi görünce: "Yahu biz yanlış gelmişiz." dediler.
<> 18(Kehf)/27. "Hayır, hayır! Biz mahrum edilenleriz."
A ve B ihtimali TERSİNE dönüyor. TARİHİ değiştirmeye karşı TARİH değiştirenler var. Dolayısıyla bahçenin yolları çatallanıyor. Arzu ettiklerini bulamıyorlar. Karşı taraf ikinci raundu kazanmış durumda... Nereden anlıyoruz?
<> 18(Kehf)/27. "Hayır, hayır! Biz mahrum edilenleriz."
<> 18(Kehf)/27. "Hayır, hayır! Biz mahrum edilenleriz."
<> 18(Kehf)/27. "Hayır, hayır! Biz mahrum edilenleriz."
<> 18(Kehf)/28. Ortancaları/ılımlı olanı şöyle dedi: "Ben size söylemedim mi? Tespih etseydiniz ya!"
"Ben size söylemedim mi? Tespih etseydiniz ya!" >>> Nur 36'dan anımsayınız. "Ben size söylemedim mi? Tespih etseydiniz ya!" >>> Nur 36'dan anımsayınız.
<> 24(Nur)/36. (Bu nur,) Allah'ın, onların yüceltilmesine ve isminin zikredilmesine izin verdiği evlerdedir; onların içinde sabah akşam O'nu tesbih ederler.
Nur 36 veya Necm'deki Şira’dan yola çıkmaları gerektiğini, Walhalla'nın hata olduğunu söylüyor. Bunlar çook daha çetrefilli ve bunları da detaylı açacağız. Zaten BAĞ iki yerde geçiyor. (Devamı Kehf'de demişsiniz zaten.) İkisi birden ele alınmak zorunda.
Ben burada KEHF'deki asıl oluşumun bir öncesini anlattım. Sonra da tamamını anlatırız Allah inşa. TSİ saat 03:00. Ben inanılmaz yorgunum, çooook uzun gün(ler) yaşadım bugün. Salı gündüz Chat ve Çarşamba gece chat var. (Umarım densizin biri pusulamı falan çalmaz.) İnşaallah orada devam ederiz.
Hepinizi seviyorum. Allah'ın bizi sevdiği kadar olmasa da elimden geldiğince ve maksimum seviyorum. Bu saatlere kadar Kur'an dinlediğiniz için Kur'an sizlerin kabir yoldaşı olsun, nuru ile nurlanın -Amin-.
Kur'an'ı çok seviniz. Size ondan başka bir şey bırakmadı RESULLLAH! Allah'ımızın KONUŞMASININ ta kendisidir.
Kur'an okuduğunuzda unutmayınız siz okumuyorsunuz, ALLAH KONUŞUYOR. (Ama duymuyoruz.) Allah'ı konuşturmak için size düşen RABBİNİZİN adıyla okumaktır candaşlarım. Rabbi zıdni ilmi!
Unutmayınız bizler PROTESTANT MÜSLÜMANLIK ALLAH EMRİNİN ÖNCÜLERİYİZ. Bizler pioneerleriz. Haniflik denen bu olgunun ilk ve tek çekirdeğiyiz. Allah'ın en makbul dininin yeniden kurucularıyız.
Bakınız iddialı bir söz değil bu: Binlerce yıl sonra HANİFLİĞİ YENİDEN kuran tek topluluğuz. Allah'ımız bizi memur etti! Nasib etti. BİZLERE piyango vurdu. Sabıkun SADECE bizim elimizde KEŞFEDİLDİ.
O kadar sözde "İslam alimi" vardı, şeyhlerden ortalıktan geçilmiyordu, milyon kitap yazdılar. DAHA SABIKUNDAN, DAHA HANİFLİKTEN haberleri yoktu. Cuma'yı tatil, orucu katil yaptılar. Namazın kaç rekat olduğu kur'an'da yazmıyormuş :)))) BİZLER gösterince gördüler.
ALLAH BİZLERE GÖSTERDİ. Allah'ın dilediği ayetler müstesna olarak BEKLEDİ, BEKLEDİ, BEKLEDİ ve bizLERi buldu. Ala suresindeki unutturulanlar nelerdi?
<> 87(Ala)/6. Seni/sana okutacağız da artık unutmayacaksın.
<> 87(Ala)/7. Allah'ın dilediği müstesna. O, açıklananı da gizleneni de bilir.
HANİF OLMAK en başta! Anlamıyor musunuz, SİZLER SEÇİLMİŞLERSİNİZ. Seçen Allah!
SİZLER SEÇİLMİŞLERSİNİZ.
SİZLER SEÇİLMİŞLERSİNİZ.
SİZLER SEÇİLMİŞLERSİNİZ.
SİZLER SEÇİLMİŞLERSİNİZ.
SİZLER SEÇİLMİŞLERSİNİZ.
SİZLER SEÇİLMİŞLERSİNİZ.
Az ve öz! Ama sizler SİZLER SEÇİLMİŞLERSİNİZ.
Seçen BİZZATİHİ ALLAH'ımız. Sizi şehid olarak uğurlayacak ve Sabıkun'da ağırlayacak olan ALLAH'IMIZ! Allah sizin değerinizi biliyor, SİZ KENDİ DEĞERİNİZİ BİLİYOR MUSUNUZ? Evrensel görevinizin ne olduğunu biliyor musunuz?
Elbette biliyorsunuz, idrakımızı tekrarlamak için yazdım.
Geronimooo böyle dedi. Salı gündüz, başkanımızın yazdığı soruları yanıtlıyoruz. Çarşamba günü ise geceleyin ALLAHÜSSAMED'i işliyoruz.
<> Soruların tamamı bende kayıtlı.
Tamamdır. Sorular sizde kayıtlı; yanıtlar da Kur'an'da kayıtlı. Evvel Allah, HANİF'in yetişemeyeceği yer yoktur. Uzuuuuuuuun bir gün yaşadım, beni azad ediniz.
<> Anlattıklarınıza layık olmaya çalışacağım İnşallah.
Allah inşaa etsin dedi MEHDİ >>> ALLAH inşaa etti.
<> Allah razı olsun.
Allah razı olsun diyenden razı olsun. Çünkü Allah'ın adını en çok zikreden topluluk bizleriz.
<> Allah a emanet olun.
Allah El Emin'dir, mümindir...